Anasayfa / Medya izleme / “Ne çektin be Sayıştay”

13 Kasım

“Ne çektin be Sayıştay”

Birgün gazetesinin manşeti ve Cumhuriyet gazetesinin Selahattin Demirtaş röportajı gündemin dikkat çeken haberleri oldu.


Birgün gazetesi manşetinde, “Ne çektin be Sayıştay” başlıklı habere yer verdi. Haberde, “Maliye Bakanlığı, 2017 yılı faaliyet raporlarının doğruluğuna, Sayıştay’ın henüz yazmadığı denetim raporlarına dayanarak güvence verdi. Sayıştay, Bakanlığı ‘İfadenizi düzeltin’ diye uyardı. Sayıştay’ın Maliye Bakanlığı’nın 176.2 milyar TL harcama yapılan 2017 yılı faaliyetlerini denetim raporunda çarpıcı tespitler yer aldı. Sayıştay, Maliye Bakanlığı’nın, kamunun çıkarlarına aykırı bir işlemi bulunmadığına, yazılmayan denetim raporlarını dayanak gösterdiğini açıkladı. Bakanlığın faaliyet raporu yayımlandığında denetimin sürdüğünü bildiren Sayıştay, Maliye Bakanlığı’nı ‘İfadenizi düzeltin’ diye uyardı. 2018 yılı Şubat ayında yayımlanan faaliyet raporunda yer alan dönemin müsteşarı Abdullah Kaya’nın düzeltilmesi istenen ‘İç Kontrol Güvence Beyanı’ şöyle: ‘Üst yönetici olarak yetkim dahilinde; bu raporda yer alan bilgilerin güvenilir, tam ve doğru olduğunu beyan ederim. Bu raporda açıklanan faaliyetler için bütçe ile tahsis edilmiş kaynakların, planlanmış amaçlar doğrultusunda ve iyi mali yönetim ilkelerine uygun olarak kullanıldığını ve iç kontrol sisteminin işlemlerin yasallık ve düzenliliğine ilişkin yeterli güvenceyi sağladığını bildiririm. Bu güvence, üst yönetici olarak sahip olduğum bilgi ve değerlendirmeler, iç kontroller, iç denetçi raporları ile Sayıştay raporları gibi bilgim dahilindeki hususlara dayanmaktadır.’ Sayıştay ise faaliyet raporlarının yayımlanma tarihinde denetimlerin henüz tamamlanmadığını, bu nedenle bu beyanın fiili durumu yansıtmadığı tespitinde bulundu. Beyan metninde, Bakanlık ve diğer kamu idarelerinin faaliyet raporlarının Sayıştay denetim raporları ile güvence sağlanmış gibi kamuoyu ile paylaşıldığı belirtilerek, şunlar kaydedildi: ‘Oysa faaliyet raporlarının kamuoyuna açıklandığı tarihte faaliyet raporunun yılına ilişkin Sayıştay mali denetimleri henüz tamamlanmamış durumdadır. Bu durumun yol açacağı sakıncaları önlemek, kamuoyunu doğru bir şekilde bilgilendirmek ve faaliyet raporları aracılığıyla kurumsal hesap verebilirlik ve mali saydamlığı sağlamak açısından iç kontrol güvence beyanında yer alan ilgili ifadelerin fiili durumu yansıtacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği değerlendirilmektedir’” ifadeleri kullanıldı.

“Demirtaş kırgın mı?”

Cumhuriyet gazetesi ön sayfasının altındaki, “Demirtaş kırgın mı?” başlıklı haberinde, “Edirne’de tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş, siyasetteki yol haritasına ilişkin ‘Partimle birlikte olmaya devam edeceğim ama HDP’de ‘seçilmişlik’ pozisyonu gibi bir düşüncem yok. Zaten bunu imkansız kılmak ve beni içeride tutmak için de iktidar ve yargı çalışıyor’ dedi. HDP yönetimiyle sorun yaşadıkları iddia edilen Demirtaş, ‘Kırgın olduğunuz biri var mı?’ sorusuna ‘Bunu bir gün sap salim çıkarsam tekrar sorun lütfen, şu anda hatırlamıyorum, belki o zaman hatırlarım’ diye yanıtladı. Demirtaş, her şeye karşın umutlu olduğu mesajını verdi” ifadelerine yer verdi.    

Gazete manşetindeki, “Andımızı bırak, çöküşe bak” başlıklı haberinde ise, “2018 - 2019 öğretim yılı itibarıyla Açık Öğretim Ortaokulu, Açık Öğretim Lisesi, Mesleki Açık Öğretim Lisesi, Açık Öğretim İmam Hatip Lisesi’nde yaklaşık 2 milyon 750 bin kayıtlı öğrenci bulunuyor. 2003 - 2004 öğretim yılında açık öğretim lisesi bünyesinde sadece 267 bin 235 öğrenci bulunuyorken 2017 - 2018 öğretim yılında bu rakam 6 kata yakın artışla 1 milyon 554 bin 938 kişiye çıktı. Örgün eğitimden kaçışın birçok nedeni bulunuyor. Çalışmak zorunda kalma, zorla evlendirilme, kayıt parası, katkı payı, forma vb. ödeyememe, zorla kayıt olduğu okulu istememe, bunlardan bazıları. Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, ‘Kamusal eğitimin ortadan kaldırılması ve gerici politikalar sonucu öğrencilerin örgün eğitim dışına çıkışı artarak devam etmektedir’ dedi. 4+4+4 yasası, kamu okullarında kayıt parası, katkı payı vb. uygulamalar sonucu eğitimde özelleştirme politikaları nedeniyle yoksul ailelerin çocuklarının örgün eğitimden uzaklaştığını belirten Aydoğan, şunları söyledi: ‘2002 yılından bugüne velilerin öğrenci başına yaptığı harcama 6 kat arttı. OECD ortalamasında bir ortaokul öğrencisi için yapılan yıllık eğitim harcaması Türkiye’deki harcamanın 3.5 katı. OECD ortalaması ve Türkiye için öğrenci başına yapılan yıllık ortalama harcama arasında yaklaşık 2 kat fark bulunmaktadır. Ayrıca laik ve bilimsel eğitimin terk edilmesi sonucunda kamuya ait okullar, yurtlar, binalar, arsalar, protokoller, işbirlikler ismi ile vakıf, dernek adı altında cemaatlerin sınırsız kullanımına teslim edildi. Kamuya ait okul öncesi eğitim kurumlarını yaygınlaştırmak yerine sıbyan okulları uygulamasının önü açıldı. İlkokuldan sonra hafızlık eğitimi adı altında eğitim sürecine ara verilmesinin önü açılarak eğitim süreci fiilen 4 yıla düşürüldü. Örgün eğitim içinde İmam hatip ve meslek liselerinde okuyan 10 öğrenciden yaklaşık 4’ü de devamsız görünen durumdadır. Okul türleri arasında yapılan ayrımcılık da örgün eğitimden uzaklaşmanın önünü açmıştır’” ifadeleri kullanıldı.

“Şekerden geldi, cezaevine gitti”

Sözcü gazetesinin manşetinde, “Şekerden geldi, cezaevine gitti” başlıklı haber yer aldı: “Devleri Erzincan, Erzurum, Burdur, Kırşehir, Yozgat ve Elbistan (Kahramanmaraş) şeker fabrikalarının satışından gelir elde ederken, diğer yandan aynı yerlere cezaevi yaparak para harcıyor. CHP Milletvekili Erdoğan Toprak, bu çelişkiye şöyle tepki gösterdi: ‘Dünyada fabrika satıp cezaevi yapan ilk ve tek ülke biziz. Tarımı bitirirseniz, fabrika yapıp insanlara iş sağlamazsanız suç patlar.’”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design