Anasayfa / Medya izleme / “Aslan zirveye kükredi”

06 Mayıs

“Aslan zirveye kükredi”

Aslan tacını geri aldı…

Galatasaray ligin bitimine üç hafta kala ezeli rakibi Beşiktaş’ı 2-0 yenerek liderlik koltuğuna oturdu.

Fanatik gazetesi manşetinde, “Aslan derbiden lider çıktı” başlığını kullandı ve “Şampiyonluk mücadelesi veren Galatasaray ile Beşiktaş Süper Lig'in 31. haftasında Türk Telekom Stadı'nda karşı karşıya geldi. Mücadeleyi 2-0'lık kazanan Sarı Kırmızılı ekip uzun bir aranın ardından Başakşehir'den zirveyi devraldı. Beşiktaş ise zorlu mücadeleden istediği sonuçla ayrılamayınca şampiyonluk yarışında işini bir hayli zora soktu” dedi.   

Fotomaç gazetesi, “Aslan kral tahtına oturdu” başlığıyla verdiği haberde, “Spor Toto Süper Lig'in 31.haftasında Galatasaray ile Beşiktaş TT Stadyumu'nda karşı karşıya geldi. Kazananın şampiyonluk için büyük avantaj yakalayacağı dev maçta Galatasaray, Beşiktaş'ı her iki yarıda bulduğu birer golle 2-0 devirdi. Sarı-kırmızılıların gollerini Onyekuru ve Fernando kaydetti. Aslan, bu galibiyetle liderliği Başakşehir'in elinden aldı. Son 3 hafta öncesinde büyük avantajın sahibi oldu” ifadelerini kullandı.

Hürriyet gazetesi manşetindeki habere, “Aslan zirveye yükseldi” başlığını attı ve “Şampiyonluk mücadelesi veren Galatasaray, dev derbide ağırladığı Beşiktaş'ı 2-0 mağlup ederek averaj üstünlüğüyle Medipol Başakşehir'in önünde liderliğe yükseldi. Sarı kırmızılılar, Süper Lig'de 21 hafta sonra zirveye yükseldi” dedi.

Cumhuriyet gazetesi manşetinde, “Yeni lider Galatasaray” başlığını kullandı ve “Spor Toto Süper Lig'in 31. haftası ligin düğümünü çözen derbiye sahne oldu. Galatasaray, evinde konuk ettiği Beşiktaş'ı Onyekuru ve Fernando'nun golleriyle 2-0 mağlup etti” dedi.

Sabah gazetesi, “Aslan zirveye kükredi” başlığıyla verdiği haberde, “Kazananın şampiyonluk için büyük avantaj yakalayacağı dev maçta Galatasaray, Beşiktaş'ı her iki yarıda bulduğu birer golle 2-0 devirdi. Sarı-kırmızılıların gollerini Onyekuru ve Fernando kaydetti. Aslan, bu galibiyetle liderliği Başakşehir'in elinden aldı. Son 3 hafta öncesinde büyük avantajın sahibi oldu” ifadelerine yer verdi.
Yeni Şafak habere, “Zirveye Aslan pençesi” başlığını attı ve “Şampiyonluk mücadelesi veren Galatasaray, Türk Telekom'da oynanan karşılaşmada Beşiktaş'ı 2-0 yendi ve ligin bitmesine 3 hafta kala liderliğe yükseldi” ifadelerini kullandı.

Star gazetesi manşetinde, “Aslan Kartal’ı avladı” başlığını kullandı ve “Galatasaray'a galibiyeti getiren goller, 44. dakikada Henry Onyekuru ile 54. dakikada Fernando'dan geldi. Beşiktaş'ta oyuncular, özellikle Galatasaray'ın attığı ilk gol öncesinde, topun taca Galatasaray'dan çıktığı yönünde ciddi itirazlarda bulundu ancak karar değişmedi. Bu sonucun ardından Galatasaray evinde üst üste 8. galibiyetini aldı ve 63 puanlı Başakşehir'i yakalayarak, averaj farkıyla liderliğe yerleşti. Galatasaray öncesinde üst üste 6 maç kazanan Beşiktaş ise birlikte 59 puanla 3. sırada kaldı. Spor Toto Süper Lig'in 32. haftasında Galatasaray deplasmanda Rizespor ile karşılaşacakken, Beşiktaş ise evinde Alanyaspor'u konuk edecek” dedi.

Akşam gazetesi manşetten verdiği habere, “Zirvenin Aslan’ı” başlığını attı. Haberde, “Spor Toto Süper Lig'in 31.haftasında Galatasaray ile Beşiktaş TT Stadyumu'nda karşı karşıya geldi. Kazananın şampiyonluk için büyük avantaj yakalayacağı dev maçta Galatasaray, Beşiktaş'ı her iki yarıda bulduğu birer golle 2-0 devirdi. Sarı-kırmızılıların gollerini Onyekuru ve Fernando kaydetti. Galatasaray evinde üst üste 8. galibiyetini aldı ve 63 puanlı Başakşehir'i yakalayarak, averaj farkıyla liderliğe yerleşti. Galatasaray öncesinde üst üste 6 maç kazanan Beşiktaş ise birlikte 59 puanla 3. sırada kaldı. Spor Toto Süper Lig'in 32. haftasında Galatasaray deplasmanda Rizespor ile karşılaşacakken, Beşiktaş ise evinde Alanyaspor'u konuk edecek” ifadeleri yer aldı.

Mehmet Demirkol Fanatik gazetesindeki, “Yarışın psikolojisi” başlıklı yazısında, “Şenol Güneş bir seçim yaptı. Normalde yapmadığı türden bir seçimdi bu. Galatasaray’ın topa sahip olma niyetini baştan kabul etti. Savunma ataklarıyla Galatasaray’ın 1. bölgesinde rakibini anlık baskınlarla bozup gol bulmayı hedefledi. Bunun örneklerini mükemmel olmasa da gösterseler de bundan bir sonuç çıkaramadılar. Bunun sonucunda Galatasaray neredeyse en sıradan iç saha oyunlarından birini oynayarak, ligin en kritik maçlarından birinden sezonun en rahat galibiyetlerinden birini çıkardı. Şenol Güneş’i, bu normalde yapmayacağı seçime iten sebep neydi diye düşünmek lazım. Muhtemelen son haftalarda skoru aldığı ama oyunu alamadığı maçların etkisiyle bu kararı verdi. Ancak ilk yarının sonunda Galatasaray’ın kusursuz bir şekilde geliştirdiği akının sonunda yeni bir plan üretemedi. Galatasaray sakin kalarak, kendi standardını bile bulmadan rahatlıkla kazandı hem maçı hem oyunu. Bazen bir taraf hamle yapmadan diğeri çuvalladığı için kazanır. Terim’in Donk-Fernando seçimi ve yarışın psikolojisini iyi yönetmesi maçı kazanması için yeterli oldu” ifadelerini kullandı.

Ali Ece aynı gazetedeki, “Hangisi daha kötüydü?” başlıklı yazısında, “Necip ilk yarıda kötü oynamadı ancak Beşiktaş’ın kolektif açıdan daha iyi oynamasını da sağlayan bir tercih olmadı. Şenol Güneş’in 3 defansif merkez orta sahalı planı sadece 5 ile 10. dakikalar arası Galatasaray savunmasına yapılan tam saha preste top kapılmasında işe yaradı. İlk yarının kalanında ise bu A planı Beşiktaş aleyhine oldu: Beşiktaş çok az top yapabilirken etkili kontratağa da çıkamadı. Onyekuru’nun gol pozisyonunda saha içindeki hakemler topun kimden çıktığını net göremedi. VAR masasındakiler bu tip kararlara neden karışmıyor? Beşiktaş oyuncularının çoğu geri koşmak yerine itiraz edince Onyekuru boş kaleye attı. Hakemlerin kararı yanlış olsa bile Beşiktaş forması giyenler önce geri koşup sonra itiraz etseler daha doğrusunu yaparlardı! İkinci golde de Beşiktaş savunmasının neden yeteri kadar uyanık olmadığını anlamak zor. Adriano sol beke girene kadar sol açık beke gelmeliydi! Bülent Yıldırım zaten iyi bir hakem değil orası kesin, ancak Beşiktaş savunması daha uyanık olmalıydı” ifadelerine yer verdi.

Uğur Meleke Hürriyet gazetesindeki, “Şenol Güneş, Ümraniye’den mağlup gelmiş” başlıklı yazısında şu değerlendirmeleri yaptı: “Avrupa’nın top 10 liginde Mayıs’a üçlü şampiyonluk yarışıyla giren tek turnuva bizimkisi. Kalitemiz tartışılır ancak olağanüstü rekabetçi bir sezon yaşıyoruz. Üstelik bu üçlü yarışın içindeki iki takım ligin 31’inci haftasında karşı karşıya gelince, sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da dünün en ilgi çekici maçı buydu belki de. Ancak maçın büyüklüğü sanırım Şenol Güneş’i de fena halde etkilemiş. Beşiktaş, bu maça gelirken ligin ikinci yarısının en çok puan toplayan, en çok galip gelen, açık ara en fazla gol atan takımıydı. Ritmi Galatasaray’dan bir tık yüksekti, formda oyuncu sayısı açısından da ezeli rakibinin önündeydi. Ancak Şenol Güneş’in sahaya çıkardığı 11 ve oyun anlayışı, bu gerçeklerle örtüşmüyordu bence. Güneş belli ki Rize ve Ankaragücü karşısında yaşadığı 30-40 dakikalık kâbuslardan çok etkilenmiş. Bunları gözünde fena halde büyütüp, Galatasaray maçına bu korkular ışığında bir 11 yapmış. İzleyemeyenler için özetleyeyim: Beşiktaş Rize’yi 7-2 yendi ama özellikle 25-65 arası rakibinin hızlı çıkışlarına engel olamadı. Rize’de dakikalar 65’i gösterdiğinde ev sahibi ekip şut departmanında 16-6 öndeydi. Benzer bir tablo Ankaragücü önünde de yaşandı, Beşiktaş golü bulduktan sonraki yarım saatte çok fazla pozisyon fırsatı tanıdı rakibine. Şenol Güneş de belli ki, Rize ve Ankaragücü’nü farklı yenmelerine rağmen yaşanan o defansif arızalara fazla takılmış. Galatasaray’a karşı korkunç bir tercihle, üç defansif orta saha ile çıktı sahaya. Güneş’in bu 11 tercihinin neden olduğu birden fazla arıza hissedildi siyah-beyazlılar cephesinde: Orta sahadaki o kaliteli pas trafiğini 45 dakika boyunca hiç yakalayamadılar. Ljajic solda adeta kayboldu, tribünlerden sahaya atılan o renkli kağıtların içinde gezinerek geçirdi 45 dakikayı. İlk 40’ta Ljajic’in topla buluşma sayısı sadece 4’tü! Ljajic yok olunca Beşiktaş ofansı da son derece sıradanlaştı. Burak son bir aydaki gibi beslenemedi, aşırı agresif davranışlar ve 4 faulle tamamladı ilk yarıyı. Maça başlayan 11 ne kadar büyük bir hayal kırıklığı ise, 46’da sahaya çıkan takım bir başka büyük fiyaskoydu bence Şenol Güneş adına. Necip’i sol beke, Caner’i sol öne alarak denenen, bir palyatif teselliydi sadece. Kalıcı sonuç vermesi imkansızdı. Oysa Telekom Stadı’na galibiyet hedefiyle gelen Beşiktaş’ın ikinci yarıya çıkarken hem oyun, hem oyuncu değişikliği yapması şarttı. Necip yanlışından dönülüp, bir kenar oyuncusuyla klasik 4-2-3-1’le girilmeliydi ikinci yarıya. Olmadı... Şenol Güneş bu maçı Seyrantepe’de değil, Ümraniye’de bu ilk 11 kararını verdiğinde kaybetmişti bence. Büyük maç ustası Fatih Terim’i de bir kader gününden daha zaferle çıktığı için tebrik etmek gerek elbette. Büyük bir maça çıkıyorum diye fantastik bir kadro tercihi yapıp rakibini şaşırtmaya kalkmadı. Zaten bu tarz büyük maçlarda yapılan “rakibi şaşırtma” denemeleri genelde kendi takımınızın şaşırması olarak döner size. Terim, ligin ikinci yarısında 13 maçlık namağlup seriyi yapan taktiği ve oyuncularıyla, daha önce Antalya’ya-Malatya’ya karşı ne oynuyorsa, onu uygulamak için çıktı Telekom Stadı’na. Bu cesur düşüncesinin karşılığını da aldı kesinlikle. Maçın yıldızı Fernando’ydu ama Diagne’nin de Galatasaray’a geldiğinden beri en canlı oyununu oynadığını not etmek gerek. Sağ açık Feghouli-sağ iç Belhanda bağlantısı, galibiyetin bir başka anahtarıydı. Sırası geldiğinde görevini yapan Muslera’yı da, 24 yaş ortalamalı Marcao-Luyindama ikilisini de, 30’dan sonra oyuna ekstra enerji enjekte eden Onyekuru’yu da ekleyebiliriz rahatlıkla kürsüye.”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design