Anasayfa / Medya izleme / “Yoklukta doz aşımı”

25 Ocak

“Yoklukta doz aşımı”

Birgün gazetesi aşı krizindeki belirsizliği manşete taşıdı.

Birgün gazetesi manşetinde, “Yoklukta doz aşımı” başlıklı habere yer verdi:

“Çoğalan problemlere kayıtsız kalan iktidar, aşıyı da bilmeceye çevirdi. “10 milyon gelecek’ denilen aşı, daha gelmeden 3,5 milyon doz eksildi. Salgının ilk günlerinde halka beş adet maskeyi dağıtamayan iktidar, koronavirüs aşısını da bilmeceye dönüştürmekte kararlı. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, hafta sonu 10 milyon doz aşının Türkiye’ye geleceğini söyledi, ancak aşılar ülkeye gelmedi. Sağlık Bakanı Koca’nın açıklamasına göre ise Çin’den beklenen aşının sevkiyatı ikiye bölündü ve bunun ilk bölümü olan 6,5 milyon doz bugün ülkeye ulaşacak. 1 milyon 239 bin 143 kişinin aşılandığı ülkede belirsizlik hâlâ sürüyor. TTB Aşı Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Muzaffer Eskiocak, bilinmezliklerle dolu süreci Birgün’e değerlendirdi. ‘Aşıyı birden çok kaynaktan temin etmek, aşıya erişme şansını artırır. Hedeflenen nüfusun ne kadarının aşılandığı ve aşı tedariki belirsiz. Veteriner hekimlerin, hemşirelik stajyerlerinin aşılama sürecinin dışında tutulması olumsuzdur. Aşılanmaya geç başlanması, koruyucu etkisinin de geç başlaması demektir. Siyasi otorite, salgın yönetimi sürecinin sorumlusudur.’”

“Öğretmenin mesaisi bitmedi, öğrenci ders görmedi”

Evrensel gazetesinin manşetinde, “Öğretmenin mesaisi bitmedi, öğrenci ders görmedi” başlıklı haber yer aldı. Haberde şöyle denildi:

“Koronavirüs pandemisi nedeniyle büyük çoğunluğu uzaktan eğitimle geçen eğitim öğretim yılının ilk yarıyıl tatili başladı. Pandemiyle birlikte öğretmenlerin var olan sorunlarına yeni sorunlar eklendi. Uzaktan eğitim nedeniyle mesai saatlerinin ortadan kalkması, akşam saatlerine kadar süren dersler, bozulan aile düzeni, imkânı olmayan öğrencilerin derslere katılamaması. Çalışan velilerin çocuklarını ya yaş almış ebeveyne ya da bakıcıya bıraktıklarını söyleyen Sınıf Öğretmeni Gamze, ‘Yardımcı ebeveynler teknolojiye hâkim olamadıkları için bazı öğrencilerim derse girişlerde çok sorun yaşadı. Aynı evde üç öğrencinin olduğu bir velim var. Kime telefonu vereceğini şaşırmış durumda. Canlı dersler sırasında elektrik kesintileri veya internet ağındaki problem sebebiyle -ki bunu ben de yaşıyorum- günde iki üç öğrencim bir iki saat derse giremiyor. Ben de bilgisayarımla çok sorun yaşıyorum, bozuk. Yeni bilgisayar alacak maddi durumum da yok’ diye konuştu. Çoğu öğrencisinin kendisine ait bir odası olmadığını söyleyen Ayşe Öğretmen, ‘Öğrencilerim çoğunlukla bir salonda diğer kardeşleri ile birlikte derse katılmaya çalışıyorlar. Büyük bir kısmı cep telefonu ile derse katılıyor. Pandeminin uzaması ile birlikte küçük yaş grubunda artık ruh sağlıklarını etkileyen durumlar ortaya çıkmakta ve kendini ifade etme sıkıntıları baş göstermeye başladı. Öğrencilerim fikir üretmemeye başladılar’ dedi. Kendi yaşadıklarını ise Ayşe Öğretmen şöyle özetledi: ‘Esnek bir çalışma sistemi ile karşı karşıya kaldık. Her gün 6 saatin dışında da çalışma ile karşıya karşıyayız. Bitmeyen ödev kontrolleri, bitmeyen velilerin soruları. Bütün gün bitmeyen bir iş yükü ile karşıya kalıyorsunuz. Ekonomik olarak krizden çok etkileniyorum. Çünkü her şey çok pahalı ve aldığınız ücret asla yetmiyor.’”

“Mafya, gri alanları doldurur”

Cumhuriyet gazetesinin manşetinde, “Mafya, gri alanları doldurur” başlıklı haber yer aldı. “Prof. Dr. Emre Erdoğan, siyasetçi ve gazetecilere şiddeti değerlendirdi” üst başlığıyla verilen haberde şu ifadeler kullanıldı:

“‘Türkiye'de Kutuplaşmanın Boyutları’ araştırmasının bilimsel koordinatörü Prof. Erdoğan’a göre, bu tür saldırılar kutuplaşmanın sonucu. Yaşananlar 1991-1996 arasına benziyor. Kimler araç olarak kullanıldı, sonra o araçlar kime karşı harekete geçti! Siz borçlanırsınız, onlar tahsilata başlar. ‘Weber'in klasik tanımına göre, şiddeti kullanma tekelini elinde bulunduran şeye devlet deriz. Mafya, onun gri alanını doldurur. Her yerde kriminaller devletle bir şekilde temas ederler’ diyen Erdoğan’a göre, AKP ve MHP’deki değişimin nedeni güvenlik kaygısı.”

“Vali yardımcısının suç dosyasında yok yok!”

Sözcü gazetesi manşetindeki, “Vali yardımcısının suç dosyasında yok yok!” başlıklı haberinde, “Mersin Valisi Ali İhsan Su, İçişleri Bakanlığı müfettişlerince düzenlenen rapor doğrultusunda, yardımcısı Mustafa Atsız hakkında soruşturma izni verdi. Atsız'a yönelik iddialar arasında, ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, nitelikli dolandırıcılık, nüfuz kullanmak, rüşvet vermek, kamu otoritesini kullanarak ticari ve maddi menfaat sağlamak, bazı savcılarla iyi ilişkiler kurarak gözaltına alınan iş adamlarını para karşılığı serbest bıraktırmak’ bulunuyor. İl İdare Kurulu'nun 9 Aralık 2020 tarihli kararında şu iddialar yer aldı: Görevi olmadığı halde şirket anlaşmazlıklarında arabuluculuk yaptı. Anlaşmazlığa düşen taraflardan birisinden sağladığı maddi menfaat üzerine taraflara anlaşma metni imzalattı. Adliyeden tanıdığı bazı savcılarla iyi ilişkiler kurarak gözaltına alınan iş adamlarını serbest bıraktırmak için girişimlerde bulundu. FETÖ üyeliğinden dolayı şüpheli olabilecek kişilere -önemli bir kısmını kendi eski arkadaşları olması nedeniyle- gözaltına alınmaları veya yargılanmaları durumunda, avukat arkadaşı ile yardımcı olabileceğini, bunun bir masrafının olduğunu açıkça dile getirdiği anlaşıldı. Kayseri İl Özel İdaresi Genel Sekreteri olarak görev başladığı 2005'ten itibaren mal varlığında dikkat çekici artış gözlendi. 2010-2013 yılları arasında 600.000.00 TL'den fazla banka maaş promosyon parası, personele dağıtılmadı, Mustafa Atsız  tarafından harcandı” ifadelerine yer verdi.

“Yatırım dediğin böyle olur”

Karar gazetesi manşetinde, “Yatırım dediğin böyle olur” başlıklı habere yer verdi:

“Hazine garantili projelerin ‘gider kaynağı’ haline gelmesiyle ilgili tartışmalar sürerken 1992’de elektrik üretimine geçen Atatürk Barajı’na ilişkin rakamlar dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Bir yatırımın rasyonel kriterlerle hayata geçirildiğinde ne kadar başarılı sonuçlar doğurduğunu gösterdi: Özal’ın projesi ilk 5 yıl içinde maliyetini karşıladı. Sonrasında ekonomiye 25 milyar dolar kazanç sağladı. Türkiye’de Kamu Özel İşbirliği modeliyle hayata geçirilen projeler kamuoyunda eleştirilere yol açıyor. Döviz üzerinden garanti verilen projeler için sürekli Hazine kasasından kaynak aktarılıyor. Çanakkale Köprüsü, Zafer Havalimanı gibi projeler ‘Yeterli fizibilite yapılmadı. Vatandaş kullanmadığı için de zarar yazıyor’ tartışmalarına konu oluyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Anadolu otoyolu da ‘ihtiyaç’ tartışmalarını tetikliyor. Çarpıcı tablo bugünkü yatırımların gelir değil gider kaynağı olduğunu ortaya koyarken Atatürk Barajı verimliliğiyle dikkat çekiyor. Barajın kendini 5 yılda amorti ettiğini söyleyen Teknik Müdür Yardımcısı Erdoğan Hanol ‘2015’e kadar ekonomiye 15 milyar dolar katkı sağlandı. Geçen yıl 2 milyon kişinin enerji tüketimi karşılandı’ dedi. Eski Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin de barajın 26 yılda 25 milyar dolarlık kaynak sağladığını kaydetmişti.”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design