Anasayfa / FİGEN A. ÇALIKUŞU / Diktatörler nasıl ölür?

16 Haziran

Diktatörler nasıl ölür?

“Zulüm ile uyuşturucu çetelerine dayalı bir hükümet sistemi kurmak istediğinde” dünya sistemi ile boğaz boğaza geleceğini düşünmüş müydü


Duydunuz mu, gördünüz mü ya da ilgilendiniz mi acaba?

Orta Amerika ülkelerinden Panama’nın eski diktatörü Manuel Noriega 83 yaşında hayatını kaybetti.

Aslında ben duyan, gören ya da ilgilenene pek rastlamadım. 

Bir tek Ertuğrul Özkök “Diktatörler yatağında mı ölür? Ölür de hangi yatakta?” başlıklı kısa bir yazı yazdı.

Malum; mazlumlar zulmeden diktatörlerin huzur içinde ölmeyeceklerine inanırlar.

Noriega’nın yaşamı hem çok ürkütücü bir kişisel serüveni hem de sarsıcı bir siyaset vesikasını içeriyor.

1984’te askerî lider olarak iktidarı ele geçiriyor. Orta Amerika için çok şaşırtıcı değil, hattâ hiç şaşırtıcı değil.

1989’a kadar iktidarda kalıyor.

1989’da devrilmesi ise ne Orta ne de Latin Amerika’da da rastlanmayacak kadar ilginç, hattâ çok ilginç.

Noriega bir dönem, Orta Amerika’da komünizmin yayılmasını önlemeye çalışan Washington yönetimi ve CIA’in önemli ortaklarından biri hâline gelmişti.

Peki, 1989’da ne oluyor; şimdi kemerleri bağlayın, kendisini avlamak için ABD Panama’yı işgal ediyor ve Noriega’yı deviriyor.

Benim bildiğim kadarıyla bugüne kadar rastlanan tek örnek. Amerika’nın o güne kadar “kendi yandaşı” olarak bilinen bir diktatörün ülkesinin fiilen işgal edilerek devrilmesinden söz ediyorum.

ABD Noriega’nın Panama halkına yaptığı geometrik baskıdan ve sürekli artan uyuşturucu kaçakçılığından çok şikâyetçi olduğu için Noriega’yı devirdiğini söylüyordu.

Bu köklü ve âni görünen değişimi, galiba 1980’ler sonrasındaki dünyada değişen siyasal iklim ve ekonomik yapıya bağlamak gerekir.

Başka bir izah bulamıyorum.

Reagan, Thatcher, Özal dönemi, “arz yanlı iktisat” diye ünlenen bir ekonomi politikası;  acaba şimdi sıkıntılarının çok arttığı küreselleşmenin hız aldığı ve işe öncelikle diktatörlükleri, uyuşturucu ticaretini, mafyayı dize getirerek kendine yol açtığı dönem mi desek?

Yoksa ABD ordusunun diktatör devirmek için ülke işgal etmeye kalkması mı?

Bu çılgınlığı nasıl okumak gerekir ki?

Noriega’nın ölüm haberinde ABD Senatosunun alt komitesince yayınlanan bir rapora rastladım. Raporda Noriega’nın “uyuşturucu çeteleri tarafından yönetilen bir hükümet modeli” inşa ettiği söyleniyordu.

Tekrar ve dikkatli bir şekilde okudum; “uyuşturucu çeteleri tarafından yönetilen bir hükümet modeli…”

Demek ki, “hükümet modelleri” siyaset bilimi derslerinde sayılan sınırlı ve geleneksel kalıplara sığanlar kadar değil.

Noriega gibi yaratıcı diktatörler kendi yönetim biçimlerini de yaratıyorlar.

Senato raporunun bu tespiti ardından gelen cümle, ABD’nin neden çıldırdığını da, Noriega’nın başına neyin neden geldiğini de resmen açıklıyor:

“ABD’nin dış politikasının nasıl yabancı bir lider tarafından manipüle edebileceğine dair önemli bir örnek…”

Demek adamlar kendilerinden bunca ayrı düştüğü için Noriega’ya çok bozulmuşlar, onu ağır bir şekilde cezalandırmışlar.

Noriega, dünya değişimini ABD’ye o kadar yakınken miyopluk nedeniyle okuyamamış anlaşılan.

Okuyamaz isen kesilen ceza artıyor mu, ne?

ABD, bizzat kovalamaya gelince Panama Diktatörü can havliyle Vatikan Büyükelçiliği’ne sığınıyor. Ama çok direnmeden, 3 Ocak 1990’da teslim oluyor.

ABD’ye kendisini bir paket gibi alıp götürüyorlar, sonra da uyuşturucu kaçakçılığı, karapara aklama ve haraç almaktan yargılıyorlar. 30 yıla mahkûm oluyor.

İyi hâl nedeniyle 17 yıl sonra cezası bitiyor.

Ancak devreye Fransa giriyor. Kokain kaçakçılığından elde edilen parayı Fransız bankaları aracılığıyla aklamaktan suçlu bulunuyor, 7 yıl da Fransa’da yatıyor.

Fransa 2011 yılında Noriega’yı Panama’ya iade ediyor. Bu sefer de iktidarda olduğu dönemde siyasi rakipleri öldürmekten üç kez müebbede mahkûm ediliyor.

Noriega hapiste felç geçirince geçtiğimiz Ocak ayında serbest bırakılmıştı. Bir süre önce beyin ameliyatı geçirmişti.

Yeni bir kanama ile yeniden ameliyata alındı. Muhtemelen bu ölüm nedeni oldu.

Noriega yakalandıktan sonra ABD ile beraber çalıştığını söylemiş. 2 yıl önce de bir televizyon programı aracılığıyla herkesten özür dilemiş.

Acaba “dünya gidişatını okuyamadığında” ve “zulüm ile uyuşturucu çetelerine dayalı bir hükümet sistemi kurmak istediğinde”, dünya sistemi ile boğaz boğaza gelebileceğini hiç düşünmüş müdür?

İktidar hele mutlak olanı, insanın gözünü tümden kör, kulaklarını tümden sağır mı ediyor?

Bu Noriega çok ama çok ilginç bir örnek.

Soruya geri dönelim:

Diktatörler nasıl ölür?

Halkına zulmederler ise üstelik hem halkına zulmedip hem de dünya sisteminin nabız atışlarının değişimini algılamazlar ise hayırlı bir şekilde ölmüyorlar diyebilir miyiz?

Benim Noriega örneğinden çıkardığım ders bu oldu da…
 
 
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
?
?
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design