Anasayfa / Medya izleme / “Kamu görevlilerinin sorumluluğu araştırılsın”

08 Nisan

“Kamu görevlilerinin sorumluluğu araştırılsın”

AYM’nin Ankara Gar Katliamı’yla ilgili verdiği hak ihlali kararı Evrensel ve Birgün’de yer bulabildi.

Evrensel gazetesinin manşetinde, “Kamu görevlilerinin sorumluluğu araştırılsın” başlıklı haber yer aldı:

“Anayasa Mahkemesi 10 Ekim Katliamı’na ilişkin bölge idare mahkemesinde görülen davada kamu görevlilerinin ihmali ve kusuruna ilişkin delillerin incelenmemesini hak ihlali olarak niteledi. AYM, saldırı istihbaratlarının değerlendirilmesi, saldırı sonrası yaralıların üzerine gaz bombası atılmasının ve sağlık hizmetine erişimin engellenmesinin soruşturulması gerektiğini vurguladı. AYM’ye başvuru yapan Hasan Kılıç’ın avukatı Candan Dumrul, yargılama boyunca devletin ihmal düzeyinde dahi olsa bir takım sorumluluğu olduğunu söylediklerini ifade ederek, ‘Anayasa Mahkemesi ‘Bu delilleri toplamadan idarenin kusurlu olmadığını nasıl değerlendirirsin?’ demiş oldu. Umarım karar katliamı önlemeyenlerin hesap vereceği bir zemin yaratılmasına vesile olur’ dedi.” 

Birgün gazetesi habere ön sayfasının altında, “Yaşam hakkı ihlalinde bakanlık kusursuzmuş” başlığıyla yer ayırdı. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“IŞİD’in 10 Ekim 2015 tarihinde Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi öncesinde Ankara Tren Garı’nda gerçekleştirdiği ve 103 kişinin yaşamını yitirdiği canlı bomba saldırısında yaralanan Hasan Kılıç’ın başvurusunu değerlendiren Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkı ihlali kararı verdi. AYM, başvuruyu oy birliği ile karara bağladı. Yüksek Mahkeme yaşam hakkının ihlaline hükmetse de mülkiye müfettişlerinin patlamaya ilişkin hazırladığı raporları görmezden gelerek İçişleri Bakanlığı’nın Gar Katliamı’ndaki kusurunu ise kabul etmedi. Katliama ilişkin mülkiye müfettişi tarafından hazırlanan raporda polis memurlarının sorumluluğuna, istihbaratın saklandığına ve gerekli önlemlerin alınmadığına ilişkin bilgiler yer almıştı.”

“Göz göre göre geldiğimiz yer”

Karar gazetesi manşetinde, “Göz göre göre geldiğimiz yer” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“Tedbirsiz normalleşme Türkiye’yi bir ay içinde ‘her gün rekor’ tablosuna taşıdı... Gidişat daha sıkı önlemi gerektiriyorken 2 Mart’ta açılma havası başladı. Kalabalık kongreler, lokantalar salgın zincirini besledi. Günlük 50 bin pozitifle Türkiye küresel listede ilk dörde girdi. Aşıda tedarik sıkıntısının sürdüğü, yoğun bakımların dolduğu dönüm noktasında yeni pikin frenlenebilmesi için acil ve sonuç odaklı adımların atılması gerekiyor. Kademeli normalleşme salgını tetikledi. 1 Mart’ta 9 bin olan vaka sayısı 6 Nisan’da 49 bine dün ise 54 bine ulaştı. Korkunç artışla dünyadaki her 100 pozitiften 8’i Türkiye’de tespit edildi. Mutasyon etkisiyle yaşanan artışla Avrupa kapandı. Türkiye’de adım atılmadığı gibi tırmanış haritaya yansıtılmadı. Kongreler doldu, halı sahalar açıldı. ‘Ramazan’da karantina’ çağrıları karşısında yalnızca cumartesi yasağının geri getirilmesi yeterli görüldü. Tehlike yadsınamaz boyuta ulaşınca da evde teravih kararı alındı. Uzmanlar ‘Test sayıları artarsa vakalar katlanır’ uyarısında bulundu. Yoğun bakımlarda kritik sınıra ulaşıldı. İstanbul Tabip Odası ‘Kademeli normalleşme fiyaskoyla bitti. Sosyal destek sağlanarak 28 gün tam kapanma gerekli’ açıklaması yaptı. Prof. Dr. Mustafa Sünbül, ‘4 haftalık kapanma yangını bir miktar söndürebilir. Mevcut duruma bir çözüm gerekiyor’ dedi.”

Evrensel gazetesi sürmanşetindeki, “Rekor yayılım, asgari önlem” başlıklı haberinde, “Yeniden açılma kararıyla son 5 haftada vaka sayıları tam 5 kat arttı. 50 bine dayanan vaka sayısı rekor kırdı. Günlük vaka sayısında Türkiye dünyada 2. sıraya yükselirken ağır hasta sayısındaki artış da sürüyor. 6 Nisan’da kovid-19 nedeniyle 211 can kaybı yaşandı. Endişe verici varyantlara karşı gerekli önlemlerin alınmadığına, koşullar uygun değilken açıldığımıza ve kalabalık kongrelerin vakaları artırdığına dikkat çeken uzmanlar ‘bu tabloyla karşılaşmamız kaçınılmazdı’ diyerek salgının en sert döneminin yaşandığını söyledi” ifadelerine yer verdi.

“Bir kanal, iki rant, üç hedef”

Birgün gazetesi manşetinde, “Bir kanal, iki rant, üç hedef” başlıklı habere yer verdi:

“Bilim insanlarının felaket olarak nitelendirdiği Kanal İstanbul Projesi’ne ilişkin iktidarın ısrarı sürüyor. Güzergahında AKP’ye yakınlığıyla bilinen iş insanlarının, bürokratların ve Katarlı ‘yatırımcılar’ın arsa aldığı ortaya çıkan Kanal İstanbul’a ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Yakında ihaleye çıkıyoruz’ dedi. Çağrılara ve itirazlara kulak tıkayan Erdoğan, partisinin grup toplantısında ‘İsteseniz de istemeseniz de biz Kanal İstanbul'a başlıyoruz, yapacağız. Kanal İstanbul'un iki yakasında kurulacak 500 bin nüfuslu şehir, İstanbul'un depreme hazırlık sürecini hızlandıracak’ diye konuştu. Öte yandan Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu da projeye ilişkin açıklama yaptı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un ‘ÇED raporunu okumadan ahkam kesenler…’ sözlerine tepki gösterilen açıklamada, ‘İstanbul halkı olarak rapor dediğiniz, gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan metni okuduk, on binlerce İstanbullu itiraz ettik, itirazlarımızı dikkate almadınız, onlarca dava açtık’ denildi. Projenin iktidar tarafından oldu bittiye getirilmeye çalışıldığı belirtilen açıklamada, ‘İstanbul halkı yaşam alanlarının, suların, ormanların, tarım alanlarının yok edileceğini biliyor, deneyimliyor. Çok yeni 600 çiftçiye arazilerinizi terk edin dediniz. Bu rapor dediğiniz yıkım metnini hazırladığını söylediğiniz 200 kişiyi de merak ediyoruz, fakat halen bir isme ulaşabilmiş değiliz’ ifadeleri yer aldı.”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design