Anasayfa / Medya izleme / “İkinci uçağımız yok mu?”

26 Şubat

“İkinci uçağımız yok mu?”

Karar ve Cumhuriyet gazeteleri “Koronavirüs tehlikesini” manşete taşıdı

Karar gazetesinin manşetinde, “İkinci uçağımız yok mu?” başlıklı haber yer aldı. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Sağlık Bakanlığının koronavirüse karşı aldığı yerinde önlemlerle doğru yürütülen süreç, İran’daki vatandaşlarımızın gecikerek başlatılan tahliyesinde yara aldı. Tahran’daki Türkler ile ikinci Vuhan’a dönen Kum’daki 12 kişi, uyarılara rağmen aynı uçakla tahliye edildi. Sağlık Bakanı Koca bu vatandaşların ayrı uçakla getirilmesi gerektiğini ama bunun yapılmadığını söyledi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, İran’dan Türkiye’ye dönmek isteyen Türk vatandaşları için özel bir sefer düzenlendiğini belirterek, ‘İran’dan gelen Türk vatandaşları, 14 gün süreyle gözlem altında tutulacaktır. Bu çerçevede THY’ye ait TK879 sefer sayılı Tahran uçağının Ankara’ya inişi planlanmıştır’ dedi. Ancak salgının esir aldığı Kum ve Meşed kentinden yolcularla, Tahran’daki yolcuların aynı uçağa bindirildiği iddiası ve tahliyenin normal uçuş prosedürü ile yapılması tartışmalara neden oldu. THY’ye ‘Ayrı ayrı tahliye için uçak mı yetmedi’ eleştirileri yöneltildi. Çin’in Vuhan kentinde geçtiğimiz ay koronavirüs nedeniyle 34 Türk ile 7 Azeri, 7 Gürcü ve 1 Arnavut vatandaşı özel olarak donatılan ‘Koca Yusuf’ isimli askeri kargo uçağıyla tahliye edilmişti. Yapılan bu operasyon büyük taktir toplarken İran’dan yapılan tahliyelerde önlemler alınmaması, Türkiye’nin alkış aldığı mücadeleye de gölge düşürdü. Ayrıca Dr. Zekai Tahir Burak Hastanesi’nin bahçede bulunan ‘Küçük Melekler’ adlı kreşin kapatılmadığı ortaya çıktı. Yolcuları taşıyan ambulanslar kreşin kapısının önünde durdu. Yolcular, kreşin önünden geçti.”

“Kabus günleri”

Cumhuriyet gazetesi manşetinde, “Kabus günleri” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“Türk Hava Yolları’nın Tahran’dan İstanbul’a inmek üzere havalanan yolcu uçağı, ‘koronavirüs şüphesiyle’ Ankara Esenboğa Havalimanı’na acil iniş yaptı. 132 yolcu ve mürettebat, karantinaya alınmak üzere ambulanslarla Zekai Tahir Burak Hastanesi’ne sevk edildi. Uçaktaki bazı yolcuların ateşi yükselince, Türk Hava Yoları yetkilileri durumu Sağlık Bakanlığı’na bildirdi. Değerlendirme sonucunda uçak Sapanca üzerindeyken Ankara’ya döndü. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise uçağın Ankara’ya inişinin ‘planlı’ olduğunu açıkladı. Koronavirüs sebebiyle Çin’deki üretim düşünce ithalat sınırlandı. Yaşanan tedarik sıkıntısı sonucu Türkiye’de bazı ürünler zamlandı. Çin’den yıllık 80 bin ton ithal edilen siyah ayçekirdeğinin fiyatı yüzde 5 arttı. Tüm Kuruyemiş Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜKSİAD) Başkanı Hüsamettin Karaman, ‘Toptan ithalatta yaşanan yüzde 5’lik fiyat artışı henüz vatandaşa yansımadı. Biriken zamlar mart veya nisanda yüzde 15 şeklinde kendini gösterecek’ dedi. Elektronik Cihazlar İmalatçıları Derneği Başkan Vekili Metin Nil ise, ‘Çin’den ithalat devam ediyor ancak üretim düştüğü için ithalat da sınırlı. Çin’de çalışmaya başlayan fabrikalar kapasitelerinin yüzde 40’ını ancak kullanmaya başladı. Biz de ürünleri yüksek maliyetlerle temin etmek zorunda kalıyoruz. Böyle sürerse tüm elektronik cihazlara 2-3 ay içinde yüzde 10-20 bandında bir zam gelecek’ diye konuştu.” 

“Devlet bekler, ölüm beklemez”

Yeni Yaşam gazetesi manşetindeki, “Devlet bekler, ölüm beklemez” başlıklı haberinde, “Rojhilat’ın Xoy kentinde meydana gelen 5.9 şiddetindeki deprem, Van’ın Başkale ilçesine bağlı dört köyde yıkıma neden oldu. Bu yıkımların en büyüğü ise Gelenler’de (Qîratî) yaşandı. Kimsenin yaşamını yitirmediği köyde neredeyse tüm ev ve ahırlar yıkıldı. Büyük bir tahribatın yaşandığı mahallede yüzlerce hayvan yıkılan ahırların enkazı altında kalarak yaşamını yitirdi. Depremin 2. gününde çadırlar kurulmaya başlanırken, önceki gece etkili olan soğuk havadan dolayı yeni doğan onlarca kuzunun öldüğü belirtildi. Kendileri için kurulan çadırların yeterli olmamasından şikayet eden yurttaşlar, özellikle hayvanları için çadır kurulmasını istiyor. Aynı zamanda depremde yaşamını yitirtenler yakınları tarafından toprağa verildi. Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan Türkiye’de meydana gelen depremden dolayı hayatlarını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diledi. Aynı zamanda Xoy kentinde de 44 köyde yıkım meydana geldiği belirtildi. Depremde babasını kaybeden ismini öğrenemediğimiz bir genç, bir TV kanalına verdiği röportajda, ‘Enkaz altında babamın kolunu gördüm, elimle kazdım, kardeşlerimi çağırdım, uğraştık, babamı sağ çıkardım. Ambulansı aradım babam ölüyor dedim. Onlar ‘bizi meşgul etmeyin’ dedi. Kanlar içinde kaldı. Ben ‘babam ölüyor’ dedim, onlar gelmedi. Saat 7’de çıkardım saat 10’na kadar kanlar içinde balkonda betonda kaldı. Ambulans yetişmiş olsaydı babam hayatta olacaktı’ ifadelerini kullandı. Depremin yaşandığı gece evlerinin tamamen yıkıldığını ve eşyalarını bile alamadıklarını aktaran Zeliha Kaya, sabaha kadar traktörün kasasında kaldıklarını anlattı. Aile bireylerinden Kevser Kaya ise, Çocuklarını evin camını kırarak çıkardığını anlatan Kaya, ‘Eğer ben pencereyi kırmasaydım çocuklarımın hepsi enkazın altında kalacaklardı. Dün gece başka çaremiz olmadığı için ailecek römorka yerleştik. Soğuk olsa bile burada yaşamaya çalışıyoruz’ diye konuştu” ifadelerine yer verdi.

“Kanal’a ayrılacak parayla riskli binalar yenilenebilir”

Evrensel gazetesinin manşetinde, “Kanal’a ayrılacak parayla riskli binalar yenilenebilir” başlıklı haber yer aldı:

“İstanbul’u büyük bir deprem bekliyor ve bunun büyüklüğü için 7 ve üzeri deniyor, önümüzdeki 30 yıl içerisinde gerçekleşme oranı yüzde 65. Çıkarılan senaryolara göre İstanbul’da 48 bin bina yıkılacak, 3 milyon İstanbullu da depremden etkilenecek. Son dönemlerde arka arkaya yaşanan depremler sonrası bir araya geldiğimiz İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Tayfun Kahraman, risk altında bulunan binaları kara nokta olarak tanımlıyor. Nedeni ise bu binaların nerede olduğunu bilmemek. Bu binaların adreslerini tespit etmenin yöntemlerini aradıklarını söyleyen Kahraman, şimdiye kadar yapılmış planların büyük oranda plan aşamasında yani kağıt üstünde kaldığını belirtiyor. İstanbul’da büyük deprem beklenirken iktidarın Kanal İstanbul ısrarına değinen Tayfun Kahraman, ‘Kanal İstanbul için sözü edilen rakamlar, bizim kara nokta olarak açıkladığımız binaları yenilemek için gerekli olan bütçe. Büyük bir deprem bekleniyorken bütçeyi binaların yenilenmesine mi harcamalı, Kanal İstanbul gibi ne işe yarayacağı belirsiz bir projeye mi? Böyle bir kaynak varsa eğer, bu kaynağın kullanılacağı adres İstanbul’da bellidir’ dedi.”

“Kriz Diyanet’e hiç uğramıyor”

Birgün gazetesi manşetinde, “Kriz Diyanet’e hiç uğramıyor” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“Elazığ’da 2018’de 19 bin 250 metrekarelik alanda yapımına başlanan ancak ‘Tasarruf tedbirleri’ gerekçesiyle bir süre inşaatı durdurulan Harput Diyanet Külliyesi için 2020 yılı bütçesinden 13 milyon 761 bin TL ayrıldı. 2018’de 63 milyon 420 bin TL'lik proje ile tutarı ile yapımına başlanan külliye için bugüne kadar toplam 76 milyon 920 bin TL harcandı. Yurttaşa ucuz sebze meyve için pazara akşam gidilmesini tavsiye eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Elazığ’a inşa ettiği külliyenin maliyeti sürekli büyüyor. AKP Elazığ Milletvekili Metin Bulut’un, “Tasarruf tedbirlerinden dolayı bazı tesislere başlamama durumu söz konusuydu. Ama biz bunun Elazığ açısından ne kadar önemli olduğunu anlatınca bakanlığımız da bizi kırmadı” dediği Harput Diyanet Külliyesi’nin maliyeti sürekli artıyor. Harput Diyanet Eğitim Merkezi binasının yerine yapılan ve ‘İslam dünyasının en büyük külliyelerinden’ biri olacağı bildirilen Uluslararası Harput Diyanet Külliyesi için Elazığ İl Özel İdaresi’nce duyurulan maliyet aşıldı. Ziver İnşaat'ın üstlendiği inşaatın bir yılın sonunda 76 milyon TL’ye çıkan maliyet tutarı 2020 yılı için ayrılan 13 milyon 500 bin TL’lik ödenek ile 90 milyon TL'yi aştı. Bütçe büyüklüğü ile aralarında yatırımcı bakanlıkların da olduğu 12 kuruluşu geride bırakan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bakım onarım masrafları da milyonlarca lirayı buldu. Kurumun yalnızca İstanbul ve Ankara’daki binalarının 2019 yılı bakım ve onarım masrafı 7 milyon 884 bin TL tuttu. Yatırım Programı’na göre, Diyanet’e ait tesislerin bakım ve onarımı için 2020 yılında16 milyon TL harcanması öngörülüyor.”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design