Anasayfa / Medya izleme / “Sağlık sistemi alarm veriyor”

12 Ağustos

“Sağlık sistemi alarm veriyor”

Evrensel gazetesi sağlık sistemindeki tehlikeyi manşete taşırken, Yeni Yaşam gazetesi ekonomik krizin perde arkasını okuyucularıyla paylaştı.

Evrensel gazetesinin manşetinde, “Sağlık sistemi alarm veriyor” başlıklı haber yer aldı. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Yeniden açılımla birlikte tedbirler kaldırılırken vakalar da artmaya başladı. Vaka artışının yaşandığı  illerin başında gelen Ankara’da konuştuğumuz çeşitli hastanelerden sağlıkçılar 7 hastanede yoğun bakımın tamamen dolduğunu, koronavirüs dışındaki hastalıklar için talebin arttığını belirterek, ‘Böyle giderse Ankara’da sağlık kuruluşları hizmet veremez hale gelecek’ uyarısında bulundu. Ankara’daki durumu Evrensel’e değerlendiren Ankara Tabip Odası (ATO) Genel Başkanı Vedat Bulut, kentte 7 hastanenin yoğun bakım servislerinin tamamen dolduğunu söyledi. Pandemide birinci dalganın ikinci pikini gördüğümüzü düşündüğünü ifade eden Bulut ‘Tekrar pike doğru gidiyoruz ama testler yeterli değil. Türkiye’de pozitif vakaların yüzde 25’i belirti göstermiyor. Vakaların yüzde 85’i evde izole ediliyor deniliyor. Ankara’da 15 bin 100 hasta var. 8 bin 500’ü evde takip ediliyor. Aile hekimleri bunları telefonla kontrol ediyor. Aile hekimlerinin iş yükü bakımından bu kontrol mümkün değil’ ifadelerini kullandı. Türkiye’de açıklanan güncel verilerin üç ile çarpılması gerektiğini belirten Bulut ‘Böyle devam ederse yoğun bakımda yatak yeterli olmadığı için çok sayıda kişi hayatını kaybedecek’ dedi. ATO Yönetim Kurulu Üyesi Ali Karakoç Ankara’da bir haftada vaka sayısının katlanarak arttığını anlatarak ‘Son aldığımız verilere göre Ankara Şehir Hastanesine bir günde 1600 kişi başvurdu’ bilgisini verdi. Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ise hasta sayısının 460 olduğunu söyleyen Karakoç ‘Bu sayılar katlanarak artıyor. Sağlık Bakanlığı mayıs ayına doğru uzun bir süreyi kapsayacak şekilde gerekli önlemleri kaldırdı. Haziran’da ise işler sürü bağışıklığına bırakıldı, kaç kişi hayatta kalacak diye beklendi. Böyle giderse Ankara’da sağlık kuruluşları hizmet veremez hale gelecek, sağlık sistemi çökecek. İlk günden itibaren yaygın test yapılması için ısrarcı oluyoruz. Ankara’da sadece bizim tespit ettiğimiz 500 sağlık emekçisi enfekte oldu. Sağlık emekçileri artık tükendi’ diye konuştu.”

“Aile federasyonu”

Birgün gazetesi manşetinde, “Aile federasyonu” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“Türkiye sporu liyakatsizliğin gölgesinde can çekişmeye devam ediyor. Yönetmelikleri gereği özerk olması gereken federasyonlar iktidar partisi AKP’nin kuklası haline gelmiş durumda. Öyle ki partinin önde gelen isimlerinin akrabaları, kardeşleri federasyonların yönetim kurullarında önemli görevler üstleniyor. Türkiye Voleybol Federasyonu’nun (TVF) Asbaşkanı Ahmet Göksu, eski İçişleri Bakanı, şimdilerde ise VakıfBank’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı üstlenen Abdülkadir Aksu’nun halasının oğlu ve kayın biraderi. Uzun yıllardır TVF’nin yönetim kurulunda yer alan ve bir dönem Diyarbakırspor’un da başkanlığını yapan Göksu, siyasetle olan ilişkisini Anadolu Ajansı’na verdiği bir röportajda şöyle özetliyor: ‘2 erkek 4 kız kardeşiz. 3 ablamın eşi de bakanlık ve milletvekilliği yaptı. Abdülkadir Aksu hala çocuğum ve eniştem olur, ayrıca Tevfik Ensari ve Esat Kemaler de diğer eniştelerim.’ TVF’nin AKP’yle ilişkisi sadece Göksu’yla da sınırlı değil. Federasyonun yönetim kurulunda geçen mart ayında Ankara Büyükşehir Belediyesi AKP Grup Başkan Vekilliği’nden istifa eden Mümin Altunışık da var, AKP Manisa İl Başkanı Zülfikar Gürcan da. Türkiye Atletizm Federasyonu’nu (TAF) da voleybol federasyonu gibi iktidar partisinin arka bahçesine dönüşmüş. TAF’ın yönetim kurulunda eski ve aktif bakanların kardeşleri cirit atıyor. Eski İçişleri Bakanlarından bir diğeri Efkan Ala’nın kardeşi Atıf Ala, TAF’ın yönetim kurulunda. Atıf Ala aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı görevini de üstleniyor. Kurulda yer alan bir diğer kardeş ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun kardeşi Hasan Çavuşoğlu. Alanyaspor’un da başkanlığını üstlenen Hasan Çavuşoğlu sporun içinde fazlasıyla yer alıyor.”

“Krizin kaynağı savaş politikası”

Yeni Yaşam gazetesi manşetindeki, “Krizin kaynağı savaş politikası” başlıklı haberinde, “Doların 7.30 seviyesine adeta demir attığı ve bütün TÜİK marifetlerine rağmen sokaktaki işsizlik ve enflasyon felaketinin gizlenemediği koşullarda, iktidar, bizzat Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ağzından ‘Ortada kriz yok, dış güçlerin komplosu var’ tezinde ısrarlı. Geçmişte AKP hükümetlerinde görev yapmışken şimdi muhalefet partisi lideri olanların iktidara yönelttiği eleştiri ise ‘ben olsam üç günde çözerim’ basitliğinin ötesine geçmiyor. Genel olarak ‘benim dönemim çok güzeldi, her şey sonradan bozuldu’ temelinde şekillenen eleştiri, son 5 yılı cehenneme çeviren savaş politikalarının ekonomide yarattığı sarsıcı etkiyi örtbas ediyor. Her türlü savaş teskeresini gözü kapalı onaylayan CHP ise, popülist bir dille bütün suçu ‘damat’ faktörüne yüklüyor. Oysa Davutoğlu’ndan Babacan’a ve Kılıçdaroğlu’na kadar bütün liderlerin gizlediği gerçek, Erdoğan’ın sık sık tekrarladığı ‘Terörle mücadele ücretsiz yapılmıyor. Ciddi manada harcamalarımız oluyor’ sözlerinde yatıyor. Savaşın yükü kapitalist ekonominin çıkmaz sokağını daraltıyor ve artık savaş da finanse edilemiyor. Ancak muhalefet liderleri, el kaldırıp onay verdikleri Suriye savaşına ne kadar para aktığını bile sormaktan aciz. İktidarın ‘çözüm sürecini bitirdiği’ 2015 tarihinden bu yana makroekonomik göstergeler, iktidarın sınır içi ve sınır dışı yürüttüğü askeri operasyonları finanse edemediğini gösteriyor. Çözüm sürecinin önemli kritik aşamalarından olan Dolmabahçe Mutabakatının reddiyle sonuçlanan belirsizlik, beraberinde yabancı yatırımcıların Türkiye piyasalarından hızla kaçışına neden oldu. Mevduatlarıyla yabancıların Türkiye’deki toplam portföy büyüklükleri yıllar itibariyle 2002 yılında 9,2 milyar dolarken, bu oran çözüm sürecinin yaşandığı 2013 yılının Mayıs ayında 158 milyar 397 milyon dolar gibi devasa bir seviyeye çıktı. Ancak, bu iyimserlik hali daha sonraki yıllarda giderek azaldı. 2015 yılından sonra yabancı sermayenin doğrudan yatırımlarında yüzde 54 gerileme yaşandı” ifadelerine yer verdi.

“Ülke yangın yeri, bakan ortada yok”

Cumhuriyet gazetesi, “Ülke yangın yeri, bakan ortada yok” başlıklı habere yer verdi: 

“Ekonomist Prof. Dr. Aziz Konukman, Türkiye ekonomisinde yaşanan durumu, ‘ağır stagflasyon’ yani ‘durgunluk içinde enflasyon’ olarak tanımladı. Konukman, ekonomiyi yönetenlerin sabit kur, sabit faiz ve Merkez Bankası bağımsızlığını bir arada kullanmaya çalıştığını belirterek, ‘İktisatta buna imkânsız üçleme ya da açmaz denir. Bu imkânsızdır’ dedi. Konukman, iyi verileri açıklamada atak olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal’ın bugünlerde ortada gözükmediğini söyledi.”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design