Anasayfa / Medya izleme / “Menfez uyarısını duyan olmadı”

25 Ağustos

“Menfez uyarısını duyan olmadı”

Birgün ve Sözcü gazeteleri, Giresun’da yaşananların doğa felaketi değil “hükümet felaketi” olduğunu ortaya koydu.

Birgün gazetesi manşetinde, “Menfez uyarısını duyan olmadı” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“Giresun’da jandarma aracının sulara gömüldüğü ve 3 jandarmanın hayatını kaybettiği yerdeki menfeze ilişkin CHP’li İl Genel Meclis üyelerinin geçen yıl önerge verdiği ancak AKP’li İl Genel Meclis Başkanı Ahmet Şahin tarafından işleme alınmadığı ortaya çıktı. CHP’li İl Genel Meclis üyeleri Ömer Cebeci ve Mehmet Yılmaz, geçen yıl Tirebolu Hirşet Vadisi’nin dere yatığından malzeme alındığı için tehlike oluşturabileceğine ve ‘can ve mal kayıplarını’ önlemek için doğal sel, afet ve risk raporu hazırlanması gerektiğine ilişkin önerge verdi. Meclis üyeleri menfezin altının boşaldığını ve riskli yerlerin belirlenmesi gerektiğini belirtti. Önergeyi işleme koymayan AKP’li İl Genel Meclis Başkanı Ahmet Şahin, dönemin Giresun Valisi Harun Sakıfakoğlu’nun Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) talimat verdiğini ilişkin not düşüyor. BirGün’e konuşan CHP’li Meclis Üyesi Ömer Cebeci, ‘Geçen yıl temmuz ayında konuya ilişkin sunum yaptım. Giresun’daki riskli bölgelerin acilen belirlenmesi ve buna ilişkin rapor hazırlanması gerekiyordu. Sunumda şuan yıkılan menfez de vardı. Geçen yılda şimdi çöken menfezin karşısındaki menfez çökmüştü. O zaman da uyarmıştık. Sunumun ardından önerge gündeme alınmadı. Önergenin üzerine İl Genel Meclis Başkanı ‘Vali bey AFAD’a talimat verdi’ diye not yazdı. Ancak AFAD bölgeye ilişkin bir risk raporu hazırlamadı. Çöken yol Karayolları’na ait bir yol. Karayolları hiçbir çalışma yapmadı. Birçok kez heyelan oldu onda da Giresun İl Özel İdaresi araçlarıyla personeliyle canla başla savaştı’ ifadelerini kullandı.”

“Dere yatağına 9 katlı binaya kim izin verdi!”

Sözcü gazetesinin manşetinde, “Dere yatağına 9 katlı binaya kim izin verdi!” başlıklı haber yer aldı:

“Cumartesi gecesi Giresun ve ilçelerinde felaket yaşandı. Yoğun yağışlar, dereleri canavara döndürdü. Taşan dereler ilçeleri yıkıp geçti. 3’ü asker 8 kişi hayatını kaybetti. Zarar büyük. AKP’liler ise sebebini suya doymuş topraklara ve dere kenarına yapılmış evlere bağladı. Oysa sorumlu ne doğa ne de vatandaş. Tek sorumlu, ‘ıslah etme’ adı altında beton perdelerle dere yataklarını daraltan ve imar izni veren yetkililer. Soruyoruz. Dere yataklarına imar affı yoluyla yapılaşmaya neden izin verdiniz?”  

“Ne gerek var, kim denetleyecek”

Karar gazetesi manşetindeki, “Ne gerek var, kim denetleyecek” başlıklı haberde, “Resmi Gazete’de yer alan bir cümlelik kararla İstanbul’da Takviye Hazır Kuvvet Müdürlüğü kuruldu. Bu adımın Kararname yerine Cumhurbaşkanı Kararı ile atılması dikkat çekti. Doğrudan Ankara’ya bağlı olan yapı tartışma yaratırken, Davutoğlu iktidara şu soruları yöneltti: ‘Kurulmasına neden ihtiyaç duyuldu? Bu yapıyı hangi kurum denetleyecek?’ 20 Ağustos’ta yayımlanan kararda, Takviye Hazır Kuvvet Müdürlüğü’nün İl Emniyet’e değil, merkeze bağlı olduğuna vurgu yapıldı. Kararname yerine Cumhurbaşkanı Kararı ile alınmasından dolayı düzenlemenin AYM’ye götürülemeyeceği belirtildi. Soru işaretleri doğuran yeni kuvvetin, İstanbul’da 500 kişiden oluşacağı kaydedildi. Görevi ‘toplumsal olaylara müdahale’ olarak açıklandı. Davutoğlu ‘Emniyet Genel Müdürlüğü’nde valiliğin denetiminden ayrı, doğrudan Cumhurbaşkanı irtibatlı bir birlik kurmaya neden ihtiyaç hissedilir’ tepkisini gösterdi. Gelecek Partisi de ‘Direkt merkeze bağlanmasındaki amaç nedir? Bu yapı hangi kurum tarafından denetlenecek’ sorularını yöneltti. CHP’li Tanrıkulu ise soru önergesinde ‘Bu kuvvetin siyasetçileri takip etme yetkisi var mı’ ifadelerine yer verdi. 20 Ağustos’ta Resmi Gazete’de açıklanan kararda ‘İstanbul İlinde Emniyet Genel Müdürlüğü’nün doğrudan merkeze bağlı taşra teşkilatı olarak Takviye Hazır Kuvvet Müdürlüğü kurulmasına karar verilmiştir’ denildi. Cumhurbaşkanı Kararı ile hayata geçirilen düzenlemeye ilişkin Emniyet, toplumsal olaylara müdahale edeceği belirtilen bu personelin, şehirlerarası sevkte ‘ekonomik tasarruf’ sağlayacağını duyurdu. Muhalefet ise soru işaretleriyle dolu yeni kuvvete dair eleştirilerini sıraladı” ifadelerine yer verdi.

“Saman karaborsada!”

Cumhuriyet gazetesinin manşetinde, “Saman karaborsada!” başlıklı haber yer aldı. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Salgının da körüklediği ekonomik bunalım döviz kurları boyutuyla tartışılırken, doğrudan sofraları ilgilendiren boyut gözden kaçıyor. Türkiye’de hayvancılığın büyük bölümünün yapıldığı Erzurum, Kars, Ardahan ve Iğdır bölgesinden ‘Saman’daki fiyat artışını durdurun’ çığlıkları gelmeye başladı. Bölgedeki hayvan yetiştiricilerinden edinilen bilgiye göre, Diyarbakır bölgesinden alınan, kış öncesinde bölge hayvancılığı için yaşamsal önem taşıyan ve haziran ayında 650-700 TL arası olan samanın tonu 940 TL’ye kadar yükseldi. Fiyatlardaki bu artış, kırmızı et fiyatlarının da aynı oranda yükselmesine yol açacak. Hayvan yemindeki sıkıntı ise etin yanı sıra süt ürünleri; tereyağı, yoğurt ve her türlü peynire de yansıyacak. Üreticiler, et fiyatlarının artmasıyla ithalat yoluna gidildiğini, bunun yerine sorunun temeline inilmesi gerektiğini dile getiriyor. Hayvan üreticileri en büyük sorunlarının geniş meralara karşın niteliksiz bitkilerin yetişmesi olduğuna dikkat çekiyor. Üreticiler, ‘Yem bitkisi sorunumuz var. Bunun için de mera ıslahı gerekiyor. Meralara iklime uygun yem bitkisi tohumu atılmalı. Bölge kendine yeter hale getirilmeli’ diyor.”

“Peynir ithal, süt iptal”

Evrensel gazetesi manşetinde, “Peynir ithal, süt iptal” başlıklı habere yer verdi:

“Çiğ süt fiyatları 14 aylık süre için brüt 2 lira 30 kuruşta sabitlenirken, bu tarihler arasında süt yem fiyatları yüzde 15.4, saman yüzde 12.9, mısır silajı yüzde 21.1, yonca otu ise yüzde 15.2 oranında arttı. Ulusal Süt Konseyi tarafından 15 Kasım 2019’da açıklanan ve 2020 yılı aralık ayına kadar sabitlenen brüt 2 lira 30 kuruşluk süt fiyatı nedeniyle süt üreticisi büyük kriz yaşıyor. Süt üreticisinin eline ise net 2 lira 13 kuruş geçiyor. Markette ise sütün fiyatı 5 liradan başlıyor. Evrensel’e konuşan Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, çiğ sütte uygulanan sabit fiyat politikasına ilişkin, ‘Bu son derece yanlış. Bunun getirdiği önemli sıkıntılar oluyor. Aslında 2010 yılındaki başlayan ithalatın temel nedenleri de buydu. O dönemde çiğ sütte yaşanan fiyat düşüşü ve maliyetlerin çok yükselmesi sonucu 1 milyondan fazla inek kesildi ve 10 yıl geçti hâlâ o yıkımı açıkçası karşılayamadık’ dedi. Çiğ süt fiyatını Gıda Komitesi’nin belirlediğini ve fiyatı Ulusal Süt Konseyinin açıkladığını kaydeden Yıldırım, ‘Girdiler bu kadar yüksek artarken, süt fiyatlarının sabit tutulması zaten doğru ve uygulanabilir bir durum değil’ dedi. Yıldırım, ‘Yem fiyatı artıyor, veterinerlik hizmetleri artıyor hepsi artıyor ama süt fiyatı sabit. Böyle bir uygulama ne kapitalizmde var ne başka bir sistemde var. Dolayısıyla tüketicinin tükettiği paket sütlerde veya diğer sütlerde böyle bir uygulama yok. Herkes maliyeti yansıtıyor ama bir tek çiftçiye ‘Hayır senin ürettiğin üründe fiyat sabit’ deniliyor. Bu son derece yanlış. Bunun getirdiği önemli sıkıntılar oluyor’ ifadelerini kullandı.”



Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design