Anasayfa / Medya izleme / “Gar katliamında gizlenen dosya”

22 Kasım

“Gar katliamında gizlenen dosya”

10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasında ortaya çıkan skandala yalnızca Evrensel, Cumhuriyet ve Birgün gazeteleri yer verdi

Evrensel gazetesi manşetindeki habere, “Katliam önlenebilirdi!” başlığını attı. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“10 Ekim Katliamı davasının soruşturma dosyalarında, canlı bombalara eskortluk yapan Yakup Şahin’in katliamdan 10 gün önce bomba yapımı için gübre almaya çalıştığı ve aynı gün şüpheli bulunduğu için polise ihbar edildiği ortaya çıktı. Ancak Şahin yakalanmadı. Güvenlik kamerası kayıtları, ihbar tutanakları ve resmi yazışmalar katliamın ‘kayıp soruşturma dosyaları’ arasından çıktı. Avukat Murat Kemal Gündüz, ihbar tutanağı, savcılık ve emniyet arasındaki yazışmalar ile Yakup Şahin’in tespit edilmesinin 10 Ekim Katliamı dosyasında olmamasına tepki gösterdi. Antep’te savcılık,  emniyet ve istihbaratın bilmesine karşın kurumların görevlerini yerine getirmediklerini belirten Gündüz, ‘Çok açık bir aymazlık var. Yakup Şahin yakalanmış olsaydı, bu katliam önlenebilirdi’ dedi.”

Cumhuriyet gazetesi habere manşetinde, “Gar katliamında gizlenen dosya” başlığıyla yer verdi:

“Ankara’da 10 Ekim 2015’te 100 kişinin öldüğü tren garı katliamına ilişkin savcılığın, 9 klasörlük delil dosyasını mahkemeden ve müştekilerden sakladığı ortaya çıktı. 36 sanığın yargılandığı gar katliamına ilişkin dosyalar, 1.5 yıl sonra ‘kimliği tespit edilemeyen kişi’ tarafından Ankara Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’na bırakıldı. Dosyaya göre, canlı bombalara Ankara’ya kadar eskortluk yapan Yakup Şahin, iki ton ’33 Nitrat’ almaya çalıştı. Kimliği istenince vazgeçti. Şüphelenen gübre satıcısı Emniyet’e olayı bildirdi ve Şahin’in kimliği tespit edildi. Emniyet, katliamdan 8 gün önce bildirilen bu duruma karşın işlem yapmadı.”  

Birgün gazetesi ise ön sayfasının altında yer ayırdığı habere, “Kamu ihmalini belgeleyen dosyalar saklanmış” başlığını attı ve “10 Ekim Katliamı Davası’nda 16 firari sanığın yargılandığı dosyada, IŞİD yöneticiliğinden 18 yıl hapis cezası alan Erman Ekici ‘insanlığa karşı suçtan’ Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Duruşmada, 10 Ekim Katliamı Davası’nda karar açıklanmasının üzerinden 1.5 yıl geçtikten sonra, kamu görevlilerinin ihmalini ortaya koyan dokuz klasörün saklandığı ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.

“Rabia dosyasında sorular artıyor”

Karar gazetesinin manşetinde, “Rabia dosyasında sorular artıyor” başlıklı haber yer aldı. Haberde şu ifadelere yer verildi:

“11 yaşında şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Rabia Naz için Meclis’te kurulan komisyona konuşan tanıklar ve yetkililerin anlatımları, küçük kızın ölümünün üzerinden geçen bir buçuk yıla rağmen hala aydınlatılmayı bekleyen pek çok karanlık noktanın yanı sıra cevaplanması gereken yeni soruları da ortaya çıkardı. Baba Şaban Vatan’ın küçük kızına çarparak ölümüne neden olduğunu söylediği siyah renkli Doblo marka aracın akıbeti bilinmiyor. Mahalledeki oto yıkamada o gün tek yıkanan araçla ilgili sorulara yanıt da yok. Şaban Vatan’ın ifadesindeki, savcılığın ilk gece saat 24:00’a kadar olayı ‘kaza’ diye nitelediği, sabah 06:00’da intihar olarak değiştirdiği, öğlen ise ‘şüpheli ölüm’ olarak yer verdiği iddiası da cevap bekliyor. Küçük kızın hayatını kaybettiği ilk gün tüm haber ajansları ve medya organlarının olayı ‘Sürücünün çarpıp kaçtığı küçük kız hayatını kaybetti’ şeklinde servis etmesinin kaynağı hala açıklanmadı. Rabia Naz’a ilk müdahale eden ambulansın şoförü Mehmet Yetim, olay yerinde kan izine rastlamadıklarını söyledi. Yetim’in ‘İlk gözlemimiz kaza olduğu yönündeydi’ ifadesi ‘süründü’ iddiasını da çürütüyor. Rabia’ya ilk müdahale eden Ortopedi Uzmanı Mustafa Kavak kızın boynunun da kırık olduğunu söyledi. ‘Bu şekilde sırt üstü sürünebilir mi?’ sorusuna da ‘Hayır, ayak ve bacaklarını da oynatamaz’ yanıtını verdi. TBMM Komisyonu’na konuşan Giresun Başsavcısı, olay bölgesinde bir yıl sonra yapılan incelemede Rabia Naz’ın kayıp çorabının bulunduğunu ancak bunu aileye göstermediklerini açıkladı. Nedenini söylemedi. Başsavcının, bir yıl sonra ifadesini yenileyen tek tanık Mürsel Küçükal’ın anlatımlarından yola çıkarak, Rabia Naz’ın atladığına dair en önemli delilin tanığın duyduğu ‘güm’ sesi olduğunu söylemesi şüpheleri artırıyor.”    

“Her çocuk 15 bin TL borçla doğuyor”

Birgün gazetesi manşetindeki, “Her çocuk 15 bin TL borçla doğuyor” başlıklı haberinde, “Hazine ve Maliye Bakanlığı 31 Ekim 2019 tarihi itibariyle merkezi yönetimin toplam borcunu açıkladı. Buna göre merkezi yönetim brüt borç stoku 1 ayda 21 milyar liralık artışla tam olarak 1 trilyon 260 milyar 725 milyon lira olarak gerçekleşti. Bu borç son tahlilde tüm yurttaşlar tarafından finanse edilecek. Borcu çoluk çocuk, genç yaşlı 82 milyon yurttaş cebinden ödeyip bitirmek istese her yurttaşın 15 bin 374 lira ödemesi gerekiyor. Okunması dahi zor hale gelen borç son aylarda sert şekilde artıyor. Buna karşılık kamunun elindeki Merkez Bankası varlıkları, işsizlik sigortası fonundaki tutar ve kamunun diğer tüm finansal varlıkları aynı oranda artmayınca 1 yılda neredeyse 2’ye katlanan kamu net borç tablosu ortaya çıkıyor. Devlet borçlarına mercek tuttuk, henüz toplam borç stoku döndürülebilse de artış hızı korkutucu boyutlarda. Özellikle son 2 yılda borç tutarı sert şekilde artıyor. 2017’nin ekim ayında 867 milyar lira olan borç 2018 ekim ayında 1 trilyon 83 milyar liraya yükseldi. Geçen yıldan bu yana ise tam 176 milyar TL artışlar 1 trilyon 260 milyar TL’yi geçti. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre bu borcun 638,5 milyar liralık kısmı Türk Lirası cinsinden borçlar iken, 622,2 milyar liralık kısmını döviz cinsinden borçlar oluşturuyor. Üstelik bu tutarlara Sosyal Güvenlik Kurumu ve belediyelerin borçları da dahil değil. Söz konusu borç devlet borcu olduğu için yükü yurttaşın sırtında. 2014 yılı ekim ayında 776,9 milyar lira borcu olan merkezi yönetimin kişi başına düşen borcu 7 bin 746 liraydı. Bu tutar istikrarlı bir şekilde yükseldi. 2019 ekim ayına gelindiğinde ise kişi başına düşen borç 5 yıl öncesine göre yüzde 100 artışla 15 bin 374 liraya fırladı. Ekonomik büyümenin yavaşlamasıyla hazine vergi toplamakta zorlanmaya başladı. Hükümet ise sermayedarlara verilen teşvikler ile büyümeyi hızlandırmaya çalışan maliye politikası izledi. Bütçedeki israf kalemleri de kısılmayınca ortaya çıkan sonuç devasa bütçe açığı oldu. 2019 yılı için planlanan bütçe açığı 80 milyar liraydı. Ancak yılın ilk 10 ayında bütçe açığı 100,7 milyar lirayı aşmış oldu. Üstelik 2019 yılında TCMB ihtiyat akçesi, imar barışı gibi tek seferlik gelirler olmasaydı bütçe açığı yaklaşık 150 milyar lira olacaktı” ifadelerine yer verdi.

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design