Anasayfa / Medya izleme / “Salgında baskı ve ihlaller arttı”

16 Temmuz

“Salgında baskı ve ihlaller arttı”

Yeni Yaşam gazetesi, salgın döneminde pik yapan Kürtlere yönelik baskıları, işkenceleri ve operasyonları manşete taşıdı.

Yeni Yaşam gazetesinin manşetinde, “Salgında baskı ve ihlaller arttı” başlıklı haber yer aldı. Haberde şöyle denildi:

“HDP, virüs salgını döneminde partilerine ve Kürtlere yönelik operasyonları, baskıları ve insan hakları ihlallerini raporlaştırdı. Partinin Genel Merkezi’nde HDP Eşbaşkan Yardımcısı Ümit Dede ve Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu tarafından açıklanan ‘Kürt Düşmanlığı Raporu’na göre salgın süresince 84 kişiye işkence ve kötü muamele yapıldı, HDP’li vekillere 84 fezleke hazırlandı, 444 gözaltı ve 93 tutuklama yaşanırken, 14 belediyeye kayyum atandı. Raporla ilgili konulan Dede, ‘Salgını toplum üzerindeki kontrolünün arttırılması için bir fırsat olarak değerlendiren AKP; kutuplaşmayı, ayrımcılığı derinleştirdi. Pandemi sürecini yasakların, hak ihlallerinin ve keyfi uygulamaların gerekçesine dönüştürdü’ dedi. Kerestecioğlu da ‘Kimin toplum sağlığı kimin kendi çıkarı için çalıştığı bu dönemde bir kez daha ortaya çıktı. Salgına karşı hızlıca harekete geçen belediyelerimiz bu dönemde de iktidarın hedefi oldu’ dedi.”  

“‘Belediye imamı’ gibi çalışmış!”

Birgün gazetesi manşetinde, “‘Belediye imamı’ gibi çalışmış!” başlıklı habere yer verdi. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“ABB’de, önceki dönemlerde yapılan işe alımlardaki kayırma, memur ya da sözleşmeli memur kadrolarına alınan isimlere referans olanların listesi ile gözler önüne serildi. Gökçek ailesi ile avukatının yanı sıra, FETÖ firarisi Şadan Sakınan’ı ve Samanyolu TV’ye referans gösteren onlarca ismin belediyede işe alındığı ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre, Melih Gökçek’in yakınları ile AKP’ye yakın isimlerin referans olduğu çok sayıda kişi, 2007-2017 yılları arasında ABB’de işe alındı. Gökçek döneminde belediyeye memur ya da sözleşmeli memur olarak alınan kişilerin referans listesine göre, Melih Gökçek’in eşi Nevin Gökçek’in referansı ile iş başvurusu yapan toplam sekiz kişi; teknisyen, çocuk eğitimcisi, biyolog ve eğitmen gibi çeşitli kadrolarda göreve başladı. Gökçek ailesini referans gösterenlerin bir bölümünün adresi ise Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek oldu. Buna göre, ‘Referansım Ahmet Gökçek’ diyen iki kişi, 2010 ve 2011 yıllarında memur ya da sözleşmeli memur olarak iş başı yaptı. İşe girenlerden birinin ekonomist, diğerinin ise eğitmen olduğu bildirildi. Torpil listesinde en dikkat çeken isim ise kamuoyunda, ‘FETÖ firarisi savcı’ olarak bilinen Şadan Sakınan ismi oldu. Sakınan’ın referansı ile ABB’ye iş başvurusu yapan bir isim, 2010 yılında mühendis kadrosundan belediyeye yerleştirildi. Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek’in Genel Yayın Koordinatörü olarak görev yaptığı Beyaz TV’de muhabir olarak çalıştığı öğrenilen bir isim de tanıdığını işe soktu. Listeye göre, Melih Gökçek’in avukatı olan Mehmet Ali Alan’ı referans gösteren altı kişi de memur ya da sözleşmeli memur kadrosundan belediyeye girdi. Referansı Mehmet Ali Alan olan isimlerden biri avukat kadrosundan işe alınırken dört kişi mühendis, bir kişi ise tekniker kadrolarından işe başladı. Gökçek döneminde belediyeye, ‘Samanyolu TV’ referansı ile başvuran onlarca kişinin de işe alındığı belirlendi. İlk belirlemelere göre, ‘FETÖ’nün medya ayağı’ olarak bilinen Samanyolu TV’yi referans gösteren 24 kişi belediyede, memur ve sözleşmeli memur oldu.”

“Kadınların canı pazarlık konusu edilemez!”

Evrensel gazetesi manşetindeki, “Kadınların canı pazarlık konusu edilemez!” başlıklı haberinde, “Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi, salı günü AKP MYK’sinde gündem oldu, Sözleşme’nin kaldırılması için düğmeye basıldığı, ağustos ayında Türkiye’nin Sözleşme’den çekilmesi için adımlar atılacağı bilgileri geldi. İstanbul Sözleşmesi’ne yapılan saldırıları ve Türkiye’nin Sözleşme’den çekilmek istemesini değerlendiren Eşitlik İzleme Kadın Grubu ve TCK 103 Çocuk İstismarına Karşı Kadın Platformu’ndan Av. Hülya Gülbahar ‘Sözleşme şiddeti önlemek isteyen devletlerin izlemesi gereken yol haritasını ve kurması gereken mekanizmaları göstermektedir. Sözleşme’den çıkmak demek ‘Kadına karşı şiddeti önlemeyeceğim; çünkü, devlet ve toplum olarak benim dini inancım, kültürüm, geleneklerim ve göreneklerim, kadınlara ve kız çocuklarına karşı uygulanan erkek şiddetini doğal, meşru erkek ve kadın fıtratının bir gereği olarak görüyor’ demek ve bunu bütün dünyaya ilan etmek demektir’ diye konuştu. Sözleşme’nin ana felsefesine de değinen Gülbahar, ‘Sözleşme, şiddetin tarihsel, toplumsal ekonomik ve siyasal anlamda kadınlarla erkekler arasındaki güç eşitsizliğinden kaynaklandığını tespit etmesi ve toplumda her alanda kadın erkek eşitliği sağlandığı takdirde şiddetin azalacağını, eşitsizlik arttığı takdirde şiddetin aratacağını vurgulamaktadır. Dolayısıyla İstanbul Sözleşmesi kadına karşı şiddeti kadınlar ve erkekler arasındaki fiziksel güç farklılıklarına, alkol bağımlılığı, psikolojik rahatsızlıklar gibi bireysel sorunlara indirgememekte ve fıtrat, yaradılış farklılığı gibi konulara bağlayarak sabit değişmez mücadele edilemez önlenemez bir olgu olarak görmemektedir’ dedi” ifadelerine yer verdi. 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design