Anasayfa / Medya izleme / “Kantin solcuları’”

17 Ağustos

“Kantin solcuları’”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu içini Cumhuriyet gazetesine döktü.

Cumhuriyet gazetesi manşetinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile yapılan röportaj, “‘Kantin solcuları’” başlığıyla yer aldı:

Muharrem İnce’yi disipline vermeyi düşünüyor musunuz?: Bu aşamada hayır. (‘Hangi aşamada?’ sorusu üzerine) Partiye zarar veren hiç kimseyi partide tutmak istemeyiz. İttifaklarla CHP’yi sağa mı çekiyorsunuz? Bu eleştirileri yapanların pek çoğunun solculuğu ‘sözde’ solculuktur, gardırop Atatürkçülüğü gibi, gardırop solculuğu, kantin solculuğudur. Aklınızdaki Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül mü? Bize gelen böyle bir şey yok. Olmayan bir konuda düşünce beyan etmemiz mantıksız. Soru şu: Gül’den neden bu kadar korkuyorlar? Tuncay Özkan sizin için neden vazgeçilmez? Liyakate önem veriyorsanız hiç kimse vazgeçilmez değildir. Medya ve iletişim konularında en iyi görev yapacak arkadaşımız oydu. Erbaş’ın hedef aldığı Atatürk’e sahip çıkmadığınız için eleştirildiniz: Ayasofya konusu bir oyundu. Erdoğan, Ayasofya’yı ikbali için açıyordu. Biz bu oyuna gelmedik. CHP’de Atatürk düşmanları var mı? Hayır efendim, yok. Olamaz! CHP’liler, Atatürk’e azim ve kararlılıkla sahip çıkar. Her CHP’linin yolunu aydınlatan Atatürk’ün düşünceleridir. Millet İttifakı, Babacan ve Davutoğlu ile genişler mi? Onu zaman gösterir, bugünden bir şey söyleyemem. Bu konuda bir söz söylemek, her şeyden önce o partilere nezaketsizlik olur. Bahçeli’nin Akşener’e ‘eve dön’ çağrısını nasıl yorumluyorsunuz? Gidici olduklarını gördükleri için bunu yapıyorlar. Meral Hanım da arkadaşları da bunu görüyor zaten.”

“Sakın ha’ denilen ne varsa yapıldı”

Karar gazetesi manşetinde, “‘Sakın ha’ denilen ne varsa yapıldı” başlıklı habere yer verdi:

“Ekonomide, rezervlerdeki erime ve dövizdeki dalgalanmayla ‘görünür hale gelen’ ısınmanın ardındaki sebepleri Merkez Bankası eski Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Özatay en net haliyle ortaya koydu: ‘Sakın ha’ denilen ne varsa yapıldı. Temel kırılganlığımızın üstüne son 1.5 yılda enflasyonun altında faizi, hızlı kredi artışını ve piyasa dışı dayatmaları ekledik, kuru dizginlemek için döviz rezervlerini erittik. Salgın nedeniyle dünyada gelecek dönemin zorlu geçeceğini işaret eden ekonomist Prof. Dr. Fatih Özatay, Türkiye’de bir yılı aşkın süredir izlenen ekonomi politikasının riski artırdığını belirtti. Özatay ‘Gösterge faizi artan, en çok rezerv yitiren biziz. Çünkü Türkiye’nin riski artıyor. Ekonominiz kırılgansa rezerv düzeyini göze batırmayacak politika izlemelisiniz. Bunların başında son 1.5 yılda yaptıklarımızı yapmamak geliyor’ dedi. Prof. Dr. Fatih Özatay ‘Krize karşı bundan sonra ne yapmalı?’yı altı başlıkta özetledi: Merkez Bankası faizi belirgin biçimde artırmalı.  Kamu bankaları çok hızlı kredi artışı uygulamasından vazgeçmeli. Döviz rezervlerini eriterek dövize müdahale politikası terk edilmeli. Döviz temin edilmesini sağlayacak uluslararası anlaşmalar için görüşmelere başlanılmalı. MB ve BDDK bağımsız olmalı. Hukuk ve eğitim reformu yapılmalı.”

“Beceriksizliğin ‘Koca’ itirafı”

Birgün gazetesinin manşetinde, “Beceriksizliğin ‘Koca’ itirafı” başlıklı haber yer aldı. Haberde şöyle denildi:

“Son 45 günün en yüksek vaka sayısının açıklanmasının ardından Sağlık Bakanı Koca, ‘Bu sonucu bekliyorduk. Her birimiz, güç birliği içinde, salgınla sağlık ordumuzun birer üyesi gibi savaştığımızda aldığımız sonucu unutmayın. Tedbirlere karşı eli kolu bağlı virüs bizi yıldıramaz. Bu savaşta yeni beraber miyiz?’ ifadelerini kullandı. Sağlık Bakanlığı’nca beklenen vaka artışı hakkında neden ayrıca önlem alınıp alınmadığı ise merak konusu oldu. Sağlık Bakanı’nın açıklamalarını BirGün’e değerlendiren Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bakan’ın bu sözlerini şaşırtıcı bulduğunu kaydetti: ‘Bunu söyleyen kişi bu süreçte Türkiye’de pandeminin yönetimiyle ilgili sorumluk taşıyan en üst düzey sağlık yetkilisi. Dolayısıyla bir Sağlık Bakanı’nın ‘bunu bekliyorduk’ demek yerine verileri ayrıntılı olarak açıklaması lazım. Ayrıca salgına karşı toplumda hâlâ eksik gördüğümüz algı düşüklüğünü yükseltebilmek için güçlü iletişim tekniklerini kullanarak herkesi ikna edecek mesajlar vermesi de önemli. Böyle olmazsa, özellikle eylül ayında okulların açılmasıyla birlikte salgına ilişkin gerek olgu sayıları, gerek yoğun bakım hastaları ve gerekse de ölüm sayıları konusunda çok daha yüksek sonuçlarla karşılaşabiliriz.’ Bakanlığı gerekli önlemleri almaya davet eden Pala, sözlerini şöyle sonlandırdı: ‘Merkezi hükümetin alması gereken önlemler içerisinde özellikle çalışma koşulları, güçlü bir filyasyon ve toplu ulaşımla birlikte kamuya açık alanlara ilişkin düzenlemeler olmalı. TTB olarak aylardır söylediğimiz eksiklikler hâlâ sürmekte. Salgına karşı alınacak önlemleri bireye indirgemeden, bireyleri suçlamadan asıl yapmamız gerekenleri şeffaflıkla yapmak gerektiğini bir kez daha vurgulamak gerektiğini düşünüyorum.’”

“Hastaneden değil mahalleden başlamalı”

Evrensel gazetesi manşetindeki, “Hastaneden değil mahalleden başlamalı” başlıklı haberinde, “TTB Genel Sekreteri Bülent Nazım Yılmaz, Türkiye’nin salgınla mücadele programını ve sonbahara girerken alınması gereken önlemleri Evrensel’e anlattı. Yılmaz, ‘Hastalığın önce ailelerde, mahallelerde kontrol altına alınması gerekiyor. Ana merkez birinci basamak sağlık kurumları olmalı’ dedi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 16 Ağustos tarihinde Twitter hesabından, ‘Dün, son 45 günün en yüksek vaka sayısını açıkladık. Bu sonucu bekliyorduk’ açıklamasında bulundu. Bakanın açıklamasının salgında artan vakaları ve alınması gereken önlemleri Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Bülent Nazım Yılmaz gazetemize değerlendirdi. Koca’nın açıklamasının ‘Biz bu hastalığı doğal seyrine bıraktık. Salgına yönelik ayrıntılı bir programımız yok’ anlamına geldiğini ifade eden Yılmaz, ‘Türkiye’de salgının planlı yönetildiğini düşünmüyorum. Bir program boşluğu var ve bugünkü salgınla mücadele programı bu salgınla baş edecek düzeyde değil. Salgına yönelik ne tür önlemler alınıyor diye baktığımızda büyük bir boşluk görüyoruz. Sağlık Bakanlığı salgını geriletmek için sağlık sisteminde değişiklik yapmayı bırakın kısmi değişikliklere bile gitmiyor’ dedi” ifadelerine yer verdi.

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design