Anasayfa / Medya izleme / “Korona testinde bile ayrımcılık!”

13 Ağustos

“Korona testinde bile ayrımcılık!”

Sözcü, Birgün, Cumhuriyet ve Evrensel gazetelerinin manşeti gündemde öne çıktı.

Sözcü gazetesi manşetinde, “Korona testinde bile ayrımcılık!” başlıklı habere yer verdi:

“AKP’li 4 siyasetçinin korona testi, numune alındıktan 10 saat sonra sonuçlandırıldı. Aynı işlem için günlerce bekleyen vatandaş tepki gösterdi. Şanlıurfa’da AKP’li Belediye Başkanı Zeynel Beyazgül, İl Başkanı Bahattin Yıldız, Kadın Kolları Başkanı Demet Güven ve Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Korkmaz’dan test için öğlen 12:27’de numune alındı. Aynı gün saat 22:02’de 4’ünün de test sonuçları açıklandı. AKP’li siyasetçiler için hızlı olan süreç, vatandaş için günler sürüyor. Sosyal medyada vatandaşlar, ‘5 gündür test sonucumu bekliyorum’ diyerek isyan etti.” 

“Sosyal değil sınıfsal mesafe”

Birgün gazetesinin manşetinde, “Sosyal değil sınıfsal mesafe” başlıklı haber yer aldı. Haberde şöyle denildi:

“Sağlık Bakanlığı’nın “Hayat Eve Sığar” uygulaması göre, İstanbul’un Bağcılar, Bahçelievler, Sultangazi ve Zeytinburnu ilçeleri koronavirüs vakalarının en yoğun olduğu bölgeler olarak göze çarpıyor. Vakaların yoğun olduğu ilçeler, aynı zamanda da yaşam kalitesinin ve konut fiyatlarının en düşük olduğu ilçeler arasında. Çarpık ve yoğun yapılaşmanın da olduğu Bağcılar, Bahçelievler, Sultangazi ve Zeytinburnu ilçeleri ekonomik gelir düzeyi düşük yurttaşların oturduğu ilçeler olarak da biliniyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Saltık, İstanbul’un dört ilçesindeki vaka artışlarını BirGün’e değerlendirdi. Prof. Dr. Saltık, ‘Eldeki veriler bize hep şunu gösteriyor, dünyada da alt katmanlardaki yoksul insanlar hastalığa daha çok yakalanıyor, daha çok ölüyorlar. Ne yazık ki hastalık ve yoksulluk arasında bir neden sonuç ilişkisi var’ ifadelerini kullandı. Ataköy’de insanların daha çok yeşil alana sahip ve daha az katlı binalarda yaşadığını ancak vaka sayı en fazla yerlerden biri olan Şirinevler’de böyle bir durumun söz konusu olmadığını da vurgulayan Prof. Dr. Saltık, ‘Ataköy bulunduğu konum bakımından denize kıyı, o yüzden başka insan topluluklarıyla ilişkisi yok. Ama Şirinevler kuzeyinden, doğusundan, batısından kuşatılmış durumda, öbür nüfus topluluklarıyla yoğun bir ilişkisi var. Sosyo-ekonomik farklılıklar nedeniyle Şirinevler’de insanlar çok katlı apartmanlarda, dairelerde yaşıyor. Ortalama hane halkı sayısı belki de 5’in üstünde, Türkiye ortalaması 3,5 iken. Dolayısıyla insanların yaşadığı konutlara da bakarak temasın az olduğunu görüyoruz’ dedi. Prof. Dr. Saltık, ‘Sağlık Bakanlığı Türkiye ile ilgili çok veri açıklamadı ama örneğin New York oldukça tipik. New York’ta daha çok Siyahlar, Latinliler ve Kızılderililer daha çok işsiz, daha çok yoksul, daha çok güvencesiz ve evsiz. Bu insanların daha çok hastalığa yakalandığını, daha çok öldüğünü görüyoruz. Yoksullukla hastalık arasındaki ilişki nedensel bir ilişkidir. Ataköy ve Şirinevler karşılaştırmasında gördüğümüz de bunun tipik bir yansıması’ diye konuştu.”

“2 milyon işçi aç”

Cumhuriyet gazetesi manşetindeki, “2 milyon işçi aç” başlıklı haberinde, “İşverenlerin hükümetin verdiği yetkiyle ücretsiz izne çıkardıkları işçilerin sayısı 2 milyona dayandı. Bütün sektörlerde tam gaz normalleşmeye geçilmesine karşın işverenler binlerce işçiyi ücretsiz izne çıkarmaya devam ediyor. Sadece bir ayda yaklaşık 200 bin işçi ücretsiz izne gönderildi. Bu işçiler ayda 1168 liraya mahkûm edildi. Türkiye İş Kurumu’nun haziran ve temmuz verileri karşılaştırıldığında ortaya dikkat çeken veriler çıktı. Temmuzda 401 bin 645 işçi işsizlik maaşı aldı. Bu işçilere 494.6 milyon lira ödeme yapıldı. Bir önceki ay işsizlik maaşı alan işçi sayısı 464 bin 930’du. İşsizlik maaşı alan işçi sayısı düştü. Bunda bazı durumlar hariç işten çıkarmanın yasaklanması etkili oldu. Hükümetin yasak kararı nedeniyle işverenler işçileri ‘ahlak ve iyi niyet kurallarına’ uymamak gerekçesiyle işten atıyor ve tazminat ödemiyor. Bu işçiler ya işsizlik maaşı alamıyor ya da süreç yargıya taşınıyor” ifadelerine yer verdi.

“Kaz Dağları’nda yeni ‘Truva atı’”

Evrensel gazetesinin manşetinde, “Kaz Dağları’nda yeni ‘Truva atı’” başlıklı haber yer aldı:

“Kaz Dağlarının dört bir yanında madenler tarafından talan girişimi hız kesmeden devam ediyor. Çan’a bağlı Halilağa köyünün ormanlarla kaplı alanında yapılmak istenen bakır-altın madenciliği için ÇED süreci başlatıldı. Yıllardır bölgede arama faaliyetlerini sürdüren maden işletmesi, AKP döneminde büyüyen en büyük sermaye gruplarından olan Cengiz Holding tarafından geçtiğimiz yıl Kanadalı Liberty Gold ve Teck Resorurces’dan 55 milyon dolara alındı. Muratlar ve Halilağa köylüleri yıllardır bu madene karşı mücadele ediyordu. Muratlar köylüleri şirkete ÇED toplantısı yaptırmazken, madencilerle tüm ilişkilerin kesilmesine dair birkaç maddelik ortak kararlar da almışlardı. Halilağa bakır-altın madeni projesinin ÇED sürecinin başlamasına dair sorularımızı yanıtlayan Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü ve Kaz Dağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla DoğanKaz Dağlarının dört bir yanında yoğun bir talan yaşandığını belirtti. Halilağa bölgesinde halkın yıllardır altın madeni istemediğini ortaya koyduğunu ve mücadele ettiğini belirten Doğan, ‘Avukatlarımızla bölgeye gittik. Köylüler ruhsat alanı içerisinde kalan arazilerini satmamakta kararlı. Yakında sanırım bu arazilerle ilgili bir kamulaştırma süreci de yaşanabilir. Avukatlarımız hukuki yardım için köylülerden vekaletnâme aldılar’ dedi. Geçtiğimiz günlerde TEMA’nın açıkladığı raporda Kaz Dağlarının yüzde 79’unun maden şirketlerine ruhsatlandığının ortaya çıktığını dile getiren Doğan, ‘Şu anda onlarca proje var, altın, bakır, kuvars felspat, taş ocağı, kurşun vs. madenleri adı altında. Maden şirketleri son yıllarda şöyle bir taktik geliştirdiler; şirketler maden için ruhsat talebinde bulunurken kuvars, felspat ve halosit madeni arayacağız diye başvuru yapıyor. Başvurularını da 25 hektarın altında gösterip böylece yasadan yararlanıp ÇED gerekli değildir kararı alıyor’ dedi.”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design