Anasayfa / Medya izleme / “Libya’ya transfer”

26 Aralık

“Libya’ya transfer”

Yeni Yaşam gazetesi “Libya krizi”yle ilgili çarpıcı bir iddiayı okuyucularıyla paylaşırken, Cumhuriyet “Arapların kanal aşkı”nı manşete taşıdı

Yeni Yaşam gazetesinin manşetinde, “Libya’ya transfer” başlıklı haber yer aldı. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Gerekirse Libya’ya asker göndeririz’ açıklamasından sonra, Türkiye’nin Trablus’a destek için asker gönderip göndermeyeceği tartışılırken, Suriye’de başka bir hareketlilik yaşanıyor. Suriye’den Libya’ya Hafter güçlerine karşı savaşmak üzere savaşçılar toplandığı ve bunun için Afrin’de bürolar oluşturulduğu belirtiliyor. Libya’ya gideceklerin ise 2 bin dolar maaş alacağı belirtiliyor. Suriye’den Libya’ya geçiş için ise Türkiye’nin kullanıldığı iddia ediliyor. Lübnan Al-Mayadeen televizyonu, Türkiye’nin Fırat’ın doğusundan 200 ÖSO militanını çektiğini ve militanların İstanbul havalimanından Libya’ya hareket edeceğini duyurdu. HTŞ’nin üç önemli komutanının Libya’ya gitmek amacıyla Türkiye’ye geçtiği haberini ise başka kaynaklar da doğruladı. İddialara Türkiye’den yalanlama gelmedi.”    

“Arapların kanal aşkı”

Cumhuriyet gazetesi manşetinde, “Arapların kanal aşkı” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın karşı çıkmalara karşın yapılacağını açıkladığı Kanal İstanbul projesi güzergâhında en çok merak edilenlerden biri de arazilerin kimlere ait olduğu. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum önceki gün yaptığı açıklamalarda ‘Kanal İstanbul güzergâhı üzerinde arsa rantına müsaade etmeyeceğiz. Daha önce hiçbir projede yapmadığımız gibi burada da bir arsa rantı söz konusu değildir. Arsa rantına asla izin vermeyiz, böyle bir durum yok’ ifadelerini kullansa da bölgede Körfez ülkesi yurttaşı Arapların metrekarelerce arazi aldığı ortaya çıktı. Katar Emiri’nin annesi Şeyha Moza da Kanal İstanbul güzergâhında 44 dönüm arazi satın almıştı. Türkiye’de 2013 yılında Kuveyt Devleti vatandaşı iş insanı Wael N Y Alnusef, 100 bin lira sermayeyle Nour Alkhaır Gayrimenkul Turizm şirketini kurdu. İstanbul Başakşehir’de bulunan şirket 21 Aralık 2018 tarihinde Arnavutköy Yassıören köyünde ‘tarla’ vasfında 53 bin 878 metrekare arazi aldı. Tapunun açıklama bölümüne arazi alınırken “geliştireceği projeyi iki yıl içinde ilgili bakanlığın onayına sunma zorunluğu vardır” notu eklemesi dikkat çekti. Ayrıca Suudi Arabistanlı iş insanı Sulaıman Al Muhaıdıb’ın da proje güzergâhında arazi aldığı ortaya çıktı. Al Muhaıdıb Sazlıbosna köyünde tarla vasfında 9 bin 500 metrekarelik araziyi 2015 yılında edindi. Al Muhaıdıb’ın güzergâhta başka araziler de aldığı ifade edildi. Kanal İstanbul projesinin hayata geçmesi durumunda güzergâhta yapılacak yeni imar planlarıyla arazilerin değerinin kat ve kat artacağı belirtiliyor. İBB’nin CHP’li Meclis üyesi Nadir Ataman duruma tepki göstererek ‘Kanal İstanbul’u uzatalım. Arap yarımadasına bağlayalım. O kadar arsa toplamışlar, rahat gidip gelsinler. Kanal İstanbul için ‘İstanbul’un kent nüfusunu oraya çekerek kent rahatlatılacak’ derken işin aslı Arap nüfusu kastediliyormuş. Kanal Araplar tarafından işgal altında. Nerdeyse bir Arap kantonu kuruluyor. Kanal İstanbul’un etrafı rant pazarına dönmüş. Adı ‘ranta giden kanal’ olsa daha iyi olur’ diye konuştu.”

“Ölüm kampının rehine listesi“

Karar gazetesi manşetindeki, “Ölüm kampının rehine listesi“ başlıklı haberinde, “Akrabaları yurt dışına çıktığı için Uygurları tutuklayan Çin’in şantaj listesi deşifre oldu. İnsanlık dışı yöntemle vahşetin dünyaya duyurulmasını engellemeye çalışan rejim, 137 sayfalık listede bulunanların akrabalarını arayarak ‘Konuşursanız daha çok yakınınız tutuklanır’ tehdidi savuruyor. Çin yönetiminin Doğu Türkistan’daki soykırım politikaları bir kez daha ifşa oldu. Toplama kamplarını okul diye savunan, aileleri yatak odalarına kadar gözetleyen ve camileri yıkan Pekin yönetiminin, Uygurlu Türkleri akrabaları yurtdışına çıkış yaptığı için tutuklayarak, şantaj listeleri hazırladığı ortaya çıktı. Doğu Türkistan’ın Hoten Vilayetine bağlı Karakaş ilçesinin Bostan köyünde 100 Uygur Türkü’nün adı soyadı ve ev adresleri ile gözaltı gerekçesinin yazıldığı reski liste sızdı. Listede tutuklama nedeni ‘akrabası yurt dışına çıkış yaptıktan sonra geri dönmedi’ yazıldı. KARAR’ın görüştüğü Uygur Türklerinin ileri gelenlerinden bazı kaynaklar ‘Çin polisi, tutuklulara, Türkiye ve diğer ülkelerdeki akrabalarını zorla aratıp şantaj yapıyor. ‘Geri dönmezseniz, Çin aleyhinde etkinliklere katılırsanız, daha çok akrabanız tutuklanır. Cezaevlerindeki akrabalarınıza işkence, baskı yaparız’ dedi. Sosyal medyada da yayınlanan ve Çince aslından Uygurca’ya tercüme edilen belgeler buzdağının görünün kısmı olduğu belirtiliyor. İşkence kamplarında tutulan Uygurların, izi bulunan yurtdışındaki akrabalarına tehdit telefonları edildiği kaydediliyor. Sadece sızdırılan belgede 600 Uygur Türkü’nün adı, adresi ve tutuklanma gerekçesi bulunduğu öğrenilirken güvenlik gerekçesiyle tamamının yayınlanmadığı ifade edildi. Beyin yıkama kampında aslında 3 milyondan fazla Uygur Türkü tutuklu bulunuyor. Çin komünist yönetimi, hangi kampta kaç kişinin tutulduğunu açıklamıyor. Bu nedenle esir tutulan Uygurların hangi kampta olduğuna dair bilgi bulunmuyor. Sızdırılan belgeler, Uygur Türklerinin kamplarda esir tutulduğunun ilk resmi belgesi olarak kayda geçti. Belge konu olan Karakaş ilçesi 15 köyden oluşuyor. Çin kaynaklarına göre ilçenin nüfusu 53 bin. Köylerden ve ilçe merkezinden çok sayıda Uygur Türkünün gözaltına alınarak kamplarda esir tutulduğu belirtiliyor” ifadelerine yer verdi.

“Saray şehirlerin anahtarını istiyor”

Birgün gazetesinin manşetinde, “Saray şehirlerin anahtarını istiyor” başlıklı haber yer aldı:

“Son seçimlerden sonra yerel yönetimlerdeki ağırlığı azalan AKP, kontrolü kaybetmeme gayretlerini sürdürüyor. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla önceki gün Resmi Gazete’de yayımlanan genelge ile belediyelerin Yerel Akıllı Şehirler Kurulu tarafından yönetilmesini öngören ‘Ulusal Akıllı Kentler Stratejisi ve Eylem Planı (2020-2023)’ açıklandı. Eylem Planı’nda ‘Akıllı Şehir’ modeli ‘insan müdahalesine gerek duyulmadan şehrin veri ve uzmanlığa dayalı olarak gelecek öngörüleriyle kendi kendini yönetebilmesi’ olarak tanımlanmakla birlikte yönetsel ciddi değişiklikler getiriyor. İktidarın yerel seçimlerden hemen önce çalışmalarına başladığını duyurduğu plan on ayda yayımlanacak hale getirildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından başlatılan çalışmalarda, yeni hükümet sistemi ile Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan Yerel Yönetim Politikaları Kurulu da etkili oldu. Kurula ‘Akıllı şehircilikle ilgili araştırmalar yaparak strateji önerilerinde bulunmak’ görevi verilerek bu konunun ‘Cumhurbaşkanlığı himayesine alındığı’ bildirildi. Plana göre kentler, Yerel Akıllı Şehir Kurulu tarafından merkezi olarak yönetilecek. Kurul, üst düzey siyasi ve bürokratik iradeyi temsil eden siyasi liderler ile tüm ekosistem paydaşlarının üst yönetiminden oluşacak. Akıllı Şehir dönüşümü nüfusu 50 binin üzerinde olan tüm yerleşim yerlerini kapsayacak. Bunun yanı sıra tarım, sanayi, turizm ve hizmet gibi sektörlerde yoğun faaliyet gösteren ve nüfusu dönemsel olarak 50 bin ve üzeri olan kentsel alanlar da şehir olarak nitelendirilerek kapsama dahil edildi. CHP İzmir Milletvekili, Bornova eski Belediye Başkanı Kamil Okyay Sındır, Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’nı, ‘Yerelin yetkilerini merkeze devretme stratejisi’ olarak değerlendirdi. Eylem planının şehirleri ‘uzaktan yönetmeye’ yarayacağını ifade eden Sındır, ‘Avrupa ülkelerinde yerel yönetimler için demokrasi, diyalog ve ademi merkeziyetçilik yani yönetimin yerele aktarılması stratejisi izlenir. Türkiye’de ise bunun tam tersi uygulanıyor. Zaten iktidar, bakanlık eliyle plan notlarında tadilat yaparak yerelin yetkilerinin bir kısmını kullanıyordu. Şimdi bunu genişletecekleri görülüyor. Dünya yerele daha çok özerklik ve yetki verme çabası içerisindeyken bizim bilim ve teknolojiyi merkeziyetçi anlayışa hapsetmemiz kabul edilemez’ dedi.”
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design