Anasayfa / Medya izleme / “Bu skandallar sağlığı bozar!”

24 Temmuz

“Bu skandallar sağlığı bozar!”

Birgün gazetesi Sağlık Bakanlığı’nda yaşanan skandalları manşete taşıdı.

Birgün gazetesinin manşetinde, “Bu skandallar sağlığı bozar!” başlıklı haber yer aldı. Haberde şöyle denildi:

“COVID-19’un tespiti için kullanılan ‘yerli’ test kitleriyle ABD’li ilaç şirketi Alexion’un, Sağlık Bakanlığı’nda milyonlarca dolar rüşvet dağıttığının ortaya çıkmasının yankıları sürüyor. Sağlık Bakanlığı, Avrupa’da yapılan araştırmaya göre, ülkede ‘yerli kit’ olarak tanıtılan koronavirüs testinin doğruluğunun yüzde 40 olduğu iddiasına günler sonra yanıt verdi. Bakanlık, testlerinin doğruluğunun düşük olduğu iddiasının ‘asılsız olduğunu’ savundu. Bakanlık, Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları ve Biyolojik Ürünler Dairesi Başkan Vekili Prof. Dr. Selçuk Kılıç’ın görevden alınmasıyla Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanı Adil Mardinoğlu’nun istifa etmesinin testlerle ilgili olmadığını öne sürdü. Konuyu BirGün’e değerlendiren Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut, testlerin ‘kalite kontrol onaylı’ olmadığını hatırlattı. Bulut, şöyle dedi: ‘Testlerin olumsuz çalışması ile ilgili ilk açıklama yapan biziz. Testlerin FDA onaylı olmadığını, bu testlerin kalite kontrol onaylı olmadığını defalarca söyledik. Bu testlerin tanesinin 4 dolardan alınıyordu. Bu güne kadar 4 milyon 413 bin test yapılmış ve sadece bir gruba milyarlarca liralık bir kaynak aktarılmış. PCR testlerinin yüzde 90 üzerinde doğruluğu olmalıdır. Türkiye FDA onaylı kit getirdiler ama Sağlık Bakanlığı kabul etmedi. Daha iyi kitlerle çalışabilirlerdi. Testleri tek bir kanala, güvenilirliği olmayan bir kanal bağladılar ve böylece rakamları düşük göstermek istediler.’ CHP Ankara Milletvekili Servet Ünsal ise şu ifadeleri kullandı: ‘Duyumlarıma göre, bir şirket Çin’den koronavirüs testi getirmek istiyor. Getirilmek istenen testler yüzde 90’ın üzerinde kesin tanı koyduruyor. Fakat Sağlık Bakanlığı bu testin önünü kesiyor. Tanı oranı yüzde 90 olan testin Türkiye’ye getirilmesi engellenirken Türkiye’de kullanılan ve milyonlarca lira para ödenen testlerin tanı doğruluğu oranı da yüzde 40 ve 50 civarında olduğunu unutmamak gerekiyor. Çin’den getirilmek istenen testlerin her aşamada önü kesildi diye duyumlar alıyoruz. Ankara kulislerinde Çin’den test getirmek isteyen şirketin engellendiğini duyan Fahrettin Koca da bu meseleyi duyunca harekete geçti deniyor.’”

“Mültecinin ‘statüsü’ kimsesizler mezarlığı”

Evrensel gazetesi manşetinde, “Mültecinin ‘statüsü’ kimsesizler mezarlığı” başlıklı habere yer verdi. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Van Gölü’nde 27 Haziran’da batan balıkçı teknesiyle beraber cansız bedenler çıkarılmaya devam ediyor. Şimdiye kadar 60 cenaze çıkartılırken 21 cenaze defnedildi, kimliği tespit edilen 9 cenaze ise ailelerine teslim edildi. Daha öncesinde HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç, Van-İran sınırında göçmenlerin yaşadıkları sorunlara dair Meclise araştırma önergesi vermişti. Konuyla ilgili görüştüğümüz Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu Üyesi Avukat Mahmut Kaçan, şu ifadeleri kullandı: ‘Son 2 yıldır toplu ölümlerle karşılaşıyoruz. Son 8 aylık süreçte de Van Gölü’nün bu şekilde bir rota olarak kullanıldığını öğrendik. Sonra 26 Aralık 2019 tarihinde Adilcevaz yakınlarında bir teknenin batması sonucu 7 insan hayatını kaybetti. 27 Haziran tarihinde de 60 kişinin öldüğü bir kaza yaşandı. Özellikle Van’ın giriş ve çıkış noktalarından oluşturulan kontrol noktalarına yakalanmamak adına göçmen kaçakçıları tarafından küçük balıkçı tekneleri organize edilerek insanlar belirli noktalara bırakılıyor. En son meydana gelen kazada sağ kurtulan şüpheli şahsın beyanlarından göçmenlerin Tatvan’ın Reşadiye köyüne götürüleceği ifade edildi.’ Ölümlerin birçok nedeni olduğunu belirten Kaçan, son yıllarda göçmen kaçakçılığının bir endüstriye dönüşmüş olduğunu dile getirdi. Küçük çaplı kaçakçılık yapan şahıslar açısından göçmen kaçakçılığının daha risksiz ve kısa vadede daha çok para kazandıran bir alan olarak görüldüğünü belirten Kaçan, ‘Özellikle göçmen kaçakçıları son yıllarda sosyal medyada reklam veriyorlar. Kendilerince müşteri toplamaya çalışıyorlar. Ceza dosyalarında takip edebildiğimiz kadarıyla sınır birliklerinde görev yapan bir kısım kamu görevlisinin kaçakçı gruplar iş birliği yaptığını düşünüyoruz. İçişleri Bakanı 400 bin insanın ülkeye girdiğini söylüyor. Bu rakam uçuk bir rakam. Bu kadar rahatlıkla sınır bölgelerinden erişim sağlanması başka türlü açıklanamaz: bu bir devlet politikası.’”

“Sıcak temas diplomasiden döndü”

Karar gazetesi manşetindeki, “Sıcak temas diplomasiden döndü” başlıklı haberinde, “Türkiye’nin salı günü Doğu Akdeniz’de Meis ve Rodos adası çevresinde ‘Navtex’ (denizde haberleşme duyurusu) ilan etmesinin ardından Yunanistan gerilimi askeri boyuta taşıdı. Navtex ilanıyla söz konusu bölgede, 21 Haziran-2 Ağustos arasında Oruç Reis Araştırma Gemisi, Ataman Tedarik Gemisi ve Cengizhan Taşıma gemisinin faaliyet yürüteceği belirtilmişti. Yunanistan bunun ardından Türkiye’nin ilan ettiği araştırma sahasının kısmen kendi kıta sahasına girdiği ve egemenlik haklarını ihlal ettiği iddiasıyla donanmasını alarma geçirdi. Yunan donanmasından bir kaynak, ‘hazırlık seviyesini yükselten’ Yunan donanmasının, gemileri Güney ve Güneydoğu Ege’ye gönderdiğini ve birimlerin ‘her türlü faaliyete karşılık vermeye hazır olduğunu’ ifade etti. Buna karşılık Aksaz Deniz Üssü’nden Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait 20 civarında savaş gemisi, bölgeye hareket ederken, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait F-16’lar ile Yunan savaş uçakları Meis Adası çevresinde uçuş yaptı. Gerginliğin sıcak çatışmaya dönme ihtimali üzerine Alman medyasına göre Almanya Başbakanı Angela Merkel devreye girdi. Bild gazetesinin haberine göre, Merkel iki ülkenin donanmalarına ait gemilerin Meis Adası açıklarında karşı karşıya gelmelerine kısa bir süre kala Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis’i arayarak iki ülke arasında arabulucuk yaptı. Alman hükümet sözcü vekili Ulrike Demmer de Merkel ile Erdoğan’ın telefonda görüştüğünü teyit etti. Ankara ile Atina ise pozisyonlarından geri adım atmıyor. Önceki gün bir açıklama yapan Türk Dışişleri Bakanlığı, ‘Oruç Reis gemimizin araştırma yapacağı deniz alanı, ülkemizin Birleşmiş Milletler’e bildirdiği kıta sahanlığı sınırları ve 2012 yılında hükümetimizce TPAO’ya verilen ruhsat sahaları içindedir’ açıklamasını yaparken, ‘Yunanistan’ın bu maksimalist kıta sahanlığı iddiası uluslararası hukuka, içtihata ve mahkeme kararlarına aykırıdır’ ifadesini kullandı. Daha önce Kıbrıs Rum kesimi ile Türkiye arasında yine egemenlik iddialarının kesiştiği bölgede Ankara’nın yürüttüğü doğalgaz arama çalışmaları nedeniyle gerilim yaşanmıştı. Denizde petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına hazırlık olarak deniz tabanının sismik incelemesinin yapılması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design