Anasayfa / Medya izleme / “Galatasaray söktü aldı”

12 Mart

“Galatasaray söktü aldı”

Aslan ve Fener dev derbiye hazır…

Galatasaray, Sergen Yalçın’la çıkış yakalamak isteyen Konyaspor’u çok zorlandığı maçta 2-1 yenerek Kadıköy’e kayıpsız gitti.  
Fanatik gazetesi manşetindeki habere, “Bu ligin kralı Gomis Sinan” başlığını attı ve “Galatasaray iiçin Konya maçı sıkıntılı başladı. Daha 2. dakikada Moke attı, Serkan, penaltı dahil dünyaları kurtardı. Ancak 43 bin taraftar da Terim’in Aslanları da pes etmedi. Eşitliği Gomis yakaladı, bitime 4 dakika kala Sinan Gümüş nefis bir golle zirveyi yine Sarı-kırmızıya boyadı. Cim Bom, Kadıköy’deki derbiye 6 puan farkla gidiyor” dedi.

AMK gazetesi habere manşetinde, “Aslan bitti demeden bitmez” başlığıyla yer verdi ve “Sergen Yalçın’la çıkış arayan konuk ekip Moke’nin 2. dakikadaki golüyle Cimbom’u şoka soktu. Gomis’le penaltı kaçıran G.Saray devre biterken Maicon’la direğe takılsa da yılmadı. İkinci yarı baskısını artıran sarı-kırmızılılar, Gomis’le umutlandı. Sinan Gümüş’ün 86’daki muhteşem vuruşuyla zafere uzanıp, Kadıköy’deki derbi öncesi 6 puanlık farkı cebine koydu” ifadelerini kullandı.

Fotomaç gazetesi, “Gümüşhane” başlığıyla verdiği haberde, “Konyaspor karşısında 2’nci dakikada 1-0 geriye düşen Cimbom, Gomis ve Sinan Gümüş’ün golleriyle nefes kesen maçı 2-1 kazanarak zirvede en yakın rakibine 3 puan fark attı” ifadelerine yer verdi.

Hürriyet “Aslan söktü aldı” başlığıyla verdiği haberde, “Süper Lig'in 25. haftasında Galatasaray, evinde Atiker Konyaspor'u konuk etti. Sarı-kırmızılılar çok zorlandığı karşılaşmada 2-1'lik galibiyet aldı. Konyaspor maçın 2. dakikasında Wilfred Moke'nin golüyle 1-0 öne geçti. 20'de Bafetimbi Gomis'in penaltı atışını Serkan Kırıtnılı kurtardı. İlk yarı 1-0 Konyaspor üstünlüğü ile bitti. Galatasaray 69'da Gomis'in golüyle ateşlendi. 86'da ise sahneye Sinan Gümüş çıktı. Genç oyuncu müthiş bir yarım vole golüyle skoru tayin etti. Fatih Terim'in ekibi bu skorla 53 puanla haftayı lider olarak kapadı. Konyaspor ise 21 puanda kaldı. Sarı-kırmızılılarda en büyük kayıp sarı kart gören Mariano oldu. Brezilyalı oyuncu Fenerbahçe derbisinde forma giyemeyecek” ifadelerini kullandı.

Sabah gazetesi habere, “Tek yürek Kadıköy’e” başlığını attı ve “Yalçın yönetimindeki ilk sınavında Atiker Konya, maçın başında Moke ile öne geçti. Gomis penaltıyı kaçırdı. 2. yarıda oyuna giren Sinan önce Gomis'e asist yaptı ardından nefis bir voleyle Galatasaray'a 3 puanı getirdi. Beşiktaş ve Başakşehir'in üç puan önünde lider olan Cimbom, Fenerbahçe derbisine ezeli rakibinin altı puan önünde gidiyor” dedi.
Cumhuriyet gazetesi manşetindeki habere, “Gümüş galibiyet” başlığını attı ve “G.Saray geriye düştüğü maçta Konya’yı Sinan’la devirdi” ifadelerini kullandı.

Yeni Şafak gazetesi habere, “Gümüş’ten altın gol” başlığıyla yer ayırdı ve “Lider Galatasaray, Spor Toto Süper Lig'de Atiker Konyaspor'u 2-1 yenerken adeta öldü öldü dirildi. İlk dakikada yenik duruma düşen sarı kırmızılılar, 2. yarıda oyuna giren Sinan Gümüş'le 2-1 kazandı ve derbi öncesi 3 puan farkla lider kaldı” dedi.

Star gazetesi habere “Sinan Gümüşse 3 puan altın” başlığını attı ve “Aslan, Moke’yle geriye düştü. Maicon direğe takıldı. Penaltı kaçıran Gomis, skoru eşitledi. Gomis’e asist yapan Sinan zafer golünü attı” dedi.

Vatan gazetesi, “Derbi öncesi gümüş gibi parladı” başlığını kullandı ve “Süper Lig'in 25. haftasında Galatasaray evinde Konyaspor'u geriden gelerek 2-1 mağlup etti” ifadelerine yer verdi.

Akşam gazetesi manşetindeki habere, “Söz gümüşse Sinan altın” başlığını attı. Haberde, “Spor Toto Süper Lig'in 25. haftasında Galatasaray, taraftarı önünde Atiker Konyaspor'u konuk etti. Galatasaray geriye düştüğü maçta Atiker Konyaspor'u 2-1 mağlup etmeyi başardı” ifadeleri yer aldı.

Erman Özgür Fanatik gazetesindeki, “Sinan ipten aldı” başlıklı yazısında, “Donk’un hediyesiyle başlayan Konyaspor maçında kapanan rakibine karşı Galatasaray, maçın ilk yarısında Rodrigues ve Belhanda gibi oyuncuları devreye sokamadı. Gomis de penaltıyı kaçırınca maç sinir harbine dönüştü. Geriden oyun kurma mecburiyeti varken Donk’un top kullanma becerisindeki sıkıntılar Galatasaray’ın pozisyona girmesini zorlaştırdı. İkinci yarıya Sinan Gümüş ve Linnes hamlesiyle başlayan Fatih Terim, ilk yarıdaki baskıyı devam ettirse de pozisyona girme anlamında zorlanmaya devam ettiler. Galatasaray ne zaman yaratıcılık beklediği Feghouli ve Belhanda’yı devreye soktuysa o anlarda rakip takımın ceza sahasına girmeyi başarırken Sinan Gümüş, Feghouli ortak yapımında Gomis’e golü attırarak geri dönüşün sinyalini verdiler. Gecenin anahtar oyuncusu Sinan Gümüş, ikinci santrfor gibi girerek attığı golle de adeta takımını ipten aldı” ifadelerine yer verdi.

Ebru Kılıçoğlu Cumhuriyet gazetesinde çıkan, “Alkışlar ve şapka” başlıklı yazısında, “Şampiyonluk yolunda ilerleyen, liderlik koltuğuna oturmuş, stadı hınca hınç doldurmuş seyircisinin önünde oynayan bir takımın; düşme hattında ölüm - kalım mücadelesi veren konuk ekibe karşı daha avantajlı olacağına inanmak çok da mantıksız değil. Öte yandan henüz dakikalar 2’yi gösterirken bir duran topla başlayan (yine!) ve Moke’nin vuruşuyla ağlara giden gol gösteriyor ki futbolda sonucu belirleyen istatistik değildir… Galatasaray’da sahadaki her futbolcu elinden geleni sonuna kadar yapıyor. Daha ilk düdükten itibaren anlıyoruz ki bu maçta belirleyici olan G.Saray’ın ne yapıp yapmadığı değil, Konyaspor’un ne yaptırmadığı olacak! Zira Sergen Yalçın, G.Saray’ı çok iyi anlamış. Nagatomo- Rodrigues-Gomis hattını henüz atak çekirdek halindeyken kesiyor, tamamen rakibin oyununu bozmaya çalışıyorlar. Bunu da o kadar iyi yapıyorlar ki Sarı - Kırmızılılar, maç boyunca son derece yıpratıcı bir baskı kurmasına rağmen bir türlü sonuca ulaşamıyor. Buna 20. dakikada Gomis’in penaltı kaçırması da eklenince G.Saray’da dozu giderek artan bir telaş başgösteriyor. Gol gelmedikçe telaş strese, stres de kartlara dönüşüyor. 70’te çare Gomis oluyor. Asisti Sinan’dan gelen topu ağlara (sonunda) kavuşturuyor. 73’te kaleciyle baş başa kalan Belhanda’nın gol pozisyonu direğe takılınca G.Saray’ın top aşkının platoni boyutunda kalacağı endişesi artıyor ama sevda büyük olunca Sarı - Kırmızılılar kolay vazgeçmiyor. Konyaspor kalesini 87’de Nagatomo (asist) ve Sinan Gümüş (gol) düşürüyor! Alkışlar Konyaspor’un çabasına ama şapka, bu 3 puanı rakibinden söküp alan G.Saray’a...” ifadelerini kullandı.

“Fener hayata döndü”

Fenerbahçe, Beşiktaş ve Akhisar mağlubiyetlerinin yarasını Malatya’da sardı.

Fanatik gazetesi ön sayfasının altındaki habere, “Fener hayata döndü” başlığını attı ve “Üst üste 2 yenilgi ve şampiyonluk yolunda ağır yaralar alan Fenerbahçe için Malatya deplasmanı ya lige dönüştü ya da ciddi bir kopuş. Bu atmosferde sahaya çıkan Aykut Kocaman’ın öğrencileri belki yine o ‘beklenen’ futbolu ortaya koyamadı ama 2 golle kazanıp takibi bırakmadı” dedi.

AMK gazetesi habere birinci sayfasının altında, “Doğu ekspresi” başlığıyla yer verdi ve “Süper Lig’de üst üste kaybettiği Beşiktaş ve Akhisar maçlarının izini silmek isteyen Fenerbahçe, evinde rakip tanımayan doğu ekibini yenip yarışa sıkı sıkıya tutundu” dedi.

Fotomaç gazetesi manşetinde, “Bahar havası” başlığını kullandı ve “F.Bahçe, Malatya’yı Neustadter ve Giuliano’nun golleriyle 2-0 yenerek şampiyonluktaki iddiasını sürdürürken G.Saray derbisi öncesi büyük moral kazandı” ifadelerine yer verdi.

Hürriyet “Fener hayata döndü” başlığıyla verdiği haberde, “Fenerbahçe, büyüklerin kâbusu olan Yeni Malatya deplasmanından 2-0’lık galibiyetle döndü. Sarı-Lacivertliler’de artık tek bir hedef var: Kadıköy’de 18 yıldır kaybetmediği Galatasaray’ı yenip yarışa yeniden ortak olmak” ifadelerini kullandı.

Sabah gazetesi habere “Hayata dönüş” başlığını attı ve “Sarı-lacivertli takım, son 4 maçını kaybetmeyen rakibi karşısında kilidi 34. dakikada Neustadter ile açtı. Takımı rahatlatan gol 90+2’de Giuliano’dan geldi” dedi.

Cumhuriyet manşetinde, “Komadan çıktı” başlığını kullandı ve “F.Bahçe, Malatya’yı yenip ligde 2 maç sonra kazandı” ifadelerine yer verdi.
Yeni Şafak gazetesi manşetindeki habere, “F.Bahçe takipte” başlığını attı ve “Fenerbahçe, Evkur Yeni Malatyaspor'u deplasmanda Guiliano ve Roman Neustadter'in attığı golle 2-0 mağlup etti. Sarı-lacivertlilerde ilk golü atan Rus futbolcu, sakatlanarak oyundan çıkmak zorunda kaldı” dedi.

Star gazetesi, “Kanarya hayata döndü” başlığıyla verdiği haberde, “Sarı-lacivertliler, 34’te Neustadter’in golüyle 1-0 öne geçti. 61’de Fernandao direğe takıldı. 90+2’de Giuliano’nun kafa golüyle 3 puanı alan Fenerbahçe, zirve yolunda iddiasını sürdürdü” ifadelerini kullandı.

Vatan gazetesi manşetindeki habere, “Kara bulutlar dağıldı” başlığını attı ve “Spor Toto Süper Lig'in 25. hafta karşılaşmasında Fenerbahçe, Roman Neustadter ve Giuliano'nun golleriyle Yeni Malatyaspor'u deplasmanda 2-0 mağlup etti” ifadelerine yer verdi.

Mehmet Demirkol Fanatik gazetesindeki, “Tek fark Volkan’dı” başlıklı yazısında, “Fenerbahçe’de geçtiğimiz 2 haftadan ve ligde sergilediği genel karakterden farklı olarak gördüğümüz kaleci performansıydı. İlk 25 dakikada oyunu tutan Volkan’dı. Bunu öyle ekstra, olağanüstü bir oyunla yapmadı. Fenerbahçe’nin derinden hissettiği kaleci departmanı sorununu en azından bu maç için ortadan kaldırdı. 25 dakika boyunca ileride top tutamayan, hatta topu oraya taşıyamayan konuk ekip için bu bir şanstı. Sonra geçiş oyununda Fernandao orta sahasına yaklaşarak takımına yardım etti. Skrtel ve Roman da takım rakip alana geçtiğinde orta çizgiye basarak kompakt oyuna destek verdi. Fenerbahçe ikinci yarı boyuncaysa ceza sahasından itibaren savunmada kompakt kaldılar. Rakibe hiç açık vermediler. Şansları Malatya’nın erken ortalarla Fenerbahçe savunmasını adeta çalıştırmalarıydı. Çizgiye inip, içeri dönmeyi denemediler. Fenerbahçe savunmada, fazla bir şey oynamadan rahat kazandı” ifadelerine yer verdi.

Uğur Meleke Hürriyet gazetesinde çıkan, “25 dakika büyük oynadılar” başlıklı yazısında, “Ligin en sert, göğüs göğse oynamayı en çok seven orta üçlüsü Aytaç-Azubuike-Murat, zaten bu sezon Galatasaray ve Beşiktaş’ı dinamizmleriyle durdurdular. Erol Bulut, Fenerbahçe’ye karşı orta saha direncini bir kademe daha yükseltti ve 70’inci dakikada Gilberto’yu sokana kadar 3-5-2 ile oynadı. Sadık-Mina-Doria savunma üçlüsünün önünde Murat-Aytaç-Azubuike zaten son derece dirençli bir göbek. Bir de bu direnç grubuna sağda Chebake, solda Buğra’nın eklenmesiyle daha da sert bir sınava dönüştü Malatya merkezi. İlk 20 dakika Malatya’nın istediği gibi gitti, oyun merkeze sıkıştı ve o çarpışmadan ev sahibi ekip galip çıktı. İlk 20 dakika sonunda belki tabela 0-0’dı, ama Malatya şutlarda 4-0, kornerlerde 5-0 galipti ve tek bir faul bile yapmaya gerek duymamışlardı bu süreçte. 20’den 45’e kadarsa Fenerbahçe, sert Malatya merkezine karşı bir panzehir üretti: Oyunu genişletti, çizgilere yaydı. Sarı lacivertliler sahanın genişliğini kullanmaya başlayınca oyuna ortak oldular, pozisyonlar ürettiler, birinde de golü buldular. İlk 20 dakikada şutlarda Malatya 4-0 galipken, devrenin sonunda bu istatistik 5-6’ya geldi. İlk 20 dakikada hiç faul yapmayan ev sahibi ekip, 20-45 arası tam 8 faul yapmak zorunda kaldı. Fenerbahçe de, sadece 25 dakika, 20 ile 45 arası büyük takım gibi oynayıp, ikinci devre vitesi tamamen küçülterek almayı başardı 3 puanı” ifadelerini kullandı.

Bağış Erten ise Cumhuriyet gazetesindeki, “Yeni beste değil nakarat” başlıklı yazısında şu ifadelere yer verdi: “Sinemamızda hep olumlu yüzüyle resmedilir ama; disiplinli, inatçı Cumhuriyet kuşağı öğretmenlerin tek türü ‘Mahmut Hoca’ değildir. Dediğim dedik, muhafazakârlığıyla hayatı dar eden, yeniliğe, deneyselliğe karşı bir varyasyonu daha vardır. Aykut Kocaman bu ikisi arasında salınıp duruyor. Bazen duruş, tavır insanı. Bazen de inadıyla, takımı ketleyen oyunuyla öne çıkıyor. İşte bu yüzden dünkü galibiyet önemli olsa da kaygıları pek gidermiyor. Çünkü ortada yeni beste yok, nakarat var. Eğer Fransa’nın başaltı ekiplerinden birinin başında olsaydı, bu hesap-kitaplarla büyük sükse yapabilirdi Aykut Hoca. Oysa Türkiye’de, Fenerbahçe’nin başında ondan ilk beklenen şey disiplinli marş söyleyen bir koro değil, dans edebilen bir akışkanlık. Solistin Volkan ya da Aatıf olmadığı bir orkestra yani. Oysa o hep askeri marş söyleyen 1980’lerin TRT çocuk korosunu arıyor. Dün taktik disiplin vardı evet, ama iki takım arasında epey bir klas farkı da vardı. Tutarak değil oynayarak kazanılacak maçtı. Gene çok zor oldu. Kadro aynıydı. Ekici yedekti. Aatıf onbirdeydi. Tutukluk bakiydi. Gol yenmediği için şükredilen bir ilk 30 dakika vardı. Sonra duran topla gelen gol, arada bol bol kapanma, derken Giuliano’yla gelen cila. Klasik deplasman takımı gibi kazanmak yani! Doğru, bu ruh haliyle bu plan size üç puanı getirebilir ve makuldür. Ama aynı oyun sizi şampiyonluğa götürmez, bunu da görmek şart. Tek maçlık böyle oynansa sorun yok. Ama Kocaman futbolu sezon boyunca üç aşağı beş yukarı böyleydi. Tereddütler işte tam da burada yoğunlaşıyor.  Gündüz maçının çekiciliği olmasa seyretmesi zor bir maçın ‘muzafferi’ olarak Sarı - Lacivertlilerin önünde haftaya memleketin en büyük derbisi var. Üstelik Kadıköy’de. Bir yanda fenci Kocaman, diğer tarafta sosyalci Terim. Kimin hesabı tutacak bakalım.”
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design