Anasayfa / Medya izleme / “Üst mahkemeler de AYM’yi dinlemiyor”

16 Ocak

“Üst mahkemeler de AYM’yi dinlemiyor”

Mehmet Altan ve Şahin Alpay’ın itirazlarının üst mahkemelerce reddedilmesi sadece iki gazetede yer bulabildi.



Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararına rağmen 27. Ağır Ceza Mahkemesi Mehmet Altan’ın, 14. Ağır Ceza Mahkemesi de Şahin Alpay’ın itirazlarını reddetti. 

Cumhuriyet habere manşetin altında, “Üst mahkemeler de AYM’yi dinlemiyor” başlığıyla yer verdi ve “Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararına karşın yerel mahkemelerce tahliye edilmeyen Mehmet Altan ve Şahin Alpay’ın itirazları üst mahkemeler tarafından da reddedildi. Altan’ın başvurusuna bakan 27. Ağır Ceza Mahkemesi, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmadığı gerekçesiyle ‘tutukluluğa devam’ dedi. Karara muhalif kalan üye, AYM’nin kısa gerekçesinin yayımlandığını vurgulayarak, ‘Gerekçeli kararın beklenmesinde hukuki yarar yoktur. AYM kararları kesindir’ dedi. Alpay’ın başvurusuna bakan 14. Ağır Ceza Mahkemesi de kuvvetli suç şüphesi olduğunu, AYM’nin kararının ‘otomatik tahliye’ sonucunu doğurmadığını ileri sürdü” dedi.   

Sabah gazetesi haberi ön sayfasının altından, “Altan ve Alpay’ın tahliye talebine mahkemeden ret” başlığıyla anonsladı.

“Tüm basın davalarına örnek olsun”

10 Ekim Ankara Katliamı’yla ilgili haberler nedeniyle Evrensel ve Cumhuriyet gazeteleri çalışanlarına açılan dava düştü.
Evrensel sürmanşetindeki habere, “Tüm basın davalarına örnek olsun” başlığını attı ve “10 Ekim Ankara Katliamı’nda canlı bomba istihbaratına rağmen alınmayan önlemlere ilişkin yayımlanan haberler nedeniyle gazetemiz Evrensel ile Cumhuriyet hakkında açılan dava düştü. Dava sonrası gazetemize konuşan basın meslek örgütü temsilcileri, ‘Dava zaten hiç açılmamalıydı, ama bu karar önemlidir. Tüm basın ve ifade özgürlüğü davalarında benzer kararlar bekliyoruz’ dedi” ifadelerine yer verdi.  

Cumhuriyet habere ön sayfasının altında, “Basın Kanunu bu kez görüldü” başlığıyla yer verdi ve “Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 10 Ekim katliamında Emniyet’in ihmalini yazan gazetecilere açılan davada ‘örnek’ bir karar verdi. Mahkeme 5 gazeteci hakkındaki davayı, Basın Kanunu uyarınca 4 aylık dava açma süresinin aşıldığı gerekçesiyle düşürdü. Karar, benzer gazeteci davaları için örnek olacak” dedi.  

“Tehlikeli yalnızlık”

Cumhuriyet gazetesinin manşetinde, “Tehlikeli yalnızlık” başlıklı haber yer aldı. Haberde, “Türkiye Afrin’deki YPG varlığından rahatsızlığını yüksek sesle dile getirip sınıra yığınak yaparken ABD’nin sınır güvenliği gücü oluşturma kararı alması gerginliği artırdı. Kararın Ankara’ya danışmadan alınmasıyla Türkiye IŞİD karşıtı koalisyondan dışlandı. Sınır gücü kararı geçen hafta ABD, İngiltere, Fransa, Ürdün ve Mısır’ın katıldığı toplantıda alındı. Uzmanlara göre İdlib konusunda Astana Süreci’nde Rusya, Türkiye ve İran’ın sağladığı uzlaşma da fiilen durdu. Türkiye’nin İdlib bölgesinde 12 askeri gözlem noktası oluşturması konusunda anlaşılmasına karşın sayı 3’te kaldı. Türkiye’nin, İdlib’de kuzeye doğru ilerleyen Suriye ordusu ve destekçileriyle karşı karşıya kalmak istemediği belirtiliyor” ifadeleri kullanıldı.     

“Gençlik koluna giriyorsun, profesör olup çıkıyorsun”

Birgün gazetesi manşetinde, “Gençlik koluna giriyorsun, profesör olup çıkıyorsun” başlıklı habere yer verdi. Haberde, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘yardımcı doçentliği kaldırıyoruz’ açıklamasının ardından Yükseköğretim Kurulu (YÖK) jet hızıyla harekete geçti. Yardımcı doçentliğin yerine Doktor Öğretim Görevlisinin (DÖG) getirileceği açıklandı. Modelde dil sınavından 65 puan alma şartı kaldırıldı ve her üniversiteye kendi dil sınavını yapma hakkı verildi. Ayrıca yardımcı doçentlik süresince beklenen 4 senelik süre de azalacak. Bu sayede doktorasını tamamlayan akademisyenler daha kısa sürede doçent olabilecek. Bu da üniversitenin inisiyatifinde olacak. Yeni getirilen sisteme olumlu ve olumsuz birçok eleştiri geldi. AKP’nin kadrolaşma için bu değişikliğe gitmiş olabileceğine değinen Eğitim Sen Ankara Üniversiteler Şubesi Yürütme Kurulu Üyesi Birgül Yıldırım şu ifadeleri kullandı: ‘Kadrolaşma olası gözüküyor. Üniversitelerde şu an bile rektörlerin akrabalarını ve yakınlarını kadroya aldığını düşünürsek tabii ki olabilir. Sonucunu görmek lazım ama büyük ihtimalle sonuçta biz kadrolaşmayla karşı karşıya kalacağız. Bu da akademiyi daha çok bağımlı hale getirecektir’” ifadeleri yer aldı.   

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design