Anasayfa / Editoryal / En kötü sona doğru

15 Ocak

En kötü sona doğru

Devlet barış isteyen 1128 akademisyene, on yıl önce Hrant Dink’e yaptığının aynısını yapıyor

11 Ocak 2016 tarihinde, 1128 akademisyen  Kürt illerinde  her gün artarak devam eden  sivil ölümlerin ve kentlerdeki sokağa  çıkma yasaklarının son bulmasını talep eden  bir bildiri yayınlayıp, barış için tekrar müzakere masasına dönülmesi konusunda devlete çağrı yaptılar.
 
Bildirinin sosyal medyada geniş yer bulması, tartışılması ve önemli bir gündem oluşturmasından sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, büyükelçiler konferansında imzacı akademisyenleri  hedef gösterdi, haklarında sert ve  aşağılayıcı nitelemeler yaptı. Erdoğan, o günden sonra da çeşitli vesilelerle bildirinin suç teşkil ettiğini iddia edip ilgili kurumları göreve çağırdı.
 
Aynı gün cinayet, gasp, dolandırıcılık gibi birçok suçtan hüküm giymiş olan mafya lideri Sedat Peker, üçüncü sınıf korku filmlerini aratmayan bir açıklama ile bildiride imzası olan akademisyenlerin kanlarında duş alacaklarını söyleyerek açık bir tehditte bulundu.
 
Cumhurbaşkanı’nın çağrısını emir telaki eden YÖK ve birçok üniversite yönetimi de bildirinin terör propagandası içerdiğini peşinen kabul ederek, bu bildiriye imza atan akademisyenler hakkında idari soruşturma açılacağını duyurdu.
 
Erdoğan’ın “ilgili kurumlar gereğini yapacak” buyruğundaki diğer muhatap olan savcılarsa birçok şehirde akademisyenlere soruşturma açtı, hatta bazı akademisyenleri gözaltına aldı.
 
Ve nihayetinde İstanbul Cumhuriyet Savcılığı 1128 akademisyen hakkında “Türk Milletini aşağılamak ve örgüt propagandası yapmak” suçundan re’sen soruşturma başlattığını duyurdu.
 
1984 yılında barış istediği için aydınları yargılayan  askerlerin yönetimde olduğu bir Türkiye’den, 2016’da yine barış isteyen akademisyenlerin yargılanacağı bir Türkiye’ye geldik. 1984 ile  2016’nın  farkı  Başbakan Davutoğlu’nun o ünlü deyişi ile “360 derece.”
 
Türkiye tarihinin en büyük davalarından ve en kara lekelerinden biri olmaya aday bir soruşturmadan söz ediyoruz.
 
Barış isteyen akademisyenlere yöneltilen suçlamalar ibretlik: Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde yer alan “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, kurumlarını aşağılamak” ile Terörle Mücadele Kanunu’nda belirtilen “terör örgütü propagandası yapmak” fiilleriyle suçlanıyorlar. 
 
Bunun anlamı şudur: Türkiye Cumhuriyeti devleti bugün 1128 akademisyene, bundan on yıl önce Hrant Dink’e yaptığını yapmakta; onları karalamakta, işlemedikleri bir suçla itham etmekte, en tepeden hedef göstermekte ve açıkça tehdit edilmelerine göz yummaktadır.
 
1128 akademisyen bir anda Cumhurbaşkanından havuz medyasına, mafya liderinden baro başkanına, savcısından YÖK’e kadar elinde yetki ve kuvvet bulunan bir kesimin hedefi haline geldi.
 
Akademisyenlerin örgüt propagandası yaptıkları, Türk milletini, devletini aşağıladıkları iddia ediliyor, toplumsal algı bu şekilde örülüyor, lince zemin hazırlanıyor.
 
1128 akademisyenin bildirisi bir barış bildirisidir. İçinde suç unsuru oluşturabilecek hiçbir unsur yoktur.

Anayasa'nın 26. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ifade özgürlüğünün geniş tanımını belirleyen kararları ortada.

Bu maddeleri ve kararları devlet gayet iyi biliyor. 1128 akademisyenin bildirisinde suç unsuru olmadığını da gayet iyi biliyor.

Hal böyleyken Cumhurbaşkanı’nın işaretiyle akademisyenlere karşı girişilen operasyon, devletin kendi yaptıklarının ifade edilmesinden duyduğu korkunun bir sonucu.

Korkutarak susturmak istiyorlar, çünkü gerçeğin ifadesinden korkuyorlar.

Korkuyorlar ve çok kötü bir sonu cumhurbaşkanıyla, YÖK’üyle, baro başkanıyla, mafya lideriyle elbirliği içinde hazırlıyorlar.

Korkunun o kötü sona faydası yok.

O kötü son bu memlekete çok zarar verecek.

O kötü son, o kötü sonu hazırlayanları da bitirecek.

1128 akademisyenin barış bildirisi, Türkiye’nin o kötü sona doğru giderek hızlanarak ilerlediğini uzun zamandır gören ya da en azından artık farketmeye başlayan herkesin sahip çıkması gereken bir uyarıdır. Bir “bu gidişat iyi değil” mesajı,“yanlıştan dönün” çağrısıdır.

1128 akademisyen bu çağrılarında yalnız değildir.

Punto24 Bağımsız Gazetecilik Platformu olarak, önümüzdeki soruşturma ve olası dava sürecinde barış isteyen akademisyenlerin yanında olacağımızı ilan ediyoruz.

Punto24 Hukuk Birimi, idari ve adli soruşturmaya uğrayan akademisyenlere hem bu soruşturmalarda hem de açacakları karşı davalarda hukuki destek sağlayacak.

Punto24 yöneticileri, üyeleri ve kaynaklarıyla, sesiyle ve sözüyle 1128 akademisyenin haklarını sonuna kadar savunacak.

İfade özgürlüğü için, barış için, memleketimizin sürüklendiği o kötü sona sonuna kadar direnmek için.
 
 
 
 
 
 

Etiketler: punto24 , hukuk birimi , akademisyenler , destek , cumhurbaşkanı , erdoğan , yök , savcılık , soruşturma , sedat peker , tck 301 ,

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
?
?
?
?
?

P24’E YAZIN

Proje ve çalışmalarımızla
ilgili düşünce, öneri
ve görüşlerinizi
bize buradan iletebilirsiniz.

FİKRİNİ PAYLAŞ
P24’E YAZIN
Proje ve çalışmalarımızla ilgili düşünce, öneri ve görüşlerinizi bize buradan iletebilirsiniz.

Fikrini paylaş >>
© TUM HAKLARI SAKLIDIR.

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design