Anasayfa / SEZİN ÖNEY / Katalonya'da "her şeye rağmen" referandum

oneysezin@hotmail.com

01 Ekim

Katalonya'da "her şeye rağmen" referandum

Kürdistan ve Katalonya referandumları arasında bir benzerlik de var...

 
Bugün de Katalonya'da "bağımsızlık" referandumu var. Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Irak'tan ayrılmak için gerçekleştirdiği bağımsızlık referandumunun üzerinden bir hafta geçmeden, şimdi de Katalonya İspanya'dan ayrılmak için sandık başına gidiyor.
Katalan hükümeti de, Kürdistan Bölgesel Yönetimi örneğinde olduğu gibi, merkezî hükümeti karşısına alarak ve ülkenin Anayasa Mahkemesi'nin referandumu "yasa dışı" sayan kararına karşı çıkarak sandık başına gidiyor.

İktidardaki muhafazakâr Partido Popular'ın (Halk Partisi-PP) lideri, Başbakan Mariano Rajoy, Katalonya referandumunu tamamen "illegal" sayan bir siyasi rota benimsemeyi tercih etti. "Baskı" eksenli politikanın nasıl bir sonuç verdiğini bugün Katalonya seçmenlerinin verdiği tepki belirleyecek.

Evet, yasalar Rajoy'un yanında... Katalan hükümetinin bu referanduma ilişkin tüm adımları, Anayasa Mahkemesi tarafından "yasadışı" kılındı. Dahası, güvenlik güçleri de, referanduma engel olmak için harekete geçirildi. İspanya'nın ulusal polisi, 20 Eylül'de Katalan hükümetinin bazı binalarını bastı ve üst düzey bir isim olan Katalonya Başkan Yardımcılığı Genel Sekreteri Josep Maria Jove operasyonda gözaltına alındı. Yönetimden başka isimler de gözaltında...

Ayrıca, referandum için hazırlanan 10 milyon oy pusulasına, polis tarafından el konuldu. Oy verme işleminin gerçekleşeceği okullar, polis tarafından abluka altına alındı.

Katalonya'ya, "merkezden" yaklaşık 6 bin polis nakledildi. Bu polisler, limanda demirli bir turistik yolcu gemisinde kalıyorlar. Katalonya'nın kendi yerel polis gücü Mossos d'Esquadra'ya da, gene "merkezden", referandum sürecinin engellenmesi talimatı gitti. Ancak, yerel güvenlik gücü aslında Katalan yerel yönetimi Generalitat'a bağlı çalışıyor. Güvenlik önlemleri ötesinde, İspanya merkezî hükümeti, Katalan yönetiminin finansal kaynaklarına da el koydu. Katalan "Yüksek Seçim Kurulu-YSK'sı" sayılabilecek "seçim kurulu" üyelerine, günlük 12 bin Euro'ya kadar çıkan para cezaları verdi. Katalonya'nın bağımsız olması gerektiği yönünde yayın yapan bazı internet siteleri de yasaklandı.

Yani, şu an itibariyle, Katalonya'nın yerel yönetimine bir kayyum atanmadığı kaldı! Bugün, her şeye rağmen gerçekleşecek referandum da, tam bir "korsan oylamaya" dönüşmüş durumda.

Bu tabloya bakınca, geçen Pazartesi yapılan "Kürt referandumu", Katalonya'nınkine göre, son derece rahat ve sorunsuz gerçekleşti yorumunu yapmak da mümkün. Ancak, iki referandum arasında bir benzerlik var gibi gözüküyor.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin referandumu, İran ve Türkiye ile Irak merkezî yönetiminin sert biçimde karşı çıkması, nasıl Kürtler üzerinde referandumu daha da sahiplenme yönünde bir tepkiye neden olduysa; Katalonya'da da benzer bir "baskıya tepki" yönelimi oluşmuşa benziyor. Bölgede halkın nabzını tutan haberlerde, genelde "Madrid'in baskıcı tavrı, İspanya'dan neden ayrılmamız gerektiğini bize çok iyi biçimde gösterdi", "Bağımsızlığı eskiden desteklemezdim ama İspanya yönetiminin, referanduma yönelik baskıcı tavrı fikrimi tamamen değiştirdi" gibi yorumlara sıklıkla rastlanıyor. Yinelenen diğer bir yorum da, "Franco'culuğun hortladığı".
Bu sonuncusu çok ağır bir eleştiri içeriyor; zira, diktatör Francisco Franco döneminde, Katalanca ve Katalan kültürüne yönelik son derece baskıcı uygulamalar söz konusu olmuştu. Şimdi referandum da, "Franco'nun faşist rejimine bir kez daha hayır demek için" bir vesile olarak çerçevelenmeye başlandı. Ayrılıkçı Esquerra Republicana de Catalunya'dan (Katalan Cumhuriyetçi Sol Parti) siyasetçi Gabriel Rufián'ın, sosyal medyada paylaştığı, "Francoizm, 20 Kasım 1975'te Madrid'de bir yatakta ölmedi. Biz, dünyaya, Franco'nun 1 Ekim 2017'de, Katalonya'da seçim sandıklarında öldüğünü göstereceğiz" mesajı, aslında oldukça yaygın bir psikolojiyi işaret ediyor gibi gözüküyor.

Madrid teyakkuz hâline geçmese, Katalan bağımsızlık referandumu, Katalanlar için böyle bir "ulusal seferberlik" haline dönüşür müydü?

Bence hayır. Son dönemlerde, Katalan bağımsızlığına olan destek bölge genelinde düşüşteydi. 2013'te yüzde 50 civarına yükselerek "zirve yapan", bağımsızlığa desteğin en yeni verilere göre (Temmuz 2017'de yapılan bir araştırmaya göre), yüzde 41'e gerilediği gözlenmişti.

Üstelik, referanduma katılım oranında katılım eşiği yok; sonucu, "daha motive olup" sandığa ne olursa olsun gidecekler belirleyecek. Güvenlik güçlerinin yoğun tedbirlerine rağmen, sokağa çıkıp da sandık başına gidecek olanlar da, büyük ihtimalle bağımsızlık konusunu en sahiplenenler olacak...
 
Malum; bu Katalonya'nın ilk bağımsızlık referandumu değil; ilk referandum, 2014’te gerçekleşen “Katalonya’nın geleceği için vatandaş katılımı" adını taşıyordu, oylamaya katılanların yüzde 81’e yakını, “devlet olmayı” desteklemişti; ancak, referanduma katılım yüzde 41’lik bir oranla oldukça düşük olmuştu.

Eylül 2015 seçimlerinde ayrılıkçı partilerin Katalan seçimlerini kazanması ertesi, Katalan Meclisi, Kasım 2015’te Declaració d’inici del procés d’independència de Catalunya’yı (Katalonya’nın Bağımsızlığı Sürecinin Başlangıcı Bildirisi) onayladı. Bu bildiri, 24 Ocak 2017’de Avrupa Birliği Parlamentosuna sunuldu. Ve Katalonya Parlamentosu, 6 Eylül 2017 Çarşamba gecesi, referandum kararını aldı.
Oy pusulalarına el konuldu demiştik; seferberlik hali öyle ki, yeni pusulalar hemen basıldı. Ve her şeye rağmen, şu soru bugün Katalan seçmenler nezdinde yanıt bulacaK: "Katalonya'nın bağımsız bir Cumhuriyet olmasını kabul ediyor musunuz"?

"Evet" oylarının bir tek oy dahi çoğunlukta olması hâlinde de Katalan Parlamentosu, 48 saat içinde bağımsızlığı ilan edecek.
7,5 milyonluk Katalonya, bugün İspanya'ya ve Avrupa'ya gerçekten de çok sıcak bir gün yaşatacak.
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
?
?
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design