Anasayfa / Medya izleme / “15 Temmuz paraları kimlere emanet”

20 Ocak

“15 Temmuz paraları kimlere emanet”

Cumhuriyet, Birgün ve Karar gazetelerinin haberleri gündemde öne çıktı.

Cumhuriyet gazetesi manşetinde, “15 Temmuz paraları kimlere emanet” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“15 Temmuz darbe girişiminin ardından şehit yakınları ve gazilerine yönelik toplanan paraları yöneten, kurulma aşaması ve faaliyetleri ile sık sık gündeme gelen Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı’nda, genel müdürlük görevlendirmesi dikkat çekti. 15 Temmuz Hakkaniyet Ocakları Genel Başkanı Ufuk Yegin, vakıfta etkili olan Maliye Bakan Yardımcısı ve eski AKP milletvekili Nureddin Nebati’nin özel kalem müdürü Ramazan Güngör’ün eşi Fatma Güngör’ün, yaklaşık bir ay önce vakfa genel müdür yapıldığını söyledi. Gazetemizin ulaştığı Fatma Güngör, aile bağlarına yanıt vermezken, vakıfta genel müdürlük görevi olmadığını söyledi. Görevlendirmeye tepki gösteren Yegin, ‘FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen’in önünde makam kapmak için ceket iliklemiş Nureddin Nebati’nin bakan yardımcılığı görevinden istifa etmesini defalarca dile getirmişken, özel kaleminin eşi, vakfa genel müdür olarak atandı. Ahbap çavuş ilişkisinin, kadrolaşmanın başladığını, korktuğumuzun başımıza geldiğini görüyoruz’ dedi. Vakıfta toplanan anaparanın aylık 6 milyon lira faiz getirisi olduğunu ancak bunun yalnızca 3 milyonunun şehit yakını ve gazilerine dağıtıldığını kaydeden Yegin, ‘Bu paraların tamamının, 15 Temmuz şehit yakınları ve gazilerine ivedi ve adaletli olarak dağıtmalarını ve vakfın kapısına kilit vurmalarını istiyoruz. Yarın, eşlerine dostlarına başka görevlendirmeler ile kadro açacaklarından, şehidin, gazinin parasını çarçur edeceklerinden ve daha fazla üstüne çökeceklerinden endişe ediyoruz’ ifadelerini kullandı. Yegin, 2Vakıf yönetim kurulu üyeleri huzur hakkı alıyor mu? Halktan toplanan anapara ne kadar? Faiz getirisi ne kadar’ gibi sorular ile dilekçe verdiklerini ancak dilekçelere yanıt alamadıklarını aktardı.”

Gazete manşetin altındaki, “Kan skandalı” başlıklı haberinde ise, “Savunma Sanayii Başkanlığı’nın, askerlerin ağır yaralanmalarında kan kaybını önlemek için aldığı ve sahte olduğu ortaya çıkan abdominal turnikesinden Özel Kuvvetler Komutanlığı’na da gönderildiği belirlendi. Özel Kuvvetler personeli Irak, Suriye ve Libya’da da görev yapıyor. CHP Milletvekili Emir, Bakan Akar’ın ‘Gereği yapılacak” sözünü anımsatarak “Özel Kuvvetler’e de 225 tane gönderilmiş. Böylesine hayati bir ürünün sahtesi hâlâ nasıl TSK’de kullanılır? Kimler onay verdi?’ dedi. Cumhuriyet, skandalı geçen kasım ayında duyurmuştu. Konuyu Meclis’e taşıyan ve Akar’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi de veren Emir, şu soruları yöneltti: ‘Böylesine hayati bir ürünün sahtesi, TSK envanterine nasıl girmiştir? Buna onay verenler kimlerdir? Bu kişiler hakkında soruşturma başlatmayı düşünmekte misiniz? Söz konusu ürünün sahte olduğu bilinmesine ve bu iddiaların dillendirilmesine rağmen neden hâlâ ürünün dağıtımına devam edilmektedir? Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda ürünün tedarikine onay veren yetkililer kimlerdir? Etimesgut Sağlık Depo Komutanlığı’nda bekletilen sahte ürünlerle ilgili nasıl bir tasarruf düşünülmektedir?’” ifadelerine yer verdi.

“Sağlık Bakanlığı’ndan sağlıksız tablo”

Birgün gazetesi manşetin altında, “Sağlık Bakanlığı’ndan sağlıksız tablo” başlıklı habere yer verdi. Haberde şu ifadeler kullanıldı: 

“Covid-19 salgını Türkiye’de 10. ayını geride bıraktı. Sağlık Bakanlığı’nın bu süre içerisinde salgına ilişkin açıkladığı veriler sürekli tartışma konusu oldu. Bakanlığın kuşku yarattığı yeni başlık ise ‘iyileşen vaka sayısı.’ Veriler, on binlerce Covid-19 vakasının henüz karantina süresini dahi doldurmadan tabloya ‘iyileşen vaka’ olarak kaydedildiğini gösteriyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 7 Ocak’ta Twitter üzerinden yaptığı açıklamasında, ‘Aktif vaka sayımızda sınırlı artış gözleniyor’ dedi. Açıklamayı dikkat çekici kılan şey, Türkiye’de günlük vaka sayılarında düzenli bir düşüşün görüldüğü o tarihlerde aktif vaka sayısının artıyor oluşuydu. Türkiye’de ‘hasta’ tanımından ‘vaka’ tanımına geçilmesinin ardından 12 Aralık’ta toplam 212 bin aktif koronavirüs vakasının bulunduğu hesaplanabildi. Bu sayı, günlük 35 binleri bulan iyileşen vakalarla 3 Ocak’a kadar sürekli gerileyerek 83 bin 890’a kadar indi. Ancak durum, bir sonraki gün tersine döndü. 25 Aralık’ta 35 binleri bulan günlük iyileşen vaka sayıları sadece 9 gün sonra keskin biçimde 10 binlerin altına kadar düştü. Bu sebeple aktif vaka sayısı 3 Ocak’tan sonra tekrar yükselmeye başladı. 11 Ocak’a kadar yükselerek 105 binlere çıkan aktif vaka sayısı bu tarihten sonra yavaş biçimde tekrar gerilemeye başladı. Peki, Türkiye’de günlük vaka sayıları gerilerken ‘aktif vaka’lar nasıl arttı? Bu soru ışığında verilere mercek tutulduğunda Sağlık Bakanlığı’nın tablosunda ‘tuhaf’ bir durumun yaşandığı görülüyor.”

“Çözüm aşı havuzunda”

Karar gazetesinin manşetinde, “Çözüm aşı havuzunda” başlıklı haber yer aldı:

“Pandemide kitlesel aşılama maratonu sürerken tedarik en kritik başlığı oluşturuyor. AB ve DSÖ öncülüğünde kurulan ‘Covax’ ise her ülkeye yeterli doz için ‘sigorta’ niteliğinde. Farklı aşı seçeneklerini barındıran küresel programın, tedarik sorunu yaşayan Türkiye için de önemli bir çıkış yolu olacağı belirtiliyor. Uzmanlar ‘Farklı bir alternatif bulununcaya kadar acil ihtiyaç bu yolla karşılanabilir’ vurgusu yapıyor. Gelişmiş ülkeler, şirketlerle ikili anlaşmalar yoluyla nüfuslarından fazla aşıyı garanti altına alırken çok sayıda başkent yarışta geri kaldı. Üretim ve adil dağıtımın garanti altına alınması için 190’dan fazla ülkenin katılımıyla Covax aşı grubu oluşturuldu. Ancak Türkiye bu yapıda yer almadı. 160 milyon doz gereksinimine rağmen Çin aşısından yalnızca 3 milyon doz gelmesi ise tedarikte sorunun hâlâ giderilemediğini ortaya koydu. Yerli aşı ümidi sürerken bir yandan aşı çalışması yürüten Bayer, Johnson&Johnson gibi şirketlerle bağlantıya geçilmesi gerektiği belirtildi. Kritik süreçte Covax da bir alternatif olarak öne çıktı. Halk sağlığı uzmanı Nuriye Ortaylı aşıların çeşitlendirilmesi gerektiğini kaydetti. ‘Covax, Oxford-AstraZeneca, Moderna dâhil yedi aşı ile ön alım anlaşması yaptı. 50 milyon dolar ödenirse bunların birinden 36 milyon doz alınabilir’ dedi.”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design