Anasayfa / Medya izleme / Size belediye baksın…

01 Ağustos

Size belediye baksın…

Belediyeler üzerinden yapılan kayıkçı kavgası gazetelerde son sürat devam ediyor.

Anayasa Mahkemesi’nin “Barış Akademisyenleri” için verdiği hak ihlali kararına karşı gösterilen tepkiler nedeniyle hafta başından beri bir türlü hakkını veremediğim bir gündemle karşınızda olacağım bugün.

Basını dikkatle takip eden okuyucular neden bahsettiğimi hemen anlamışlardır. Pazartesi gününden itibaren yandaş gazetelerde CHP’li belediyelerin akraba atamaları ön sayfalarda geniş bulurken, Cumhuriyet, Birgün, Sözcü ve Evrensel gibi gazetelerde ise genelde AKP’li belediyelerdeki akraba atamaları manşete çıktı.

İktidar gazeteleri CHP’lileri eleştiriyor, diğer gazeteler AKP’lilere veryansın ediyor, “Bu kadar da olmaz” diyor.

Konuyla ilgili yorumum şu; Bu ülkede, ne iktidarda ne muhalefette, ne de iktidar gazetelerinde ve muhaliflerde utanma diye bir şey kalmamış.

Gözümüzün içine baka baka, arsız bir sırıtmayla açgözlü bir kapışmanın borazanlığını yapıp duruyorlar.

Bütün bu gürültünün arasında kimlerin “ganimeti” nasıl yediğini öğreniyoruz öğrenmesine ama ödediğimiz paralar ve verdiğimiz oylar karşılığında yalnızca hizmet ve medeniyet bekleyen bizim gibiler de bu görüntü karşısında, “Başka ülkede yaşayamam” halk sözünün manasızlığının bir defa daha farkına varıyor.

Yine de bütün bu “koltuk savaşları” arasında bugünkü Karar gazetesini diğerlerinden ayırmak gerekir. Gazete sonunda yapılması gerekeni yapıp, konu hakkında tam da söylenilmesi gerekeni manşetten söyledi.

Gazete manşetindeki, “Bu ayıbı beraber bitirin” başlıklı haberinde, “Yerel seçimlerin ardından her partiden belediyelerde ortaya çıkan akraba atamaları kamuoyu vicdanında rahatsızlık yarattı. Adalet duygusunu zedeleyen kayırmacılığa karşı bütün siyasi partilerin ‘sizden bizden’ demeden bir araya gelerek, kalıcı çözüm bulması yönünde toplumda beklenti oluştu. Hem büyükşehir hem ilçe belediyelerindeki akraba atamaları dikkatleri Türkiye’nin ‘kadim yarasına’ çevirdi. Bütün partilerin yönetimindeki bölgelerde yaşanan ve devletin birçok kademesinde benzerine şahit olunan tablo, soruna acilen çözüm bulunmasının gerekliliğini ortaya koydu. Son yaşanan örneklerin ardından TBMM’ye Siyasi Etik Teklifi sunuldu. CHP’nin önergesinde, siyasetin uyması gereken kuralların çerçevesi çizildi. İhlalleri inceleyecek bir Siyasi Etik Kurulu oluşturulması da teklifte yer aldı. Kılıçdaroğlu, ‘Esnafın, doktorun etik kuralı var siyasetçinin neden yok?’ Siyasi ahlak yasası çıksın. TBMM’nin topluma armağanı olsun’ dedi. Umut veren adım sonrası kamuoyunda, AK Parti ve MHP’yle birlikte tüm partilerin kendi bünyesinde benzer yönde çalışma yapması için çağrılar yükseldi. Partilerin ortak ayıbı ‘ama’sız bitirmesi gerektiği değerlendirildi” ifadelerine yer verdi.

Gazetenin yazarlarından İbrahim Kiras da konuyla ilgili, “Nepotizmin ardındaki asıl sorun” başlıklı yazısında, “Birbiri peşi sıra gündeme gelen ‘akraba atamaları’ konusundaki örnekler gösteriyor ki ‘nepotist zihniyet’ yalnızca toplumun bir kesiminde veya siyasi yelpazenin belirli bir bölgesinde var olan bir mesele değil. Bileşik kaplar yasası gereğince toplumun bir kesiminde var olan arızanın öbür kesimlerde görülmemesi mümkün olmuyor. Sonuçta aynı tarlada yetişiyor ürünler.

Elbette burada sevindirici veya ümit uyandırıcı husus toplumun genişçe bir bölümünde bu uygulamalara karşı güçlü bir reaksiyonun mevcudiyetini görmemiz. Ne var ki bu reaksiyonun yalnızca karşı tarafın günahlarına yönelmesi ortak problemimizin çözülmesi hususunda bir fayda üretmeyecektir. Söz konusu reaksiyon yalnızca karşı tarafın yaptıklarından duyulan rahatsızlığın ifadesi ise, ‘bizimkiler’in yaptıkları bizi rahatsız etmiyorsa, yani meseleye ahlaki açıdan bakmıyorsak hali hazırda süren tartışmadan ülkemizin geleceği adına olumlu bir netice almak kolay olmayacaktır.

Emanetin ehline verilmesi, liyakatin esas alınması, yönetimde adalete uyulması gibi ilkeler etrafında bir sosyal konsensüs yoksa veya oluşturulamazsa buradan bir yere varamayız.

Diğer yandan, toplumdaki rahatsızlığı ciddiye alıyorsak, siyasi kesimlerin kendi içlerindeki örnekleri görmezden gelip karşı tarafın ‘günah galerisi’ne dikkat çekmeye çalışmaları kendi seçmen kitleleri nezdinde olumlu bir karşılık bulmayacak, yani siyasi getirisi de olmayacaktır. Siyasette etik ilkelerden ziyade ‘vatandaş ne der’ sorusunu önemseyenler için söylüyorum bunu…

Maalesef bugün görünen o ki aynı eylemi başkası yaptığında ayıp gören, günah sayan ama kendi grubundan birileri yaptığında rahatsız olmayanlar azınlıkta değiller. Bu tutumun toplumsal zihniyetle, bu toplumsal zihniyetin de toplumsal yapımızla doğrudan ilgisi var” ifadelerini kullandı. (Yazının tamamı için; Ele verir talkını, kendi yutar salkımı)

Şimdi bir de Sabah gazetesi yazarı Engin Ardıç’ın yazısına bakalım.

Kaleminden küfrü ve hakareti genelde hiç esirgemeyen Ardıç bugün biraz daha kontrollü gibiydi. Özellikle “kalça” seçimi beni çok etkiledi.

Erdoğan’ın damadının Ekonomi ve Maliye Bakanı yapıldığını unutmuş görünen Ardıç, “Erken bozgun” başlıklı yazısında şu ifadelere yer veriyor: “İnsan şöyle koltuğunda iyice bir kaşarlanır da fiyaskolara sonra imza atmaya başlar, değil mi? Bunlar daha kalçaları koltuklarını ısıtmadan su koyuverdiler. Daha başında... Dört yandan ‘CHP'li belediyelerde skandal’ haberleri geliyor. İtiraf edelim ki bu kadar çabuk beklemiyorduk... Basın amigoları paniklediler. Başta genel başkanları Kılıçdaroğlu olmak üzere, hepsi ‘yeni bir 1994 bozgunundan’ korkar oldular. Daha şimdiden. Belediye seçiminin üstünden hepi topu dört ay geçti. Daha önlerinde 4 yıl 8 ay var. Şimdiden böyle olacaksa, sonrasını siz düşünün.” (Yazının tamamı için; Erken bozgun)

Ardıç’ın yazısı iki yaklaşım arasındaki farkın iyice anlaşılması açısından çok önemli. Kimlerin neye hizmet ettiğini görmek, kimlerin niyetinin ne olduğunu kavramak için işte size bir fırsat daha…

Geçelim gazetelerin konuyla ilgili haberlerine…

Yeni Şafak ön sayfasının altındaki, “CHP’de akraba atamaları devam” başlıklı haberinde, “CHP’de akraba kadrolaşmaları hız kesmiyor. Ardahan İl Başkanı Yalçın Taştan, oğlu Özgür Taştan’ı ve Gençlik Kolları Başkanı Yusuf Ocak’ı işe aldı. CHP Konyaaltı belediye Başkanı Semih Esen de Gen. Bşk. Yardımcısı Aykut Erdoğdu’nun yeğeni Onur Alptekin’i Özel Kalemi yaptı. Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş ise kendisini HATSU’ya başkan atadı” ifadelerine yer verdi.

Sabah gazetesinin manşetinde, “CHP’den büyük pişkinlik” başlıklı haber yer aldı. Haberde, “Hatay Belediye Başkanı, iki kardeşini müdür ve şef yaptı, ‘Hak ettiler’ dedi. İstanbul İl Başkanı, bankamatikçi yardımcılarına ‘Gurur duyuyorum’ diye sahip çıktı. Yönetim, kıyakçı başkanları cezalandıracağına hedef saptırma peşinde” ifadeleri kullanıldı.

Akşam gazetesi manşetindeki, “Ailemizin belediyesi” başlıklı haberinde, “Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman da yakınlarını belediyelere dolduran CHP’lilerden biri çıktı. Salman, amcası, dayısı ve baldızlarının kızları dahil çok sayıda yakınını işe almış” dedi.

Güneş gazetesi ise manşetinde, “Etik bunun neresinde?” başlıklı habere yer verdi: “CHP’li belediyelerde işçi kıyımları tam gaz devam ederken, verdiği namus sözünü unutan Kılıçdaroğlu, Türk-İş’i ziyaret ederek şov yapmaya kalktı. Sendika başkanı Atalay’ın emekçiler için tek kelime dahi etmemesi büyük tepki topladı. CHP’li belediye başkanları, göreve başlamalarının hemen ardından, akrabalara ve parti üyelerine kadro açmak için binlerce işçiyi kapının önüne koydu. Aileleriyle birlikte on binlerce kişi mağdur edildi. Ramazan Bayramı’nı çok zor şartlarda geçiren emekçiler, Kurban Bayramı’na da beş parasız ve işsiz olarak girecek. Bu manzara karşısında işçiler kara kara düşünürken CHP lideri, Türk-İş Genel Başkan Ergün Atalay'ı ziyaret etti. Yandaş ve akraba kadrolaşması nedeniyle işlerinden olan binlerce emekçi gözle görüşmeyi takip etti. İşçilerin umudu, Türk-İş Başkanı Atalay’ın haklarını savunacağı yönündeydi. Mağdurlar ve aileleri, Atalay’ın Kılıçdaroğlu’nun yüzüne karşı “Arkadaşlarımız işlerine geri dönsün” ifadelerini kullanmasını bekledi. Ancak ikilinin görüşmesi tam bir fiyaskoyla sonuçlandı. İşçileri hayal kırıklığına uğratan Atalay, on binlerce mağdurun perişanlığını gündeme bile getirmedi.”

Şimdi bir de “muhalifler”e göz atalım…

Cumhuriyet gazetesi manşetine, “Babam sağ olsun!” çıkartmasını yapıştırdı. Haberde, “Son dönemde belediyelerde tartışma konusu olan akraba kadrolaşmasının bir örneği Manisa’da yaşandı. 2014 seçimlerinde AKP’den Demirci Belediye Başkanı seçilen Selami Selçuk, bu süreçte kızı Nazlı Selçuk’u İŞKUR üzerinden belediyeye aldı. Nazlı Selçuk, daha sonra Demirci Kaymakamlığı Proje Ofisi’nde görevlendirdi. Bir süre burada çalışan Nazlı Selçuk, daha sonra AKP’li Şehzadeler Belediyesi’nde istisnai kadrodan özel kalem müdürü yapıldı. Böylece KPSS engelini aşan Selçuk, 657 sayılı yasaya tabi memur oldu. Yükselişi burada durmayan Nazlı Selçuk, babasının yönettiği Demirci ilçesinde Kredi Yurtlar Kurumu İlçe Müdürlüğü’ne getirildi. Baba-kız, bu aşamadan sonra ilçede birçok etkinliğe beraber katıldı. 15 Mayıs’ta ‘Yurtkur’da el sanatları sergisi’nin açılışını birlikte gerçekleştirdi. Manisa’daki yandaş atama bununla sınırlı kalmadı. AKP Manisa Milletvekili Murat Baybatur’un kardeşi Fatih Baybatur, daha önce Aksihar Belediyesi’ne istisnai kadrodan özel kalem müdürlüğüne getirildi. 31 Mart yerel seçimlerinde Akhisar Belediyesi CHP’ye geçti. Ancak AKP, kardeş Baybatur için yeni bir formül buldu. Fatih Baybatur, AKP’li Şehzadeler Belediyesi’ne başkan yardımcısı olarak atandı” ifadeleri yer aldı.

Birgün gazetesi ise manşetindeki, “Bir adam, üç koltuk, üç maaş, sıfır utanma” başlıklı haberinde, “AKP döneminde giderek verimsizleştirilerek iflasa sürüklenen, 2018 yılı sonunda borçları 77 milyar 496 milyon liraya fırlayan kamu işletmelerinin yönetim kurulu üyelikleri AKP’lilerin ek gelir kaynağı oldu. ETİ Maden’den ÇAYKUR’a, TPAO’dan BOTAŞ’a, TRT’den Et ve Süt Kurumu’na kadar tüm KİT’lerin yönetim kurulları AKP’liler tarafından işgal edilmiş durumda. Yolu AKP’den geçen hiç kimse işsiz kalmıyor. Üstelik aynı isimler farklı görevlerde çifter maaş almayı da ihmal etmiyor. Eski-yeni milletvekilleri, eski bakanlar, AKP döneminin emekli bürokratları, kardeşler, yeğenler ile kuzenlerden oluşan uzun bir liste var. KİT’lerde başkan hariç tüm yönetim kurulu üyeleri onayı Saray’dan alıyor” ifadelerine yer verdi.



Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design