Anasayfa / Medya izleme / “3,2,1 ZAM!”

02 Ocak

“3,2,1 ZAM!”

Gazetelerde yeni yılla birlikte gelen zamlar ve 31 Mart seçimleriyle ilgili kanunsuzluklar yer aldı.

Birgün gazetesi manşetinde, “3,2,1 ZAM!” başlıklı habere yer verdi. Haberde, “2019 yılı zamlarla başladı. Pasaporttan ehliyete, noter kağıdından mahkeme harcına kadar her kalemde fiyatlar arttı. İçkilerden alınan ÖTV de yüzde 13,48  oranında zamlandı. Hazine ve Maliye Bakanlığı, değerli kağıtların 2019 yılında uygulanacak satış bedellerini belirledi. Muhasebat ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün konuya ilişkin tebliği, Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanarak 1 Ocak 2019 itibarıyla geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Buna göre, 2019’da ilgili kanunda ‘değerli kağıt’ olarak belirlenen noter kağıtları 13.50 lira ile 27 lira arasında satılacak. Pasaport bedeli ise yeni yıldan itibaren 133.50 lira olacak. Kimlik kartları 22.50 lira, aile cüzdanları 121 lira, sürücü belgeleri ile sürücü çalışma belgeleri (karneleri) 166 lira, motorlu araç tescil belgesi 148.50 lira, iş makinesi tescil belgesi 124 lira, her bir çek yaprağı için banka çekleri 8 lira, Mavi Kart ise 12.50 liradan satılacak. Pasaport çıkarmak isteyen yurttaşlar 2019 yılında 133.5 lira pasaport bedelinin yanısıra pasaportun geçerli olduğu süreye göre çeşitli harçlara katlanacak. Ehliyet almak isteyen yurttaşlar 166 TL sürücü belgesi bedelini gözden çıkaracak. Bunun yanı sıra 2018 yılında 2018’de bedeli 495 lira ehliyet harcını 2019 yılında 633 lira olarak ödeyecek. Bunun yanı sıra ehliyet kursu ve ehliyet sınavı bedellerine katlanacak. Buna karşılık sürücüler sahip oldukları arabanın yaşına ve motor hacmine göre değşen tutarlarda ödedikleri Motorlu Taşıtlar Vergisi de yüzde 15,9 oranında zam geldi. Böylece 1 ila 3 yaş arası 1300 ila 1600 motor hacmi bulunan bir otomobil 2018 yılında 1294 lira MTV öderken 2019 yılında 1601 lira vergi ödeyecek. Alkollü içkilerden alınan Özel Tüketim Vergisi tutarları da zamlandı. Resmi Gazete’de yayınlanan karara göre vergi yüzde 13.48 oranında arttı. Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yer alan Cumhurbaşkanı kararına göre 50’lik bir kutu biradan alınan ÖTV ve KDV toplamı 4.59 liradan 5.21 liraya çıktı. 70’lik rakının ÖTV’si 59.64 TL’den 67.68 TL’ye, KDV ile birlikte toplam vergisi de 70.37 TL’den 79.86 TL’ye yükseldi. Öte yandan 2018 bütçesine göre alkollü içeceklerden alınan ÖTV 10,5 milyar TL olurken 2019 yılında bu tutarın yaklaşık yüzde 45 oranında artarak 15,3 milyar TL olması öngörüldü” ifadeleri kullanıldı.

Cumhuriyet gazetesi habere manşetin altında, “Gözümüzü zamla açtık” başlığıyla yer verdi ve “Yeni yılla birlikte artan vergi oranları cep telefonundan pasaporta, alkollü içkiden Mavi Kart’a pek çok şeye zam olarak yansıyacak. Yurttaşın 70’lik rakıya ödediği vergi 59.64 liradan 67.68 liraya çıkarken, nüfus cüzdanı 22.50 lira, evlilik cüzdanı da 121 liraya fırladı. Bir yıllık pasaport 248, 2 yıl süreli pasaport 405 liraya çıktı” dedi.

“Seçime gölge”

Cumhuriyet gazetesinin manşetinde, “Seçime gölge” başlıklı haber yer aldı. Haberde, “TBMM Genel Kurulu’nda 27 Aralık 20018’de kabul edilen yasa değişikliği ile ‘Kurul üyelerinden; 2019 yılında görevi sona ereceklerin yerine 2020 yılı Ocak ayında, 2022 yılında görevi sona ereceklerin yerine ise 2023 yılı Ocak ayında yenileme seçimi yapılması’ öngörüldü. Bu yolla, 31 Mart seçimleri öncesinde görev süresi dolan YSK Başkanı Sadi Güven ve 5 üyenin görevleri bir yıl uzatılmış oldu. Hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu, Anayasa’nın 67/son maddesi hükmü karşısında, bu değişikliğin 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimler yönünden uygulanma yeteneği olmadığını kaydederek YSK, Danıştay ve Yargıtay’a başvurdu. YSK üyelerinin görev sürelerinin anayasada değil 1961 tarih ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Hakkındaki Yasa’da düzenlendiğini anımsatan Eminağaoğlu, şunları kaydetti: ‘Bu nedenle anayasa değişikliğine gerek duyulmadan 298 sayılı Yasa’da 1979, 1987, 1997 ve 1999 yıllarında yapılan değişikliklerle YSK üyelerinin görev sürelerinin uzatılması yoluna gidilebilmiştir. Seçimlerle ilgili yasalarda yapılan bu gibi değişikliklerin yarattığı tartışmalar nedeniyle 2001 yılında Anayasa’ya 67/son madde olarak, ‘seçim yasalarında yapılan değişikliklerin bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanamayacağı’ yolunda hüküm eklenmiştir. Şimdi 7159 sayılı yasa ile yapılan düzenlemede, 1997 ve 1999 yıllarında da benzer düzenlemeler yapıldığı gerekçe gösterilmekte ise de, seçim dönemlerinde bu gibi düzenlemelerden hareketle tartışmalar yaşanmaması için 2001 yılında Anayasa’nın 67/son maddesine eklenen hükümle, seçimlere bir yıl kala seçim yasalarında yapılan değişikliklerin o seçimlerde uygulanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Yapılan düzenleme sırasında bu hüküm gözetilmemiştir. Kaldı ki YSK’ye üye seçilecekler de, YSK’da uygulama yaptıkça uzmanlaşan kişiler değil, yargıç kimliği gereği seçilen kişiler olmalıdır. YSK ile ilgili düzenlemeler, YSK’nın yetki ve görevleri konusu 298 ve 7062 sayılı Yasalar kapsamında kalmakta olup, bu yasalar da Anayasada belirtilen seçim yasaları kapsamındaki yasalardır. Bu hükmün Anayasa’nın 67/son maddesi nedeniyle 2019 yılındaki seçimlerde uygulama yeteneği bulunmadığından, 7159 sayılı Yasa kapsamında kalan YSK Başkan ve bazı üyelerinin görev sürelerinin 2019 yılı Ocak ayında dolduğunun gözetilmesi ve bu konuda yetkili ve görevli Yargıtay ve Danıştay tarafından seçim yapılması için 31 Aralık 2018 tarihi itibarıyla YSK, Yargıtay ve Danıştay’a başvuru yapılmıştır’” ifadeleri kullanıldı.
“Anayasal gasp”
Yeni Yaşam gazetesi manşetinde, “Anayasal gasp” başlıklı habere yer verdi. Haberde, “Yüksek Seçim Kurulu (YSK), daha önce üç kez aksi yönde karar vermesine rağmen, 31 Mart yerel seçimlerinde tutukluların oy hakkını kısıtlayan bir karara imza attı. Karara tepkiler büyüyor. YSK, önceki gün aldığı kararla cezaevindeki tutuklu ve taksirli suçtan hükümlülerin ‘kayıtlı oldukları seçim çevresinde ve o seçim türlerinde’ oy kullanabileceğine karar verdi. Karara itiraz eden Ankara Barosu, ‘Anayasal vatandaşlık hakkının gasp edildiğini’ vurguladı. Muhalefete göre görev süresi bitmesine rağmen iktidar tarafından bir yıl şüpheli şekilde uzatılan YSK üyelerinin yeni kararı seçim güvenliğine dair endişeleri artırdı. YSK daha önce kabul etmediği ‘mühürsüz’ oyları referandum ve genel seçimlerde kabul etmiş, bu karar seçim sonuçlarına etkide bulunmuştu. YSK’nin tutukluların oy hakkını kısıtlayan kararına göre örneğin Diyarbakır’da seçmen listesine kayıtlı olan ve İstanbul Silivri Cezaevi’nde kalan bir tutuklu ya da taksirli suçtan hükümlü, artık cezaevi tutuklu seçmen listesine kayıt edilip, oy kullanamayacak. 3’e karşı 8 oyla alınan bu karar, cezaevindeki 55 bin 574 tutuklunun çok büyük bölümünün oy kullanamaması demek. Düzenleme doğrultusunda kayıtlı oldukları seçim bölgelerindeki cezaevlerinde bulunan çok az sayıdaki tutuklu seçmen ise, belli seçim türünde oy kullanabilecek. Örneğin Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesine kayıtlı olan ve Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde kalan bir tutuklu artık Yenişehir Belediye Başkanlığı’nın yanı sıra mahalle muhtarlığı, belediye meclis üyeliği için oy kullanamayacak, sadece Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı için oy verebilecek. Önceki seçimlerde ise, tutuklular cezaevinin bulunduğu seçim çevresinde oy kullanabilmişti. YSK’nin bu kararına CHP ve HDP’den tepki geldi. CHP’nin YSK Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu, karara dair tepkisini ‘YSK tarihinde ilk kez seçme hakkı kısıtlanmıştır. Anayasa’nın 67. maddesine ve kanuna aykırıdır’ diyerek gösterdi. HDP’nin eski YSK Temsilcisi Mehmet Rüştü Tiryaki ise, kararın tutukluların oy kullanmalarının fiilen yasaklanması anlamına geldiğini ifade etmişti. Tiryaki, oy kullanma hakkı engellenenlerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurabileceklerini de belirtti” ifadeleri yer aldı.
“Hava kirliliği alarm veriyor”
Evrensel gazetesi manşetindeki, “Hava kirliliği alarm veriyor” başlıklı haberde, “Türkiye’de birçok şehir hava kirliliği açısından adeta alarm veriyor. Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) verilerine göre Türkiye’de 1-2 il dışında tüm iller hava kirliliği açısından limit değerlerin üzerinde. Yine DSÖ’ye göre dünyada her yıl yaklaşık 7 milyon kişi hava kirliliği nedeniyle erken ölüyor. Ölenlerin yaklaşık 600 bini ise çocuk.  Türkiye’de ise yılda 34 bin kişinin hava kirliliğine bağlı nedenlerden dolayı erken öldüğü biliniyor. DSÖ, havadaki partiküler maddenin (PM10) yılda 20 mikrogramın altında olmasını gerektiğini söylüyor. Türkiye’nin kabul ettiği sınır değer ise 44.1. Bilim insanları DSÖ’nün sınır değerini dahi yüksek bulurken Türkiye’nin kabul ettiği değerin yüksekliği daha da ortaya çıkıyor. Bu yıl DSÖ tarafından ilk kez düzenlenen 1. Küresel Hava Kirliliği ve Sağlık Konferansı’na Türk Tabipleri Birliği adına katılan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala ile Türkiye’de hava kirliliğinin nedenleri ve sonuçlarına dair konuştuk. Havada asılı partiküler maddelerin metreküpteki bir miktar artışının çok ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını, DSÖ’nün yaptığı araştırmalar sonucunda her bir metreküpte 10 mikrogram artışın kalp ve akciğer hastalıkları nedenli ölümlerde yüzde 5’in üzerinde bir artışla ilişkili olduğunu gösterdiğine vurgu yapan Pala, ‘Örneğin akciğer kanserinin yüzde 5’i partiküler maddelere bağlı ölümler. Bunlar artık son 5 yıldır DSÖ tarafından kanser yaptığı kesin olarak bilinen maddeler listesine eklendi. Sigara hiç tartışmasız akciğer kanserine yol açıyor. Ama hiç sigara içmeyen birisi havası kirli bir yerde yaşıyorsa o da akciğer kanserine yakalanabilir. Çünkü partiküler maddeler, akciğer kanserinin sigara gibi nedeni olarak tanımlanmış durumda’ diye konuştu” ifadelerine yer verdi.

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design