Anasayfa / Medya izleme / Buralarda “malum”a “meçhul” derler

22 Temmuz

Buralarda “malum”a “meçhul” derler

Birgün gazetesi, kapkaranlık bir sırrın peşine düştü…

Birgün gazetesinin bugünkü manşetini görmeden önce “paylaşmazsam dert olur” diyerek bir kenara yazdığım hafta sonundan birkaç haberle gündeme başlamak istemiştim fakat gazete öyle bir konuya değindi ki hem bugünün hem de hafta sonunun diğer haberleri biraz beklemek zorunda kalacak.

Birgün gazetesi 4 yıl önce bugün “çözüm sürecini bitiren olay” olarak anılan Ceylanpınar cinayetlerini manşete taşıdı. “Bir arpa boyu yol alınamadı” başlığıyla haberi okuyucularıyla paylaşan gazete haberinde şu ifadelere yer verdi: “AKP’nin tek başına iktidarını kaybettiği 7 Haziran 2015’ten yeniden tek başına iktidar olduğu 1 Kasım’a giden süreçteki en kritik olaylardan biri olarak kabul edilen Ceylanpınar cinayetlerinin üzerinden 4 yıl geçti. 22 Temmuz’da Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki polisin evlerinde öldürülmesiyle, ‘Çözüm Süreci’ sona ermiş ve Türkiye yaklaşan 1 Kasım seçimleri öncesinde bir kez daha şiddet dozu yüksek bir dönem yaşamıştı. Üzerinden dört yıl geçse de, Ceylanpınar cinayeti birçok soru işaretiyle birlikte karanlıkta kaldı. Davaya sanık olarak dahil edilen gençler, nereden geldiği belirlenemeyen bir telefon ihbarı ardından arabaları durdurularak gözaltına alındı. Darbe girişimi sonrası sanıklar hakkında tutuklama kararı veren hakim Nurettin Bulut, otopsi savcısı Nurullah Örenli FETÖ’cü olduğu suçlamasıyla açığa alındı, ardından tutuklanıp ihraç edildi. Davada yargılanan 9 sanığa yerel mahkemenin verdiği beraat kararı İstinaf Mahkemesi tarafından da onandı. Sanıkların avukatlarından Hüseyin Akay süreci Birgün’e anlattı. Mahkemenin bu davada faillerin bulunmaması için kötü niyetli davrandığını savunan Akay, ‘Bazı şüpheliler dosyaya dahi konulmadı. Eve hiç gitmediğini iddia etmesine rağmen, ekspertiz raporuna göre polis Burak Koru’nun evden parmak izleri çıktı. Savcılık bunu dosyaya koymadı. Düzgün soruşturma yapılmazsa bu dosya faili meçhul kalır’ dedi.”

Haberle ilgili birkaç not da benden gelsin…

Cinayetleri aydınlatılmasıyla ilgili HDP’nin verdiği araştırma önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

Peki havuz medyası, bugün ve 4 yıl boyunca hiç mi hiç hatırlamak ve hatırlatmak istemediği olayın ertesi günü hangi manşetlerle çıkmıştı? İşte size birkaç örnek…

Yeni Şafak manşetinde, “Faili belli” başlığını kullanmış spotta da, “HDP Eş Başkanı Demirtaş, Kobani için insanları sokağa çağırdı, 51 kişi öldü. Suruç’taki terörden devleti sorumlu tutup ‘güvenliğimizi sağlayacağız’ dedi, PKK’nın infaz timleri devreye girdi. Teröristler Ş.Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki genç polisi şehit etti” ifadelerine yer vermişti.

Sabah gazetesi ön sayfasının altında, “PKK’dan iki polise evde kalleş infaz” başlığıyla verdiği haberde, “Şanlıurfa’da Suruç katliamının ardından terör bu kez Ceylanpınar’da vurdu. Çevik Kuvvet ve Terörle Mücadele şubelerinde görevli polisler Okan Acar ve Feyyaz Yumuşak, kaldıkları evde elleri arkadan bağlanarak şehit edildi. Hain saldırıyı PKK üstlendi. Aynı evde kalan üçüncü polisten haber yok” ifadelerini kullanmıştı.

Star gazetesi manşetten, “Cici terörist vahşeti” başlığıyla verdiği haberde, “PKK’lılar, Şanlıurfa Ceylanpınar’da evlerinde uyuyan iki polisi başlarından kurşunlayarak şehit etti. Terör örgütü vahşeti üstlendi. Günlerdir Suruç provokasyonu yapan HDP’nin ‘cici çocuğu’ Demirtaş’tan PKK’ya yönelik tek kelime açıklama gelmedi” demişti.

Güneş gazetesi, “Eş provokatörler” manşetiyle çıkmış, “Aydın Doğan ve Selahattin Demirtaş, terör örgütü mensuplarını cesaretlendirip sokakları ateşe vermeleri için tahrik etmeye devam ediyor. Demirtaş, ortaya attığı yalanlarla sokakları gererken, Aydın Doğan, ne Demirtaş’ın yalanlarına, ne de Türkiye’yi yangın yerine çeviren olaylara medyasında yer veriyor” ifadelerine yer vermişti. Haberi ise manşetin altında, “Demirtaş hedef gösterdi, 2 polis şehit edildi” başlığıyla görmüş ve “HDP Eş Başkanı Demirtaş, kanlı saldırının gerçekleştiği Amara Kültür Merkezi’nde yaptığı konuşmada açık bir şekilde Ceylanpınar’ı hedef göstermişti. Demirtaş’ın sözlerini işaret kabul eden PKK ise dün Ceylanpınar’da iki polisi şehit etti” ifadelerini kullanmıştı.

Havuz medyası tıpkı Tahir Elçi cinayetinde olduğu gibi bu olayın da “ekmeğini iyice yedikten” sonra konuya olan ilgisini manidar bir şekilde kaybetmiş ve o dönem iyice artan yeni karanlık olayların fabrikasyon haberlerini yayına sokmayı sürdürmüştü.

Gergin başlayan gündeme artık bugünün ve “içimde kalan” hafta sonunun haberleriyle devam edebiliriz.

Gazi Meclis ölü taklidi yapıyor

Sözcü gazetesi manşetinde, “Meclis’in yetkisi göstermelik kaldı” başlıklı habere yer verdi. Haberde, “CHP’li Murat Emir, soru önergesiyle TBMM’nin 1 yıllık faaliyetini sordu. Cevap, Meclis’in işlevsizliğini ortaya koydu. Cevapta; 27’nci yasama döneminde Meclis Başkanlığı’nca işleme alınan soru ve araştırma önergeleri ile kanun tekliflerine ilişkin bilgiler yer aldı. Soru önergelerinin yarısından fazlası cevaplanmamış, araştırma önergeleri dikkate bile alınmamış. 2019 kanun teklifinden ise sadece 39’u kabul edilmiş. Buna karşılık Cumhurbaşkanlığı’ndan 41 kararname hayata geçti” ifadeleri kullanıldı.

Konuyla ilgili 10-15 gün önce çıkan daha detaylı bir başka habere de buradan ulaşabilirsiniz: “AKP-MHP set çekiyor”

Gazete ön sayfasının altındaki, “İşsizlik ve geçim derdi hayatları karartıyor” başlıklı haberinde ise, “2009-2018 yılları arasında 30 bin 984 kişi intihar etti. CHP’li Gürsel Tekin, ‘İntiharların nedeni işsizlik ve geçim derdi’ dedi. Tekin, ‘Pırıl pırıl gençler üniversiteden mezun olup iş bulamayınca bunalıma giriyor. Yangın çok büyük. İyileşme olmadığı gibi sıkıntı derinleşiyor. Esnaf perişan, vatandaş mutsuz. İnsanın yaşam hakkından daha kutsal bir hak var mı? Bu elimizden alınıyor’ dedi” ifadelerine yer verdi.

Tutukladılar ama yıldıramadılar

Evrensel gazetesi, tutuklu bulunan barış akademisyenlerinden Doç. Dr. Tuna Altınel’le yaptığı röportajı manşete taşıdı. “Yılmadan devam etmeliyiz” başlığıyla verilen haberde, “‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı bildiriyi imzaladıkları için yargılanan akademisyenlerden biri olan ve Fransa’da gerçekleşmiş bir konferans gerekçe gösterilerek tutuklanan Lyon-1 Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet Tuna Altınel imzaladığı barış bildirisi için, ‘Parçası olmaktan gurur duyuyorum’ diyor. Altınel, Türkiye’nin geleceğine dair olarak şunları söylüyor: ‘Yaşadığımız dönemden daha kolay olmayan bir gelecek bekliyor bizi. Yılmadan devam etmeliyiz. Bir şekilde durmam gerektiğinde geriye dönüp bakma fırsatım olursa ve ‘bir arpa boyu yol gidebilmişim’ diyebilirsem, ne mutlu bana’” ifadeleri yer aldı.

Yeni Akit 2000’den sonra “error” veriyor!

İster sevin ister sevmeyin (mesela ben tiksiniyorum) ama Yeni Akit gazetesinin bugünkü manşeti, her ne kadar gazetenin niyeti bambaşka olsa da ve acemice hedef yanıltmaya çalışsa da gündemin dikkat çeken haberlerinden oldu. Sonuçta ne de olsa “rakamlar yalan söylemez” ve “tarih affetmez”.

Bu arada haberi okuduktan sonra insan ister istemez bu gazeteye “Sen o sırada ne yapıyordun?” diye soruyor ve arşivi karıştırmaya başlıyor.

Belli ki “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışmalarından çok rahatsız olan ve 2000’e kadar saymayı becerebilen Yeni Akit gazetesi, “Fetullahçı çetenin siyasi ayağını arayanlar 2000 öncesine baksın” üst başlığıyla verdiği manşetindeki, “FETÖ, AK Parti’den önce semirmiş” başlıklı haberinde şu ifadeleri kullandı: “FETÖ’nin AK Parti iktidarı döneminde güçlendiğini söyleyen CHP’li Engin Özkoç’u rakamlar yalanlıyor. İşte 1999 yılında, FETÖ’nün tüm yurda yayıldığı kayıtlara böyle geçti: 88 vakıf, 20 dernek, 128 özel okul, 218 şirket, 129 dershane, 500 öğrenci yurdu, 17 medya organı, TV istasyonu, 2 radyo, 1 banka ve 1 sigorta şirketi. Ordu, emniyet, medya, sivil toplum, iş dünyası ve eğitim camiası başta olmak üzere her alanda yapılanan, tekelleşmek için rakiplerini tasfiye yoluna giden FETÖ iblisinin, en stratejik oluşumlarını 28 Şubat sürecinde tamamladığı belirlendi. AK Parti’nin kuruluşundan önce Demirel, Ecevit, Çiller ve Mesut Yılmaz gibi siyasetçilerin tamamıyla yakın ilişki kuran Fetullahçı çete, 1999 yılına kadar gizli imparatorluk hüviyetini kazandı. FETÖ, 1979’da Sızıntı dergisini, 1986’da Zaman gazetesi ile FEM dershanelerini, 1993’te Samanyolu TV ve Burç FM’i, 1994’te Cihan Haber Ajansı ile Gazeteci ve Yazarlar Vakfı’nı, 1996’da Bank Asya gibi örgütsel uzantılarının tamamını faaliyete geçirdi. CHP’li Özkoç’un Meclis’te sarf ettiği, ’15 Temmuz kendi halkına kurşun sıkan FETÖ’yü de ona yol verenleri de asla unutturmayacaktır’ sözlerini rakamlar, AK Parti’ye değil kendilerine bakmaları gerektiğini ortaya koyuyor.”

“Vatan sana canım kurban”

Cumhuriyet gazetesi ise yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kan donduran bir haberi okuyucularıyla paylaştı.

“Sahte belgeli kurban ithali” başlıklı haberde, “Kurban Bayramı öncesi İspanya’dan ithal edilen 2 bin 939 besilik canlı hayvanın veteriner sağlık sertifikalarının sahte olduğu ortaya çıktı. Türkiye’nin dört bir yanına dağılan canlı hayvanların, İspanya’da hayvan giriş ve çıkışının salgın hastalık nedeniyle yasak olduğu bölgeden ithal edildiği iddia edildi. CHP Manisa Milletvekili Vehbi Bakırlıoğlu, skandalı TBMM gündemine taşıyarak söz konusu besilik canlı hayvanların hangi illerde ve hangi işletmelerde bulunduğunun açıklanmasını talep etti. Kurban Bayramı’na üç hafta gibi kısa bir süre kalırken, Türkiye’de geçen yıl ortaya çıkan şarbon salgınının ardından şimdi de yurtdışından ithal edilen binlerce canlı hayvanda sahte sağlık belgesi skandalı yaşanıyor. MKA Hayvancılık şirketi tarafından İspanya’dan Pinsos Ursa şirketi aracılığıyla ithal edilen 2 bin 939 canlı besilik hayvan, veteriner kontrolleri yapıldıktan sonra, 5 Temmuz’da, İskenderun Limanı’ndan dağıtıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün İspanya’daki yetkili makamlarla iletişime geçerek gerçekleştirdiği kontrol sırasında Türkiye’ye getirilen 2 bin 939 hayvan için sunulan veteriner sağlık sertifikalarının ‘sahte’ olduğu ortaya çıktı. Alarma geçen Tarım ve Orman Bakanlığı, 12 Temmuz tarihli ‘çok ivedi’ koduyla gönderilen resmi yazıda, İskenderun Limanı Veteriner Sınır Kontrol Noktası Müdürlüğü’ne işlemlerin durdurulması talimatı verildi” ifadeleri yer aldı.

Hafta sonundan haberler

Gündemin başında da bahsettiğim hafta sonu öne çıkan ve es geçilmemesi gereken birkaç haberle artık bültenimizin sonuna yaklaşabiliriz…

Bu haberlerin ilki Sözcü gazetesinde yer aldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay “Bağımsız Türk Yargısı’na güvenin yüzde 38 olduğunu açıkladı. (Bana kalırsa bu yüzde 38’in büyük çoğunluğu da suçlulardan oluşuyor çünkü günümüzde suçluların yegane güvencesi “bağımsız” yargımız)

Tabii Oktay bu açıklamayı durduk yere yapmadı. CHP Antalya Milletvekili Cahit Arı, yargıya güvenin yüzde 20 dolaylarında olduğunu söyleyince Oktay durur mu, hemen yapıştırdı cevabı: “Yüzde 20 değil bir kere yüzde 38 taam mı!”

Sözcü gazetesi de haberi Pazar günü ön sayfasının altından, “Yargıya güven yüzde 38” başlığıyla okuyucularına sundu. Haberde, “Fuat Oktay, Meclis’te CHP’li vekile cevap verirken, acı bir gerçeği de dile getirdi. Oktay, ‘Yasaların herkese tarafsız ve adil uygulandığını düşünenlerin oranı 2018’de yüzde 38.1 oldu. Tabii ki yeterli değil’ dedi” ifadeleri kullanıldı.

Birgün gazetesi manşetindeki, “A’den Z’ye ihmaller zinciri” başlıklı haberinde, “Çernobil faciasına yol açan nükleer santralı da yapan Rusya merkezli Rosatom şirketi tarafından Mersin Akkuyu’da inşa edilmekte olan Nükleer Güç Santralı’nda çalışan üst düzey yetkililer ve çalışanlar santral inşaatındaki ihmaller zincirini anlattı. Nükleer karşıtlarının, yaşam savunucularının, uzmanlar ve meslek örgütlerinin tüm itirazlarına karşın temeli atılan ve 2023’te açılması planlanan santralin her bir aşamasının problemli olduğuna dikkat çekildi. Mayıs ayında nükleer reaktörünün oturacağı temelin bazı bölümlerinde çeşitli aralıklarla iki kez çatlak oluştuğu, bu çatlakların Türkiye Atom Enerji Kurumu’nun (TAEK) müdahalesiyle giderildiği ortaya çıkmıştı. Buna göre çatlak olan bölümler tümüyle kırıldı ve yenilendi ancak tekrar çatlak oluştu. Beton kırıldı ve sorunlu bölümlerde temel yeniden atıldı. Çatlaklar giderilse de benzer tehlike devam ediyor. Santraldaki fiziksel ilerlemenin yüzde iki civarında olduğunu belirten çalışanlar, ‘Böyle bir projenin çok ciddi mühendislik ekibiyle yürütülmesi gerekiyor, yatırımcı bile olsanız projeyi her aşamada yetkin mühendis ekipleriyle kontrol etmeniz lazım. Ancak Akkuyu bünyesinde yeterli sayıda mühendis bulunmuyor, var olan mühendisler de konuya hâkim değil’ uyarısında bulundu. Daha proje aşamasında bile sıkıntılar olduğunu söyleyen çalışanlar, ‘Santralın her bir projesinin Rosatom tarafından Rusya’da projelendirildi. Teknik olarak baktığımızda bu proje Türkiye’nin coğrafik ve yerel gerçekliğiyle örtüşmüyor, tamamen kopyalanarak alınmış durumda. Yapılmak istenen santral Rusya’nın o çok soğuk hava koşullarından etkilenmemesi için dizayn edilmiş ama burada, Mersin gibi sıcak bir memlekete yapılmak isteniyor. Sadece buradan bile şunu çıkarabiliyoruz: Proje hiçbir şekilde buraya optimize edilmemiş. Bu çalışmaların tümü saha gerçeklerine göre revize edilmeli. Bu da maliyet ve zaman demek. O yüzden bunların hiçbiri yapılmıyor. Örneğin dağlardaki şev çalışmasının normalde daha yatay yapılması gerekirken maliyeti kısmak adına olması gerekenden dik yapılmış ve bu sebeple sürekli kocaman kayalar yuvarlanarak aşağı iniyor’ dedi” ifadelerine yer verdi.

Cumhuriyet gazetesinin ise manşetinde, “İşte medrese gerçekleri” başlıklı haber yer aldı. Haberde, “Yasal dayanaktan yoksun olan medreseler, Diyanet çatısı altında faaliyet gösteriyor. Artan devlet desteğiyle birlikte maddi açıdan rahatlayan medreselere ilgi giderek artıyor. Resmi niteliği olmayan ‘icazetnameler’ alan medrese mezunlarının kamuda istihdam edilmesinin önü, imam hatip liseleri ve İlahiyat Fakültesi Lisans Tamamlama Programı’yla açılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet’in göz yumduğu medreselerde doğuda Nakşi tarikatı hakim. Medreseler, devletin mahkemelerinin yerini almış durumda. Mahkeme görevi gören ‘divanlar’, şeri hükümlere göre karar veriyor. Hatta tarafların karar veren alimden kuşku duyduğu durumlarda, istinaf mahkemelerine benzer şekilde daha büyük alimlere gidiliyor” ifadeleri kullanıldı.



Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design