Anasayfa / Medya izleme / “‘Ulusal çıkar’ halk sağlığıdır”

09 Ekim

“‘Ulusal çıkar’ halk sağlığıdır”

Evrensel gazetesi, TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın açıklamalarını manşete taşıdı.

Evrensel gazetesinin manşetinde, “‘Ulusal çıkar’ halk sağlığıdır” başlıklı haber yer aldı. Haberde şöyle denildi:

“Salgınla mücadelede en ön saflarda mücadele eden doktorların meslek örgütü Türk Tabipleri Birliği (TTB), iktidarın ve yandaşlarının hedefinde. ‘TTB kapatılsın’a  varan tehditlerin nedeni salgın yönetimine ilişkin eleştiriler, gerçeklerin şeffaf bir biçimde halka açıklanmaması ve TTB’nin halk sağlığını önceleyen kamucu bir sağlık hizmetinden yana tutum alması. 72. Büyük TTB Kongresinde tabip odalarından delegelerin büyük çoğunluğunun iradesiyle seçilen yeni yönetim ve TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı da bu baskıların yeni hedefi. TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Fincancı, TTB’nin geçmişten bu yana sağlığın piyasalaşmasına karşı yürüttüğü mücadele, halk sağlığını önceleyen kamucu ve koruyucu sağlık hizmetini savunduğu için iktidarların hedefi haline geldiğini söyledi. Fincancı, salgın döneminde artan bu baskıların ise iktidarın salgına ilişkin gerçekleri gizleme çabasının TTB tarafından halkla açık bir şekilde paylaşmanın sonucu olduğuna dikkati çekti. Fincancı, Sağlık Bakanı Koca’nın halk sağlığıyla ‘ulusal çıkarı’ karşı karşıya getiren açıklamasını eleştirdi. Fincancı, ‘Halk sağlığının öncelenmediği bir ‘ulusal çıkar’ olabilir mi?’ diye sorarak, ‘Ulusal çıkarınız, öncelikle halkın sağlığının korunmasıdır’ dedi. Fincancı, bakanın ‘Hasta ayrı, vaka ayrı’ söyleminin ise DSÖ kriterlerine aykırı olduğunu belirtti.” 

“Ekonomi böyle gitmez”

Karar gazetesi manşetinde, “Ekonomi böyle gitmez” başlıklı habere yer verdi:

“Dolar karşısında yıl başından bu yana yüzde 33 değer kaybeden TL gelişmekte olan ülkeler arasında da en büyük erimeyi yaşarken muhalefet liderleri ‘Ekonomi yönetilemiyor. 2023’e kadar ne ekonomik sistem ne siyesi meşruiyet dayanır’ sözleriyle hükümeti eleştirdi. Akşener ve Davutoğlu’nun ardından Kılıçdaroğlu ve Babacan da ‘erken seçim zorunlu‘ dedi. KILIÇDAROĞLU: Milyonlarca işsiz var. Bunların derdi AYM. Güçleri varsa değiştirsinler. Bahçeli AYM ile uğraşacağına Uygur Türklerinin hakları için uğraşsın.  Mümin, yatağa aç giren çocuklar varsa Saray’da oturmaz. Söylem farklı, yaşam farklıysa riya vardır.  Bir süre sonra Türkiye seçim gündemini konuşmak zorunda. Gittikçe ağırlaşan bir fatura var. Böyle bir durumda erken seçime gidilmesi olası.  Ülke artık yönetilmiyor. Siyasi iktidarın gündeminde liyakat yok, yandaşlık var. BABACAN: Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın şahsi güvenliğine yönelik tehdit var. AYM ile uğraşacaklarına ülkenin önemli sorunlarıyla uğraşsınlar.  2023’e kadar ne ekonomik ne finansal sistem ne de siyasi meşruiyet dayanamaz. Er ya da geç vaktinden önce bir seçim söz konusu olacak.   Kur için 1 Ocak’tan beri 120 milyar dolarlık müdahale yapıldı. Bir ekonomi politikası yok rastgele adımlar var. Çelişkilerle dolu bir politika söz konusu.”

“Ya yeni baro, ya da sürgün”

Cumhuriyet gazetesi manşetindeki, “Ya yeni baro, ya da sürgün” başlıklı haberinde, “Ankara’da kurulması için imza toplama aşamasında olan 2 No’lu baro için, kamu avukatlarına baskı yapıldığı iddiaları kuvvetlendi. Özellikle Sağlık Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ndeki avukatların, kurum amirleri tarafından masasına dilekçe kâğıdı bırakılarak imzaya zorlandığı, dün itibarıyla 45’ten fazla avukata bu yöntemle imza attırıldığı öğrenildi. Üst düzey bürokratların, ‘İmzalamayanı taşra teşkilatına göndeririz, tayininizi çıkarırız, sizin için kötü olur, sonucuna katlanırsınız’ gibi sözlerle avukatları tehdit ettiği öne sürüldü. Cumhuriyet’e konuşan bir kamu avukatı, şunları söyledi: ‘Baro meselesi çıkarana kadar tüm kamu avukatları olarak, özlük haklarımızın iyileştirilmesi için savaş veriyorduk. Çok sayıda kamu avukatı, çoklu baro düzenlemesinin mimarı, AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan ile MHP’nin grup başkanvekilleriyle, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı ile görüştü. Özlük haklarının iyileştirilmesini istedi. ‘Tabii tabii’ diyerek gönderildiler. Ama konu ikinci baroya stepne olmaya gelince, orada kamu avukatları akıllarına geldi. Gece yarısı önerge verip, bizi dahil ettiler. Hukuksuzluğa zorlanmak, mesleğimize yakıştıramadığımız bir şey. İçinde bulunduğumuz çalışma koşulları kullanılarak ‘taşraya gönderirim, tayinini çıkarırım’ gibi engelleyemeyeceğimiz ciddi tehditler karşısında, ilkeli davranmamız mümkün olmuyor. Biz hukuk insanıyız ama hukuksuzluğa karşı çıkamıyoruz’” ifadelerine yer verdi.

“Hobi torbasından yeni cezalar çıktı”

Birgün gazetesinin sürmanşetinde, “Hobi torbasından yeni cezalar çıktı” başlıklı haber yer aldı:

“‘Hobi bahçeleri düzenleniyor’ gerekçesiyle TBMM’ye sunulan torba teklif üzerindeki görüşmeler tamamlandı. Teklifte toplumun geniş kesimlerine ağır yaptırımlar öngörülürken, muhalefet yaptırım getirmek yerine tarımın asıl sorunları ile ilgilenilmesini istedi. İktidarın ‘Hobi bahçeleri düzenleniyor’ gerekçesiyle TBMM’ye sunduğu, Genel Kurul’da tümü üzerindeki görüşmeleri tamamlanan torba kanun teklifinin salı günü maddelerinin görüşülmesine geçilecek. Teklif, gıda güvenliği konusunda yapılan yayınlara ve içki-sigara satışı yapılan bayilere yeni cezalar verilmesini öngörüyor. TBMM Genel Kurulu’nda önceki gün gerçekleştirilen görüşmelerde muhalefet milletvekilleri yeni yaptırımları eleştirdi. CHP, İyi Parti ve HDP’li milletvekilleri, tarım alanları ile ilgili düzenlemede ‘basın, yayın kuruluşlarına ve alkollü satış yapan yerlere verilen cezaların daha da arttırıldığına’ dikkat çekti. Muhalefet, ‘Tarım paketinde bu cezaların ne işi var?’ diye sordu. ‘Tarım’ torbasının yasalaşması durumunda, gıda güvenliği konusunda tespitlerin yer aldığı, tehlikeli ürünlerin anlatıldığı yazılı, görsel ve işitsel medyaya, ‘halkı korkuttukları’ gerekçesiyle ağır idari para cezaları verilebilecek. Ayrıca, saat 22.00 ile 06.00 arasında alkollü içki satışı yapan yerlere verilen idari para cezası büyük oranda artırılacak. Beş yıl içerisinde üç defa bu nedenden ceza alanların satış belgeleri iptal edilecek, alkollü ürün satışı engellenecek. Yerli tütün üretimini sınırlandıran ve üreticiyi ‘açlıkla’ sınayan iktidar, bu teklifin içerisine tütün üreticileri için de yeni cezalar ekledi. Buna göre, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın onayı olmadan makaron, yaprak sigara kağıdı ve sigara filtresi fabrikası işletenler, 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. Bakanlığın izin vermediği kişilerden sigara kağıdı ve makaron alan kişiler de cezalandırılacak.”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design