Anasayfa / E. BARIŞ ALTINTAŞ / Balkanlar için ibret vesikası: Türkiye gazeteciliği

04 Kasım

Balkanlar için ibret vesikası: Türkiye gazeteciliği

Demokrasiye geçişte olan bölge ülkeleri için Türkiye'nin başına gelenler, dayanışma zorunluluğu konusunda önemli bir ders


 
Geçtiğimiz hafta Arnavutluk'un başkenti Tiran'da P24'ün de üyesi olduğu Medyanın Profesyonelleşmesi için Güneydoğu Avrupa Ağı (SEENPM) üyesi olan birçok kuruluşun katıldığı bir konferansta bölge gazetecilerinin çalışma koşulları tartışıldı.
 
Arnavutluk, Bosna-Hersek, Makedonya, Karadağ ve Sırbistan'daki koşullar üzerine Radomir Cholakov'un hazırladığı kapsamlı bir rapor, bu ülkelerde gazetecilerin çalışma koşullarının içler acısını olduğunu ortaya koydu. Bölge ülkelerinin çoğunda gazetecileri koruyan yasalar olmadığı gibi, medya sahipliğinin yapısı şeffaf değil. Basın kuruluşları ticari açıdan karlı olmayan işletmeler haline gelmiş durumda. Ayrıca pazarda çok fazla gazetecilik bölümü mezunu var. Bulgaristan, Romanya, Kosova ve tabii ki Türkiye'de de benzer sorunlardan bahsedildi.
 
Kapitalizm ve çalışma koşulları
 
Bütün bu ülkelerin ortak bir özelliği, çoğunda otoriter eğilimleri olan kişilerin yönetimde olması. Medyanın baskılanması, korku iklimi, sansür ve otosansür bölgemizde olağan şeyler. Ancak bunları zaten biliyoruz. Deneyimli gazeteci ve Arnavutluk Medya Enstitüsü Direktörü Remzi Lani'nin konferans açılışında dediği gibi, “Demokrasiden çok fazla bahsediyoruz, ama kapitalizm hakkında yeterince konuşmuyoruz.”
 
Gerçekten de bölgedeki gazeteciler için sosyal güvenlikle ilgili haklar acınası durumda. Gazeteciler her an işlerini kaybetme korkusuyla karşı karşıya. İşlerini kaybetmek istemeyenler de düşük ücretlerle uzun saatler çalıştırılıyor. Çoğu zaman da gazetelerinde hakim olan ideoloji neyse ona uygun davranmak ve gazeteciliği bir yana bırakmak zorunda kalıyorlar.
 
Hızla ilerleyen teknoloji ve yeni medya da koşulları değiştiriyor. Değişen çalışma koşullarıyla freelance ve benzeri uygulamaların ortaya çıkması günümüzde “çalışmanın” her zaman iş güvenliği getirmediğini de biliyoruz.
 
Sendika yoksa güvenlik de yok
 
Bu ülkelerin çoğunda, belki Romanya örneği dışında, gazeteci örgütlerinin ve sendikaların zayıf olduğu da bir gerçek.
 
Gazeteciler, meslek kuruluşları dışında da örgütlenmiş değil. Konferansa katılan birçok konuşmacı, ülkesinde gazeteciler arasındaki kutuplaşmadan hatta düşmanlıktan yakındı. “Büyük adama” karşı hep birlikte direnememek, gazetecilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi önündeki en büyük engellerden biri olarak ortaya kondu.
 
Türkiye'den ders almak..
 

Çalışma koşullarının zorluğu da olsa, sansüre karşı savaş da olsa Türkiye basının AKP rejimi altında yaşadığı süreç, ülke gazetecileri için dayanışmanın önemi konusunda acı bir ders oldu. Örneğin, P24'ün geçtiğimiz ay Cumhuriyet, Zaman ve Özgür Gündem Genel Yayın Yönetmenleri'nin de bulunduğu ifade özgürlüğü paneline katılan tüm konuşmacılar, yakın geçmişin zorlu günlerini yaşamasalardı belki de aynı salonda bulunmayacaklarını ifade ettiler. Fikirlerden bağımsız olarak dayanışmanın önemi, yoğun baskı sonucu anlaşılmıştı.
 
Tabii gazetelere el konulduğu, dergilerin toplatıldığı, genel yayın yönetmenlerinin hapse atıldığı, eleştiri hakkını kullananların Cumhurbaşkanı’na hakaretten hapsi boyladığı Türkiye için dayanışma ile ilgili bu dersin öğrenilmesinde biraz geç kalınmış görünüyor.
 
Fakat halen demokrasiye geçiş halinde olan ve bazıları da bu yolda ümit vaat eden bölgemiz ülkeleri için Türkiye'nin başına gelenler, dayanışmanın konferanslarda bırakılmaması gereken bir zorunluluk olduğu konusunda önemli bir ders olabilir. Açgözlü işadamları ve politikacılar saldırırken, bu ülkelerin gazetecileri görüş ayrılıkları ne olursa olsun bir arada durmalıdır.
 

Etiketler: barış altıntaş , p24 , arnavutluk , seenpm ,

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
?
?
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design