Anasayfa / Medya izleme / “Çakıldık”

12 Mart

“Çakıldık”

Ekonomideki yüzde 3’lük daralma birkaç gazete dışında basında yer bulamadı.


Evrensel gazetesinin manşetinde, “Son 10 yılın en sert fırtınası” başlıklı haber yer aldı. Haberde, “TÜİK büyüme rakamlarını açıkladı. Sonuç beklendiği gibi geldi; Türkiye ekonomisi 2018 yılının son çeyreğinde (son üç ayında) yüzde 3 daraldı. Sadece son çeyrek için değil, 2018’in tamamı için de iyi haber yok. Türkiye ekonomisi, yüzde 4,7 daraldığı 2009 yılından sonraki en düşük büyümeyi 2018’de yaşadı. 2018 için açıklanan kişi başı milli gelir: 9 bin 632 dolar. 2017 yılında bu rakam 10 bin 546 dolardı. Bir yılda kişi başına 914 dolarlık fakirleşme yaşanmış. Kişi başı gelir 2007 seviyesine gerilemiş. 2018 yılında sürekli baş aşağı gidildi. Her çeyrekteki büyüme verileri bu gerçeği göz önüne seriyor: İlk üç ay yüzde 7,4 büyüme. İkinci üç ay yüzde 5,5 büyüme. Üçüncü üç ay yüzde 1,6 büyüme. Ve son çeyrek yüzde 3 küçülme. Yüzde 7’nin üzerindeki yüksek büyümeden yüzde 3’lük küçülmeye yuvarlanma hali. Üstelik enflasyonun yüzde 20’lerde olduğu bir ortamda. Bu çok ağır bir kriz göstergesi! Buna rağmen deniyor ki... ‘Türkiye ekonomisi son çeyrekte küçülse de, 2018 yılında yüzde 2.6 büyüdü. Ekonominin 2018 büyüklüğü, 3 trilyon 700 milyar 989 milyon TL oldu.’ 2018 Milli Gelir: 784 milyar dolar. 2017 Milli Gelir: 851 milyar dolar. 67 milyar dolarlık bir erime var! Bu erime Türkiye ekonomisinin dünya sıralamasındaki yerini de sarstı. 2017 yılında dünyanın 17’nci büyük ekonomi olan Türkiye yerini Hollanda’ya kaptırdı. 18’inci sıraya geriledi. Maliye Bakanı Berat Albayrak ise... Son aydaki küçülmeyi normalleştiriyor: ‘Beklentiler doğrultusunda gerçekleşti.’ ‘Bize ekonomi dengeleniyor’ anlatısı yapan bakanın kriz beklentisi varmış da haberimiz yokmuş. Oysa... Daha 2018 eylülünde revize edilen üç yıllık yeni ekonomi programında 2018 büyüme hedefinin karşısında şu rakam yazıyordu: Yüzde 3,8! Gerçekleşen ise 2,6. Beklenenle gerçekleşen arasında Almanya ekonomisinin büyüme oranı kadar fark var” ifadeleri kullanıldı.

Birgün gazetesi habere ön sayfasının altında, “Resmen resesyon” başlığıyla yer ayırdı ve “Türkiye ekonomisi 2018’in son çeyreğinde yüzde 3 küçüldü. Uzmanlar resesyonun devam edeceği görüşünde birleşiyor. İktidarın ‘ezan-bayrak’ gibi değerler üzerinden siyasi kışkırtmaları ve kutuplaştırma çabaları sürerken 2018’in ekim, kasım ve aralık aylarından oluşan son çeyrek büyüme verileri, dün TÜİK tarafından açıklandı. Buna göre Türkiye ekonomisi 2018 ‘in son çeyreğinde yüzde 3 daraldı” dedi.

Cumhuriyet gazetesi manşetten verdiği habere, “Çakıldık” başlığını attı. Haberde, “Türkiye ekonomisi TL’deki sert değer kaybı ve finansal koşullardaki sıkılaşmanın iç talep ve yatırımları olumsuz etkilemesiyle 2018’in son çeyreğinde önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3 daralarak 2009 yılının ikinci çeyreğinden bu yana en fazla daralmayı kaydetti. Türkiye ekonomisi 2018’de yıllık bazda yüzde 2.6 büyüdü. Analistler ekonominin bu yılın ilk yarısında 2018’in son çeyreğine kıyasla azalsa da daralmaya devam etmesini bekliyor. Yeni Ekonomi Programı (YEP) ve son Orta Vadeli Programda 2018 yılı için büyüme tahmini yüzde 3.8’di. Geçen yıl özellikle ağustos ayında TL’de yaşanan sert değer kaybıyla birlikte ekonomide sert iniş endişeleri artmış, Merkez Bankası’nın para birimindeki hızlı değer kaybını ve enflasyondaki yükselişi önlemek adına politika faizini yüzde 24’e çıkarmasıyla birlikte ekonomik büyümenin yerini daralmaya bırakacağı beklentileri güç kazanmıştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre mevsimsellikten arındırılmış gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) iki çeyrek üst üste daralarak Türkiye’nin teknik resesyona girdiğine işaret etti. Durgunluk anlamına gelen resesyon, ekonomik faaliyetteki daralmanın bir çeyrekten uzun sürmesi halinde kullanılan bir terim. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi üçüncü çeyrekte bir önceki çeyreğe göre yüzde 1.6 daralmasının ardından dördüncü çeyrekte yüzde 2.4 azaldı. Geçen yılın ilk çeyreğinde GSYH bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7.4, ikinci çeyrekte yüzde 5.3 büyürken, üçüncü çeyrekte büyümede yavaşlama belirginleşerek yüzde 1.8 oldu. Büyümedeki zayıflamanın en önemli nedenlerinden birisi, geçen yılın son çeyreğinde iç talepte yaşanan sert daralma oldu. TÜİK verilerine göre hane halkının tüketimi 2018’in son çeyreğinde yüzde 8.9 daralırken, iç talep 2018’in genelinde ise sadece yüzde 1.1 büyüyebildi. Yatırımlardaki daralma ise dördüncü çeyrekte yüzde 12.9 olarak gerçekleşti. Büyümeyi destekleyen kalemler ise kamunun harcamaları ve dış ticaret dengesi oldu. Kamu harcamaları dördüncü çeyrekte yüzde 0.5 arttı, 2018 genelinde ise yüzde 3 büyüdü. Dördüncü çeyrekte ithalat yüzde 24 daralırken, ihracatta yüzde 10 büyüme kaydedildi ve böylece dış ticaret dengesi büyümeye olumlu katkı yaptı” ifadelerine yer verildi.

“Diyanet para saçıyor”

Birgün gazetesi manşetinde, “Diyanet para saçıyor” başlıklı habere yer verdi. Haberde, “Dev bütçesi ile 2019 yılında aralarında yatırımcı bakanlıkların da bulunduğu 29 kurumu geride bırakan Diyanet İşleri Başkanlığı, bütçe yılı başlarken ayrılan ödeneğin her yıl 3-4 katı büyüklükteki bir tutarın da dernek ve vakıflara aktarıyor. Diyanet’in 9 yılda bu kuruluşlara aktardığı tutar 1 milyar 82 milyon lira oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2018 yılı Faaliyet Raporu’na göre, geçen yıl kâr amacı gütmeyen kuruluşlara aktarılmak üzere bütçeden ayrılan 30 milyon 871 bin liralık ödeneğinde üç katı artış yaparak 92 milyon 601 bin liraya çıkarttı. Bu tutarın 88 milyon 695 bin lirası da ‘dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküller’e verildi. Rapora göre geçen yıl bu ödenekten yararlanmak üzere bin 840 başvuru yapıldı. Başkanlık bu başvurulardan bin 389’unu kabul ederek cami ve Kuran kursu inşaatı ve onarımı için ödenek gönderdi. Bu ödenek aktarımları her yıl başlangıç ödeneğinin üstüne çıktı. Bazı yıllarda başlangıcın 10 kat fazlasına ulaştı. Raporun, öneriler bölümünde de dikkat çekici değerlendirmeler yer aldı. İbadet yerlerinin yönetimi görevinin Başkanlığın uhdesinde olduğunun belirtildiği raporda, ancak cami, mescit ve eklentilerinin mülkiyetinin özel ve tüzel kişilere ait olduğu bildirildi” ifadeleri yer aldı.

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design