Anasayfa / Medya izleme / Bilirkişi raporu dağa mı kaçırıldı?

26 Eylül

Bilirkişi raporu dağa mı kaçırıldı?

Berkin Elvan’ın annesinin isyanı gazetelerde fazla yer bulamadı.

Gezi Parkı eylemleri sırasında hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın ölümüne ilişkin açılan davanın 14. duruşması İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Sanık polis memuru Fatih Dalgalı'nın yargılandığı dava, gaz tüfeği kullanan sanığın kusurunun belirlenmesi için istenen yeni bilirkişi raporunun hazırlanmaması nedeniyle ertelendi.

Evrensel gazetesi manşetin yanında, “Katil apaçık ortada, neden uzatıyorsunuz?” başlığıyla verdiği haberde, “Gezi direnişi sırasında yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın davası yine ertelendi. Anne Gülsüm Elvan, ‘Yeter artık kaçıncı duruşma bu? Katil ortada, belli’ diyerek isyan etti. Raporların mahkemeye gelmesinin gecikmesini soran avukatlara, hakimin ‘Konu toplumsal bir olay olunca rapor gelmesi zor oluyor, biliyorsunuz’ demesi de dikkat çekti” ifadelerini kullandı.

Birgün gazetesi habere ön sayfasının altında, “Berkin’in davası ertelendi” başlığıyla yer verdi:

“Gezi Direnişi’nde yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın 14’üncü duruşması dün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti duruşmayı 13 Kasım’a erteledi.”

Cumhuriyet gazetesi birinci sayfasının altında yer ayırdığı habere, “Biz de anne değil miyiz?” başlığını attı. Haberde şu ifadeler yer aldı:

“Gezi Direnişi’nde polisin attığı gaz fişeğiyle yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin dava yine ertelendi. İsyan eden anne Gülsüm Elvan, ‘Biz anne değil miyiz?’ diye sordu.” 

“‘Acılı anne’ye taziye yasağı”

Yeni Yaşam gazetesi manşetinde, “‘Acılı anne’ye taziye yasağı” başlıklı habere yer verdi. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Hükümetin HDP önüne göndererek ‘acılı anne’ diye ‘sahiplendiği’ annenin önce HPG’li oğlu operasyonda öldürüldü. Ardından ‘acılı anne’ ‘terörist annesi’ oldu. Cenazeye katılım engellendi, taziyeye de izin verilmedi. Musa Gürtürk’ün cenazesini alan aile, toprağa vermek üzere Muş’a götürdü. HDP’nin önündeki eylemde ‘acılı anne’ diyerek aileye sahip çıkan devlet, cenaze töreninde ise aileye ‘terörist ailesi’ muamelesi yaptı. Cenazeye sadece yakın akrabaların katılmasına izin verildi. Sonrasında ise ailenin taziyeleri kabul etmek için talep ettiği taziye evi verilmedi.”    

Gazete manşetin altındaki, “PKK’de dediği oğlu IŞİD’de çıktı” başlıklı haberde ise, “HDP Diyarbakır İl binası önünde oturan ve kendisini ziyaret eden Bakan Zehra Zümrüt Selçuk ile fotoğraf çektiren Mevlüde Üçdağ’ın oğlunun IŞİD’e katıldığı iddia edildi. İddiayı gündeme getiren aileyi yakından tanıyan bir yurttaş. ‘IŞİD’e gittiğinden beri de oğlu ile her gün telefonda konuştuğunu biliyorum. AKP’lilerden iş sözü aldığı için gidip HDP önünde oturmuştur’ dedi” ifadelerine yer verdi.

“15 Temmuz’da darbenin seyrine göre hareket edeceğim diyenler oldu”

Sözcü gazetesinin manşetinde, “15 Temmuz’da darbenin seyrine göre hareket edeceğim diyenler oldu” başlıklı haber yer aldı:

“AKP’den geçen hafta istifa eden ve Davutoğlu saflarına katılan Konya eski il başkanı Musa Arat, FETÖ’yle mücadelede yaşanan tutarsızlıkları anlattı. İşte Musa Arat’ın sözleri: ‘Darbe girişimi gecesi herkesin il ve ilçe binalarında toplanmasını istedim. Ama talimatlarımıza uymayanlar, hatta ‘Darbenin gidişine göre hareket edeceğim’ diyenler bile oldu. Maalesef o insanlar şu anda görevde. FETÖ bağlantısı olabilecek kişiler şimdi bir araya gelmeye başladı. Davutoğlu ve bize karşı karalama yaptılar. Adalet ve Sanayi bakanlarına yapılanlar da aynı operasyon.’”

Gazete manşetin yanındaki, “İşte Meclis’in ‘yok’ dediği FETÖ raporu” başlıklı haberde ise, “Meclis komisyonunun hazırlayıp 12 Temmuz 2017’de Meclis Başkanı İsmail Kahraman’a sunduğu FETÖ raporuyla ilgili yeni gelişme. Meclis’in ‘Bizde yok’ dediği rapor ortaya çıktı. Komisyon üyelerinden biri olan İYİ Partili Aytun Çıray, 639 sayfalık raporun kendisindeki kopyasını Sözcü’ye gösterdi. ‘Raporun Meclis’te olmadığını iddia etmek gerçekle bağdaşmaz’ dedi” ifadelerine yer verdi. 

Hayır, kalmadı

Birgün gazetesi manşetinde, “Doğru dürüst çalışan bir kurum kaldı mı?” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“DSİ’nin yapım işi ihalelerinde en düşük teklifi veren yerine yüksek fiyat teklifi vereni tercih ettiği ortaya çıktı. İdare, kamuyu 50 milyon TL’den fazla zarara uğrattı. Sayıştay, ‘Kamu ihalelerinde fiyat dışı unsurların hesaba katılabilmesi için söz konusu unsurlar idareye fayda sağlayacak fonksiyonda olmalı’ uyarısında bulundu. Elektrik dağıtım şirketlerinin yeterince denetlenmediği öğrenildi. Elektrik faturalarına yansıtılan ve şirketlerce Bakanlığa aktarılması gereken 575 milyon 940 bin TL’lik elektrik enerjisi fonu katkı paylarının doğruluğunun da kontrol edilmediği belirlendi. Sayıştay denetçileri, Enerji Bakanlığı’nın bu noktada ihmalinin olduğunu saptadı. Yaşamını yitiren yurttaşlar için sağlık hizmeti sunduğunu öne süren, kurumlara sağlık hizmetleri ve ilaç ödemeleri adı altında yüksek tutarda ödeme yapan, solunum yolu enfeksiyonu hastalarına kesilen ‘sezaryen doğum ücreti’ faturasını ödeyen SGK, hasta yurttaşları ise icraya verdi. SGK, 12 milyar TL’yi aşan avans tutarını da süresi geçmesine rağmen geri almadı. Türkiye İş Kurumu’na yönelik Sayıştay raporunda, seçim döneminde artış yaşanan, kısa süreli gelir getirici iş olarak ‘muhtaç’ kişilerin faydalanacağı ifade edilen Toplum Yararına Program’dan (TYP) gelir getirici başka bir işte çalışanların da yararlandırıldığı yer aldı. Bu kişilere yapılan ödemeler ise toplamda 700 bin TL’yi buldu.”

Cumhuriyet gazetesi ise manşetindeki, “Soyan soyana” başlıklı haberde, “Sayıştay raporları, karayollarında iş yapan şirketlerin çevirdikleri ‘oyunları’ gözler önüne serdi. Rapora göre şirketler, öncelikle yüksek teklif verilen iş kalemlerini yapıyor. Düşük teklif verilen iş kalemleri ise çeşitli bahanelerle sonlandırılıyor. İş yeniden, daha sonra yüksek fiyatlarla ihale ediliyor. Sayıştay’ın Karayolları Genel Müdürlüğü raporuna göre 2018’de HGS ve OGS’den toplam 20 milyon 574 bin 137 kaçak geçiş yapıldı. Köprü ve otoyollardaki toplam 132 milyon 22 bin 276 kaçak geçiş bedeline ilişkin tahakkuk kaydı yapılmadı, mali tablolarda yer verilmedi. Avrasya Tüneli kayıtları da gerçeği yansıtmıyor. SGK Raporu’na göre hastalara konulan tanılar ve ameliyat bilgileri ile faturalandırılan işlemler uyuşmuyor. Özel hastanelerde, hasta ya da yıllık izinde gözüken doktorların ‘ameliyat ve muayene yaptıkları’, bu işlemlerin de SGK’ye faturalandırıldığı belirlendi. Ölümlerden bir yıl sonra dahi faturalandırma yapıldı. Yurtdışındaki eğitim faaliyetleri için kurulan Maarif Vakfı’na aktarılan yüz milyonlarca liranın hiçbir denetime tabi olmadığı Sayıştay raporuyla ortaya çıktı” ifadelerine yer verdi.   

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design