Anasayfa / Medya izleme / “Yenilenme dedikleri parti içi kavga mı?”

15 Temmuz

“Yenilenme dedikleri parti içi kavga mı?”

Birgün, Evrensel ve Yeni Yaşam gazetelerinin manşeti gündemde öne çıktı.

Birgün gazetesi manşetinde, “Yenilenme dedikleri parti içi kavga mı?” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“Devlet kadrolarındaki değişikliklerin sıklaşması parti içi iktidar kavgası olarak yorumlandı. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Mayıs ayından bu yana yaptığı 500 atamayla mülki idare amirlerinin yerleri değiştirildi. Sınırlı sayıda vali, kaymakam ve emniyet müdürü görevini koruyabildi. Onlarca vali, kaymakam ve emniyet müdürünün rütbesi düşürüldü. Kayyum olarak görev yapan kaymakamlar ise ‘daha üst rütbelere’ getirildi. Resmi Gazete'de dün yayımlanan kararname, devlette tasfiye ve yeniden yapılanma olarak yorumlanırken sadece bir günde 427 mülki idare amirinin görev yeri değiştirildi. ‘Cumhurbaşkanlığı Tarafından Yapılan Atamalar’ başlıklı kararnameye göre, 200'den fazla ilçede kaymakam değişikliğine gidildi. Kararname ile bulundukları yerlerde görev sürelerini tamamlayan ve ‘hizmet gereğince’ kararname kapsamına alınan mülki idare amirlerinin görev yerlerinin değiştirildiği bildirildi. Kayyum olarak görev yapan kaymakamların ise daha üst görevlere atandı. Bazı kaymakam ve valiler de merkeze çekildi. Erdoğan'ın bir önceki dikkati çekici atama kararları ise 10 ve 16 Haziran tarihlerinde yaşandı. Toplamda 73 atama ve merkeze çekilme kararının verildiği atamalar kapsamında 33 ilin valisi değişti. Tam 17 vali, merkeze çekilerek mülkiye başmüfettişi olarak görevlendirildi. Aynı kararlarla çok sayıda emniyet müdürünün de görev yerleri değiştirildi.”

“Uyardık, dinlemediler, bir de soruşturma açtılar”

Evrensel gazetesinin manşetinde, “Uyardık, dinlemediler, bir de soruşturma açtılar” başlıklı haber yer aldı. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın günlük koronavirüs tablosunu açıklarken vaka artışı ve yoğun bakımda yatan sayısı açısından sürekli uyardığı iller arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki iller başı çekiyor. 1 Haziran sonrası yeniden açılımla birlikte vaka artışının yaşandığı Diyarbakır, Antep ve Urfa’dan her gün vaka artışı ve yeni karantina haberleri geliyor. Bölgedeki vaka artışlarını ve ne yapılması gerektiğini Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Dr. Halis Yerlikaya ile konuştuk. Yeniden açılımın yanlış olduğu, salgının hâlâ sürdüğü ve tehlike geçmedi uyarılarının dinlenmediği hatırlatmasında bulunan Yerlikaya ‘Ne yazık ki söylediklerimiz doğrulanmış oldu. Ama dikkate alınmadık. Bölgede 1 Haziran sonrası yeniden açılmayla birlikte çok ciddi şekilde vaka artışları oldu’ ifadelerini kullandı. Hatta bu uyarıları yapan Van, Urfa ve Mardin’deki TTB yöneticileri hakkında soruşturmalar açıldığını belirten Yerlikaya, vaka artışlarında vatandaşı suçlayan yaklaşımı da eleştirerek ‘Tabii ki vatandaşların maske, hijyen ve fiziki mesafe kurallarına uyması gerekiyor. Biz de bu konularda vatandaşı uyarıyoruz. Ama bu yetmez. Sorumluluğu vatandaşa atarak pandemiyle mücadele edilemez’ dedi. Bölge açısından ülke genelinde olduğu gibi pandemiyle mücadelede toplum katılımının önemsenmediğini, meslek odaları, sendikalar ve siyasi partilerin sürece katılımının engellendiğini anlatan Yerlikaya, ayrıca bölgede yerel yönetimlere atanan kayyumlar nedeniyle halkın seçtiği yerel yönetimlerin de bu süreçte vatandaşla kuracağı etkili iletişimin de sağlanamadığına vurgu yaptı.”

“Asıl darbe bu”

Yeni Yaşam gazetesi manşetindeki, “Asıl darbe bu” başlıklı haberinde, “AKP iktidarı son dönemde Kürt siyasetine ve kadın aktivistlere yönelik operasyonlarını artırdı. Dün de Diyarbakır ve Gaziantep’te çok sayıda eve baskın düzenlenerek aralarında siyasetçi, gazeteci ve kadın aktivist 53 kişi gözaltına alındı. Diyarbakır’daki operasyonda gözaltına alınanların arasında TJA Sözcüsü ve yazarımız Ayşe Gökhan, Jinnews Editörü Ayşe Güney, MED-TUHADFED Eşbaşkanı Elif Haran da bulunuyor. Tam da 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde yapılan operasyona tepki gösteren HDP Eşbaşkanı Buldan, Kadınlara ve demokratik siyasete yönelik bu operasyonlar hukuk dışıdır, siyasidir, zorbalıktır, darbedir, kadın düşmanlığıdır’ dedi. TJA’dan yapılan açıklamada ise, ‘Kadın şahsında toplumun politik duruşunu yok etmek istiyorlar. AKP ve MHP çok iyi bilsin ki asla geri adım atmayacağız’ denildi” ifadelerine yer verdi.   

“Siyasi ayaksız 4 yıl”

Cumhuriyet gazetesinin manşetinde, “Siyasi ayaksız 4 yıl” başlıklı haber yer aldı:

“FETÖ tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz kanlı darbe girişimi sonucunda 251 yurttaş yaşamını yitirdi, 2 bin 196 kişi yaralandı. Darbe girişiminin üzerinden 4 yıl geçti. Ancak birçok kez tartışma konusu olan FETÖ’nün siyasi ayağına ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadı. İktidarın FETÖ ile mücadelede yetersiz kaldığı zaman zaman eleştiri konusu olurken, muhalefeti baskı altına almak için kullandığı yöntemler de ‘FETÖ taktiği’ olarak değerlendiriliyor. 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde FETÖ’nün kumpaslarıyla mağdur edilen isimler Türkiye’deki kurum ve kuruluşların halen FETÖ’den temizlenmediğini belirtirken iktidarın FETÖ ile mücadelede yaptığı yanlışlara dikkat çekti.”  

“‘Varsa yoksa Kanal’ tepkisi”

Karar gazetesi manşetinde, “‘Varsa yoksa Kanal’ tepkisi” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“Türkiye’nin salgınla mücadeleye kilitlendiği, iç ve dış sorunların çözüm beklediği, ekonominin darboğaza girdiği bir süreçte Kanal İstanbul ısrarı tepki çekiyor. Son olarak projenin imar planlarının ‘hızla’ onaylanması rahatsızlık yarattı. İptal dilekçesi veren İBB Başkanı ‘Bu siyasi değil, milli bir mesele’ dedi. Üzerinde toplumsal konsensus sağlanmayan projede, sürecin ranta kapı aralayan düzenlemelerle yürütülmesi de vicdanları rahatsız etti. Kanal İstanbul projesiyle ilgili İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne iki ayrı itiraz dilekçesi veren İmamoğlu ‘Bu İstanbul’un kurtulma mücadelesidir. Allah İstanbul’u akla ve bilime inanmayanların şerrinden korusun2 dedi. Bilimsel veriler ışığında Kanal İstanbul’un kent için en büyük tehditlerden biri olduğunu belirten İmamoğlu ‘Kanal İstanbul ile ilgili süreç alelacele, apar topar bu seviye getirip, planlarını ilana asmak, İstanbul’a çok büyük bir ihanetin parçasıdır. Daha önce 100 binlik planlara yaptığımız itirazı yeniliyor hem 1000’lik, 5000’lik planlara dair itirazımızı veriyoruz. Bundan sonra hukuksal süreçleri de takip edeceğiz. Bu kişisel başvurum, kurumsal başvurularımız da olacak’ diye konuştu.”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design