Anasayfa / Güncel / Ahmet Altan’dan Silivri savunması

23 Haziran

Ahmet Altan’dan Silivri savunması

“Darbeye iştirak” suçlamasıyla üç müebbetle yargılanan Ahmet Altan tutuklu bulunduğu dokuz ayın ardından savunmasını yaptı

 
Gazeteci yazar Ahmet Altan, kardeşi Mehmet Altan ve gazeteci Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 16 kişiyle birlikte “darbeye iştirak” suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşmasının dördüncü gününde dokuz aydır tutuklu bulunduğu Silivri’den SEGBİS sistemiyle savunmasını yaptı.
 
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Altan iddianamedeki suçlamaları reddetti, kardeşi Mehmet Altan’ı kastederek, “Biz AKP’yi ve izlediği politikaları eleştirdiğimiz için tutuklandık. Bu yüzden müebbetle yargılanıyoruz” dedi. Altan adalet sistemine güveninin olmadığını, bu nedenle tahliye talebinin de bulunmadığını söyledi.
 
“Temelsiz bir metin” olarak nitelediği iddianameye karşı bir iddianame yazmak için savunmasını yapacağını söyleyen Altan “İddianameyi incelediğimizde hukuk sisteminin cüzzama yakalandığını, etlerinin lime lime döküldüğünü dünyayla birlikte göreceğiz,” diye konuştu.
 
İddianamede HTS kayıtlarına dayanılarak darbecilerle irtibatlı gösterilmeye çalışılmasını eleştiren Altan, “Biz, darbeyi yönlendirdiği iddia edilen adamları tanıdığı iddia edilen adamları tanıyormuşuz... Birini ‘tanımak’ nasıl suç olabilir? Bir suçluyu tanıyorsanız bu sizi suçlu yapar mı” diye sordu.
 
Altan, “Suçlanan hatta mahkûm olan insanlarla konuşmak suç değildir. Öyle olsaydı hapishanelerdeki mahkumları ziyaret eden herkes yargılanırdı” dedi.
 
İddianamede kendisi hakkındaki bir tanık ifadesiyle Gezi olayları ile Taraf gazetesindeki yazıları arasında irtibat kurulmaya çalışıldığını söyleyen Altan, Taraf gazetesinden 2012 yılında ayrıldığını hatırlatarak Gezi protestoları başladığında kendisinin evine kapanmış roman yazmakta olduğunu söyledi.
 
Altan, “Ben o dönemde Taraf’ta yazmıyordum ama yazsaydım kesinlikle Gezi’yi desteklerdim. Gezi olaylarının devletin ve halkın vicdanına seslenen bir hareket olduğuna inanıyorum... Örgütsüz, lidersiz, halkın içinden kabaran, zeki, cesur ve barışçı bir hareketti” dedi.
 
İddianamede geçen ve Uludere olayı sırasında genel yayın yönetmenliğini yaptığı Taraf gazetesinde çıkan “Devlet halkını bombaladı” şeklindeki başlığı da savunan Altan, “Bugün de aynı düşünüyorum. Ama bunun 15 Temmuz darbesiyle ne ilişkisi var” diye sordu.
 
İddianamede kendisi aleyhine ifadelerine yer verilen Nurettin Veren’i de eleştiren Altan, Veren’in kendisi hakkında Gülen cemaatinin televizyonlarından birinde haftalık program yaptığını ve program başına 3 bin dolar aldığını söylediğini aktardı ancak kendisinin 20 yıldır tek bir televizyon programı yapmadığını söyledi.
 
İddianamedeki Söğüt isimli gizli tanığın ifadesine dayandırılarak Taraf gazetesinin Alaattin Kaya’nın ziyaretlerini takiben AKP aleyhine yayınlar yaptığını iddia eden suçlamaya da cevap veren Altan, Söğüt’ün iddianamedeki ifadesine göre benim Alaattin Kaya’yla ilişkilerim 17-25 Aralık 2013’e kadar devam etmiş. Kaya, o tarihe kadar Taraf Gazetesi’nde bana dosyalar ve kapalı zarflar getirmiş. 17-25 Aralık 2013’te ben Taraf Gazetesi’nden ayrılalı bir yıldan fazla olmuştu. Bu kadar net. Bu iddianameyi yazan savcı ‘bu Ahmet Altan Taraf Gazetesi’nden ne zaman ayrıldı’ diye hiç mi merak etmez” diye sordu.
 
Kendisinin talimatla yazı yazdığı suçlamasını eleştiren Altan, “Ben otuz beş yıldır bu ülkede yazı yazıyorum. Çizgim milim değişmemiştir. Demokrasi ve hukuk isteyen herkesi destekler, demokrasi ve hukuka karşı çıkan herkesi eleştiririm” dedi.
 
Yazıları dolayısıyla 300’e yakın davada yargılandığını anlatan Altan, “O yazıları kimin emriyle yazmışım? Kim bana bunca davadan geçmeme yol açacak yazıları yazdırmış? Askeri vesayetle kimin emriyle mücadele etmişim” diye sordu.
 
Altan, “AKP aleyhinde yayın yapmak ne zamandan beri suç? AKP’yi eleştirmem, bir siyasi partiyi hataları konusunda uyarmam nasıl olur da darbecilik kanıtı olarak bir iddianameye yazılabilir” dedi.
 
İddianamede, Taraf gazetesinin “terör örgütü lehine süreklilik arz eden yayınlar yaptığı” iddiasına cevap veren Altan, “Taraf Gazetesi, hiçbir dönemde Cemaat ‘lehine süreklilik arz eden’ haberler yapmadı. Yapsaydı da suç olmazdı. Savcı ‘örgüt lehine süreklilik arz eden’ yayınlara ve söylemlere bakmak istiyorsa AKP’ye bakacak. Cemaatin örgütlediği bir toplantıda Fethullah Gülen’e ‘muhabbetlerini’ sunan Tayyip Erdoğan’a bakacak. Meclis kürsüsünden Gülen’i kendini parçalayarak savunan bugünkü Adalet Bakanı’na bakacak” dedi.
 
İddianamede Zaman gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ile telefon kayıtlarının suç delili olarak yer almasını eleştiren Altan, “Tanışmamız sanki büyük bir suçmuş gibi iddianameye yazılan adamlar celep, kabzımal, inşaatçı değil. Medya dünyasının içindeler,” dedi. Altan, “Bir bakın, eğer benim Ekrem Dumanlı ile konuşma sayım, Ekrem’in Tayyip Erdoğan’ın uçağına binme sayısından fazlaysa gelin Dumanlı ile konuşma suç mu değil mi tartışalım” şeklinde konuştu.
 
Balyoz haberleri
 
Altan, iddianamede hakkındaki suçlamalara gerekçe olarak gösterilen ve Taraf gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yaptığı dönemde yayımlanan Balyoz haberlerini de savundu, kendisine ulaşan ve doğru olduklarına kanaat getirdiği belgeleri haberleştirmemenin gazetecilikle bağdaşmayacağını söyledi.
 
Balyoz haberlerinin yayımlanmasının tek sorumluluğunun kendisine ait olduğunu söyleyen Altan, “O gazetenin genel yayın müdürü bendim, benden başka kimse o haberlerin yayımlanmasına karar veremezdi” dedi.
 
“Bugün 'Birinci Ordu’nun generalleri toplanıp siyasetçileri gözaltına alma, belediye başkanlarını değiştirme, 200 bin kişiyi tutuklayıp stadyumlara
doldurma, Yunanistan’la çatışma planları yapabilirler, kimse karışamaz' diyor musunuz?” diye soran Altan, “Eğer bugün generallerin böyle hazırlıklar yapmalarının suç olduğunu kabul ediyorsanız, bunun 2003 yılında yapılmış olmasının suç olduğunu da kabul etmek zorundasınız. Ve bir suçun belgelerini bulan gazetecinin o belgeleri yayımlaması hem hakkı hem görevidir” dedi.
 
Balyoz haberlerini yayımlamak suretiyle terör örgütü mensubu olmayan subayların tasfiye edilerek yerlerine örgüt mensubu subayların getirilmesi ve böylece 15 Temmuz darbesinin zeminini hazırlaması suçlamasına dair olarak ise Altan ilgili tayin ve terfi kararlarının altında kendisinin imzasının bulunmadığını belirterek şunları söyledi:

“Bir gazete, 2010 yılında yayımladığı bir haberle 2016’ya kadar 6 yıllık süreçteki bütün askerî tasfiye, tayin, terfi işlemlerini yapacak bir güce sahip midir? Ben, 2010’da bir haber yayımlayarak 2016’ya kadar bütün tayin ve terfileri gerçekleştirebilir miyim? Üstelik de 2012’de gazeteciliği bırakarak bunu yapabilir miyim?”
 
“Altı yıllık süreçte bu kadar tayin, terfi, tasfiye yapılabilmesi için devletin içinde büyük yetkilere sahip insanların organize bir çalışma yapması gerekir" diyen Altan, “Altı yıllık süreçte bu organize çalışmayı kim yaptı peki? Bunun cevabını bulmak zor değil. Cevap çok açık. Bu tayinlerin, terfilerin altında kimlerin imzaları varsa onlar yaptı. O tayin ve terfilerin altında benim imzam var mı? Yok. Kimlerin imzası var peki? Bu “süreçte” görev yapmış genelkurmay başkanlarının, Yüksek Askerî Şûra üyesi generallerin, hükümet üyelerinin, başbakanların ve cumhurbaşkanlarının” şeklinde konuştu.
 
Taraf gazetesinin Ergenekon davası konusundaki yayınlarıyla ilgili suçlamalara cevap veren Altan, “Bir katiller sürüsüdür Ergenekon… Ben bu çetelerin ortaya çıkarılmasını kesinlikle destekliyordum, bugün de destekliyorum” dedi.
 
Altan yine iddianamede hakkındaki suçlamalara dayanak olarak gösterilen ve 14 Temmuz 2016 akşamı Nazlı Ilıcak ve Mehmet Altan’la birlikte kapatılan Can Erzincan televizyonunda yayınlanan programdaki sözlerini ve iddianamede adı geçen üç köşe yazısında yazdıklarını da savundu; iktidarı eleştirmenin de seçimle iktidardaki partinin iktidardan gideceğini söylemenin de “darbecilerle fikir ve eylem birliği içinde olma” ya da “darbeye zemin oluşturma” olarak görülemeyeceğini söyledi.
 
Altan, “’AKP iktidardan gidecek’ demişim. Aynen böyle düşünüyorum. Bu savcı ne düşünüyor? AKP’nin asla iktidardan gitmeyeceğini mi?” diye sordu.
 
Altan, “hapishaneden korkacağını bekleyenlere” cevap olarak “Boşuna beklemeyin. Ben sizin korkutabileceğiniz bir adam değilim. Önümdeki birkaç yıl için arkamdaki onlarca yılı korkaklık ederek çöpe atacak biri de değilim” dedi.
 
“Altanlar davasını tüm dünya biliyor”
 
Duruşmada savunmaların ardından sanık avukatlarının açıklamalarına geçildi. Ahmet ve Mehmet Altan’ın avukatı Ergin Cinmen, “‘Gerçek ötesi’ bir iddianame var aslında.  Savcı her türlü hukuki ve fiili gerçekten uzak bir ‘kopuş’ iddianamesi yazmış. 247 sayfa iddianame, üç müebbet artı 15 yıl. Kim için? Bir iktisat profesörü, milyonların okuduğu bir yazar,” şeklinde konuştu.
 
Müvekkillerine karşı açılan davanın Rosenbergler, Dreyfus ve Nazım Hikmet davalarıyla birlikte anılacağını söyleyen Cinmen, “Tüm dünya Altan kardeşler davasını biliyor” dedi.
 
Davanın internet üzerinden yapılan bir ihbarla başladığını ve bir de Ahmet Altan’a yönelik mesnetsiz suçlamaların yapıldığı isimsiz bir ihbarın bulunduğunu aktaran Cinmen, bu durumu Engizisyon davalarındaki gibi suç atıp masumiyeti kanıtlama yükünün suçlananlara bırakılmasına benzetti.
 
“Bizim iki müvekkilimiz de tutuklanmadılar, bir yerde tutuldular, tutulmaya da devam ediyorlar. Bu dosyada hukuken tutuklama olmaz” diyen Cinmen soruşturma dosyasında yine Engizisyon mahkemelerindeki gibi gizliliğin hâkim olduğunu söyledi.
 
Cinmen, “Dosya bize kapatıldı. Ama hazırlık soruşturması sabah.com.tr'ye sızdırılıyordu. Her ay tutukluluğa itiraz dilekçelerimizi sabah.com.tr 'den aldığımız haberlere göre yazdık” dedi.
 
Cinmen, Altanların Nazlı Ilıcak’la birlikte 14 Temmuz 2016 gecesi katıldıkları ve kapatılan Can Erzincan TV’de yayınlanan programdaki açıklamalarının darbeye karşı bir ikaz, gidişatı değiştirmek için bir uyarı olduğunu söyledi. 
 
“Hiçbir YAŞ kararının altında ne Ahmet Altan'ın ne Mehmet Altan'ın imzası var ama Erdoğan ‘milletim bizi affetsin, bunları devlete biz yerleştirdik’ dedi” diyen Cinmen, “Bu dava bir kısım çevrelerin müvekkillerin muhalif kimliğini yok etmek için açtığı bir davadan başka bir şey değildir” ifadelerini kullandı.
 
Duruşma Cuma günü bitecek
 
Pazartesi günü görülmeye başlanan duruşmada Ahmet Altan’la birlikte Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, kapatılan Zaman gazetesi Görsel Yönetmeni Fevzi Yazıcı, Marka Pazarlama Direktörü Yakup Şimşek, eski Polis Akademisi Öğretim Görevlisi Şükrü Tuğrul Özşengül ve tutuksuz sanık Tibet Sanlıman savunma yaptı.
 
Duruşmanın kalan avukat açıklamalarının yapılmasıyla Cuma günü sona ermesi bekleniyor.
 
Toplam 17 kişinin yargılandığı davanın aralarında Zaman eski Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın da olduğu diğer 10 sanığı hakkında yakalama kararı bulunuyor. 

Ahmet Altan'ın savunmasının tam metnini buradan okuyabilirsiniz

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
?
?
?
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design