Anasayfa / Medya izleme / “Salgında bile dayatma”

04 Ocak

“Salgında bile dayatma”

Cumhuriyet, Birgün ve Karar gazetelerinin manşeti gündemde öne çıktı.

Cumhuriyet gazetesi manşetinde, “Salgında bile dayatma” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“Okullardaki seçmeli ders öncesi ‘Eğitime Destek Platformu’ adı altında örgütlenen iktidar yanlısı TÜGVA, TÜRGEV, İlim Yayma Cemiyeti, İlim Yayma Vakfı, Ensar Vakfı, Önder ve Türkiye Diyanet Vakfı, ‘millî, ahlâkî, insânî, manevî ve kültürel değerleri’ benimseyen öğrenciler yetiştirmek için harekete geçti. Ülke genelinde temsilcilerin katılımıyla online koordinasyon toplantısı düzenlenen ‘Eğitime Destek Platformu’, öğrencilerin ‘Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizin Hayatı ve Temel Dini Bilgiler’ derslerini seçmeleri için seferberlik başlattı. Toplantıda milli eğitim müdürlükleri, okul idarecileri, müftü, cami imamları, dernek ile vakıf temsilcilerinin veli ve öğrencilere din derslerini seçmeleri için telkinlerde bulunması ve denetlenmesi istendi. Dini dernek ve vakıfların seçmeli derslere müdahale çalışmalarına eğitim sendikalarından tepki geldi. Eğitim-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, seçmeli derslere müdahale çalışmalarını, ‘her okulu imam hatipleştirme çabası’ olarak nitelendirerek, şunları söyledi: ‘Seçmeli dersler öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda eğitim alabilmelerinin önünü açmak için başlatılmıştı. Ancak AKP iktidarıyla din derslerinin sayısı ve saatleri artırıldı. Bunun sonucunda Diyanet’ten birçok imamı okullara öğretmen olarak atadılar. Atanmış din kültürü öğretmenlerini okullarda idareci yaptılar. Atadıkları müdürlere dini seçmeli derslerin daha fazla seçilmesi için çalışmalar yapmaya başladılar. Eğitim öğretimi, bilimsel içerikten uzaklaştıran, her okulu imam hatipleştirme çabası içerisine girdiler. Eğitimi dinselleştirme süreci tehlikeli bir süreçtir ve bir yerde kırılmayı da beraberinde getirir. Veli ve öğrencilerimiz asla istemedikleri dersleri seçmeleri için zorlanmamalı, baskı yapılmamalıdır.’”

Gazete manşetin altındaki, “Faciaya davetiye!” başlıklı haberinde ise, “Sayıştay denetim raporu Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’ndaki (TCDD) büyük tehlikeyi ortaya çıkardı. Rapora göre demiryolu hatlarındaki sinyalizasyon sistemleri kısımlara bölünerek ihale edildi. Bu kapsamda farklı yazılım ve donanımlar kullanıldı. Raporda sinyalizasyonun devreye alındığı hattın uzunluğunun 4 bin 896 km olduğu ve bunun da 13 farklı firma tarafından yapıldığı vurgulandı. Sayıştay raporunda çeşitliliğin azaltılarak yerli firmaların tercih edilmesi önerildi. TBMM KİT Komisyonu üyesi ve CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz sinyalizasyon sorunları nedeniyle meydana gelen tren kazalarını anımsatarak ‘Çok tehlikeli bir durum’ dedi. Raporu gazetemize değerlendiren Deniz Yavuzyılmaz ‘Hayati önemi haiz hatların neredeyse 3’te 2 sinde halen sinyalizasyon yok. Demiryollarını farklı yazılımlar ile karmakarışık, içinden çıkılamayacak hale çevirmişler. Sinyalizasyonun yönetimi ve kontrolünü zorlaştırmışlar. Marşandiz istasyonundaki kaza ve Florya’daki tren kazalarının sebepleri de bu sinyalizasyon sorunlarıydı’ dedi” ifadelerine yer verdi.

“Örgütlü azınlıkla yönetmek istiyor”

Birgün gazetesinin manşetinde, “Örgütlü azınlıkla yönetmek istiyor” başlıklı haber yer aldı. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Siyasal iktidarın düşüşü hızlandı. Erdoğan, tutunacak bir dal, ayağını basabilecek bir kaya parçası arıyor. Bu yüzden harekat planını, ‘önce düşmekten kurtulayım sonra yeniden tırmanırım’ fikri üzerine inşa etti. Burada tutunduğu dal olan MHP’nin ise, daha da aşağıya düşmemek için ayağını bastığı kaya parçası da cemaat ve tarikatlardan başkası değil. Son bir yılda yapılan tüm kamuoyu yoklamalarının ortak noktası Cumhur İttifakı’nın gözle görünmeye başlayan erimesi oldu. Anlık değişiklikler dışında hem Erdoğan hem de ittifak oyları istikrarlı bir şekilde aşağıya doğru gidiyor. Son olarak 2020’nin son günlerinde yapılan anketler de bu tabloda değişiklik olmadığını gösterdi. Üstelik bu kez farklı olarak Erdoğan’ın da seçmen üzerinde etkisinin azalmaya başladığı görülüyor. Son bir hafta içinde yaşanan türban, Ayasofya tartışmalarını da bu tablodan bağımsız düşünemeyiz. Erdoğan, sokakta kendisine hareket alanı yaratacak örgütlü cemaat-tarikatları bir bütün olarak yanında istiyor. Bugünlerde artan cemaatler arası yaşanan iç trafik bunun bir göstergesi. Anlaşılan o ki bu konuyla ilgili bazı cemaatler ve isimler Erdoğan tarafından görevlendirilmiş. AKP’ye destek konusunda tereddüt etmemeleri isteniyor. AKP Lideri böyle bir örgütlü kesimi arkasına alırsa işinin daha kolay olacağına ve yeniden yükselişe geçebileceğine inanıyor. Ekonomik ve siyasal krizle birlikte artmaya başlayan hoşnutsuzluğun toplumsal bir muhalefete dönüşmemesi için yeni baskı yöntemleri geliştirilmeye de devam ediliyor. Derneklerden sendikalara, üniversitelerden meclise kadar uzanan her nokta baskı altına alınmaya devam edecek. Her itiraz en sert şekilde bastırılacak. Muhalefetin boynuna basıp nefessiz bırakılacak. Sokakta cemaat-tarikat ve onların dolayımında bulunan kesimlerle etkinliğini artırırken, elinde bulundurduğu devlet gücüyle gelişebilecek her itiraz daha başlangıç aşamasında bastırılacak.”

Gazete manşetin altındaki, “Bu usulsüzlükler vadenizi dolduracak” başlıklı haberinde ise, “Halk Bankası’nın, 2019 yılında aralarında Cumhurbaşkanı Başdanışmanları Meltem Taylan Aydın ile bir dönem örtülü ödeneği de yöneten Maksut Serim, eski AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın da bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin sözleşmesiz kredi kullandırma yetkisinin olduğu belirlendi. ‘Kredi Politika Prosedürlerinin Hukuki Uyarlığının Gözetilmemesi’ başlığıyla Sayıştay’ın denetim raporuna alınan bulguda, Banka Kredi Politikaları isimli iç düzenlemede, Banka Yönetim Kurulu’nun sözleşme düzenlenmeksizin kredi kullandırmaya yetkili bulunduğunun görüldüğü bildirildi. 2019 sonu itibarıyla takip hesaplarında izlenen alacak tutarı bir yılda yüzde 86,7 oranında artarak 15.9 milyar TL’ye çıkan Halk Bankası’nın, sözleşmesiz kredi kullandırmasının olası anlaşmazlık ve yasal takip hallerinde yetkili makamlara yöneltilecek taleplerin delillendirilmesi ve ispati nedeniyle de zorunlu olduğu bildirildi. Sayıştay, kredi sözleşmelerinin düzenlenmesinin, tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirliliği ve ispatlanabilirliği bakımından gerekli olduğunu belirterek, düzenlemenin revize edilmesini istedi” ifadelerine yer verdi.

“Kiminde iki kat, kiminde hiç yok”

Karar gazetesi manşetinde, “Kiminde iki kat, kiminde hiç yok” başlıklı habere yer verdi:

“Salgından çıkışın tek yolu olarak görülen aşıda onay sürecinin ardından başlayan tedarik yarışı ‘dünyanın terazisini’ yine bozdu. Nüfuslarının iki katı kadar anlaşma yapan Batılı başkentler fazla aşıya ilişkin projeler geliştirirken az gelişmiş ülkeler bu desteklere ya da küresel yardım programlarına bel bağladı. Türkiye’de ise hükümet kaygıları gidermek için yerli aşıyı işaret etti. Pfizer/BionTech aşısına İngiltere’nin 8 Aralık’ta, AB’nin 21 Aralık’ta onay vermesi aşıya ulaşma çabalarını artırdı. AB ve ABD sonuçların açıklanmasından çok daha önce milyonlarca dozluk anlaşmalar yaptı. Sert rekabet ise aşıya ulaşmada düşündürücü bir tablo ortaya çıkmasına yol açtı. 38 milyonluk Kanada 112 milyon kişiye yetecek miktar için yedi şirketle el sıkıştı. İngiltere nüfusunun iki katına yetecek kadar dozu şipariş etti. 8 milyonluk İsrail de iki haftada nüfusunun yüzde 10’una uygulama yaptı. Depoları garantileyen hükümetler ‘Fazlasını ne yapalım’ projelerini masaya koydu. Yeni Zelanda komşulara ücretsiz dağıtım yapacağını duyurdu. Buna karşın Afrika’dakiler başta olmak üzere gelişmişlik düzeyi düşük ülkeler yarış dışı kaldı. Türkiye’de de uzmanlar 120 milyon doz gerekliliğini belirtirken bu aşamada Çin’den 3 milyon doz geldi. Hükümet ise nisan ayını işaret ederek yerli aşı vurgusu yapıyor. Ancak alternatif için diğer şirketlerle ‘hızlı netice alınacak’ adımların atılması gerektiği belirtiliyor.”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design