Anasayfa / Güncel / Şık’ın TCK 301’den yargılandığı dava 18 Eylül'e ertelendi

22 Mayıs

Şık’ın TCK 301’den yargılandığı dava 18 Eylül'e ertelendi

Duruşma esnasında Şık’ın devlete yönelik eleştirel ifadeleri hâkimin gazetecilere yaptığı uyarıyla kesintiye uğradı

 
Araştırmacı gazeteci ve Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ahmet Şık, Twitter paylaşımları gerekçesiyle iki ayrı iddianame üzerinden yargılandığı davanın 22 Mayıs günü İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen üçüncü duruşmasında hâkim karşısına çıktı. Mahkeme, esas hakkında savunma için süre talebinde bulunan Şık ve avukatının talepleri doğrultusunda davayı 18 Eylül 2018 tarihine erteledi.
 
P24 tarafından mahkeme salonunda izlenen duruşmada Şık ve avukatı Can Atalay hazır bulundu.
 
Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görülen duruşmada hakkındaki suçlamaya karşı sözleri sorulan Şık, söz konusu paylaşımlarının arkasında olduğunu, paylaşımlarının “Devlete yönelik sert birer eleştiri olarak algılanması gerektiğini” belirtti.
 
Paylaşımlarının suçlama konusu edilecek nitelikte olmadığına vurgu yapan Şık, sözlerinin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirtti.
 
Şık sözlerini şöyle sürdürdü: “Hakkımdaki başka davalarda da belirttiğim gibi, dünya üzerinde eline kan bulaşmamış devlet yoktur, ve Türkiye de bundan bağımsız bir devlet yapısına sahip değildir. Devletin bizatihi arkasında olduğu olaylarda gözaltında kayıplar, işkencede insan öldürme, faili meçhuller ve yargısız infazları kattığımızda, bunun bir terör faaliyeti olduğunu düşünüyorum.”
 
Şık’ın bu sözleri, hâkimin mahkeme salonunda davayı takip etmekte olan gazetecilerin bilgisayar ve telefonlarına not almamaları konusunda yaptığı uyarıyla kesintiye uğradı.
 
Hâkimin uyarısının ardından sözlerine devam eden Şık, bu dava ve benzeri davaların siyasi iradenin talimatı üzerine açılan, susturma amaçlı davalar olduğunu, dava konusu edilen fiillerin suç teşkil etmediğini ifade etti.
 
Hâkimin birleşen dosyadaki iddianamede yer verilen yayınlarla ilgili sözlerini sorması üzerine, Şık, “Yazdıklarımın arkasındayım, herhangi birinin suç vasfı taşıdığını düşünmüyorum” dedi.
 
Birleşen dosyayla ilgili ifade vermediğinin, yalnızca çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği’nce kararın yüzüne okunduğunun altını çizen Şık, bu duruşmada yalnızca hakkındaki suçlamayla ilgili genel bir değerlendirme yaptığını belirterek, esas hakkında savunmasını tek tek deliller üzerinden sunmak için süre talebinde bulundu.
 
Şık sözlerini şöyle tamamladı: “Devletin hukuksuz uygulamalarının radikal bir eleştirisi olarak nitelediğim ifadelerimin tartışılacağı yer mahkeme salonu değildir. Bu yargılamanın kendisi o eleştirinin gereğidir. Bunlar ancak sohbet ve tartışma konusu olabilir.”
 
Şık, bu davada Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesindeki “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlamasıyla 3 buçuk yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.
 
Anadolu Ajansı muhabiri Kerem Kocalar’ın 2015 yılında yaptığı ihbar sonucunda açılan ve Şık’ın 2 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davaya, 2018 yılının Ocak ayında bir iddianame daha eklenmişti. İkinci iddianamede, aynı mahkemede açılan dava ile hazırlanan son iddianame arasında fiili ve hukuki irtibat olduğu öne sürülerek, suçun zincirleme olarak işlendiği iddia edilmişti. Bunun sonucunda Şık hakkında istenen ceza süresi 3,5 yıla çıkmıştı.
 
Bu davada suçlamaya dayanak teşkil eden Twitter paylaşımları, Şık’a yargılaması Nisan ayında biten Cumhuriyet gazetesi davası kapsamında da suçlama olarak yöneltilmişti. Şık, Cumhuriyet davası kapsamında 400 günden uzun süreyle Silivri Cezaevi’nde tutuklu kalmış, 9 Mart günü görülen altıncı duruşmanın sonunda tahliye edilmişti. Şık, Cumhuriyet davasında “terör örgütüne üye olmadan yardım etmek” suçundan 7 buçuk yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design