Anasayfa / FİGEN A. ÇALIKUŞU / Salyangoz Jeremy mutsuz öldü

08 Ocak

Salyangoz Jeremy mutsuz öldü

Dünyanın en yaşlı kaplumbağasının meğer eşcinsel olduğunu da en azından ben bilim dünyasından öğrendim


 
Salyangozlar saat yönünde dönerler.
 
Ama bir istisnası vardı; Jeremy.
 
Jeremy o kadar istisnaydı ki, ona “milyonda bir” denmişti.  Kabuğundaki spiral diğer salyangozlardan farklı olarak aksi yönde döndüğü için ona “solak salyangoz Jeremy” denmişti.
 
Jeremy mutsuz öldü. Geçen yılın Ekim ayıydı.
 
Madem bu kadar istisna ve müstesnaydı, ona eş bulmak için seferber olundu.
 
Ara, ara sonunda bitap düşüldü. Aylar, aylar arama sonunda sadece iki solak talip bulundu.
 
Bu salyongozlar gariptir, çünkü çift cinsiyetlidirler.
 
Bu demektir ki; hem erkek hem de dişi üreme organlarına sahiptirler.
 
Hani aylarca arama sonunda iki solak talip bulunmuştu ya, onlar da Jeremy ile çiftleşmeyip kendi aralarında çiftleştiler.
 
Bir yavruları da oldu üstelik. Acaba o da solak mı?
 
Jeremy mutsuz öldü.
 
Hâlbuki Jeremy çiftleşsin, yeni bir “solak salyangoz” daha doğsun diye bilim dünyası yanıp tutuşmuştu.
 
En başta İngiltere’deki Nottingham Üniversitesi.
 
Hep sola dönen Jeremy de onların keşfiydi.
 
Aslında bilim dünyası ile hayvanlar dünyası hep iç içedir. Bilim dünyası olmasa hayvanlar dünyasını da, Jeremy’yi de, onun çok farklı ama mutsuz dünyasını da hiç öğrenemeyiz.
 
Bilim dünyası deyince, UNESCO’ya göre dünyanın en eski üniversitesi diye bilinen okul, milattan sonra 859’da Fas’ta kuruldu, hâlen de yaşıyor.
 
Avrupa’da 1088 yılında kurulan Bolonya Üniversitesi ve 1096’da hemen ardından gelen Oxford Üniversitesi ise Avrupa’nın en eskileridir.
 
Halbûki kimi iddialara göre dünyanın en eski üniversitesi Türkiye’de, Anadolu’dadır.
 
Harran ilk kabul edilen üniversiteden 600 yıl önce, milattan sonra 2. yüzyılda  kuruldu. Hattâ iddia odur ki; bin yüz yatılı öğrencisi olduğuna dair Nusaybin’deki kazıda elde edilen yazıtlar var.
 
Roma tarihî kayıtlarında da Harran “School of Nisbis” diye geçiyormuş.
 
Hayvanlar âlemi ile bilim dünyası iç içe geçmiş deyince, oralara da bir uğrayalım dedim.
 
Şimdi gene hayvanlar dünyasına dönelim.
 
Küresel iklim değişikliğinin yol açtığı kıtlığın, Antartika’daki binlerce penguenin ölümüne yol açtığını da gene bilim ortaya çıkardı.
 
Fransız bilim adamları, Antartika’daki Petrels adalarında yaşayan bir penguen kolonisini inceledi.
 
Bilim adamları, bölgedeki binlerce penguen yavrusunun açlıktan öldüğünü, sadece ikisinin hayatta kaldığını saptadı, sadece iki yavru penguen.
 
Penguenler “krill” denilen karidese benzer küçük balıkları avlayarak yaşıyor.  Penguen kolonisinin korunması için acil önlem alınması çağrısında bulunan bilim adamları özellikle “krill” balıklarının avlanmasının yasaklanmasını öneriyor.
 
Ölen solak Jeremy kadar yaşayan iki yavru penguenden de bilimin radarı sayesinde haberdar oluyoruz.
 
Doğrusu, dünyanın en yaşlı kaplumbağasının meğer eşcinsel olduğunu da en azından ben bilim dünyasından öğrendim.
 
Dünyanın en yaşlı kaplumbağası 186 yaşındaki Jonathan’dan söz ediyorum.
 
1991’den beri birlikte olduğu sevgilisinin aslında bir erkek kaplumbağa olduğu ortaya çıktı.  Dişi sanılıp Frederica adı verilen kaplumbağaya şimdi Frederic deniyor.
 
Atlantik Okyanusu’nun güneyindeki Birleşik Krallık’a bağlı Saint Helena Adası’nda yaşayan Jonathan 26 yıldır çiftleşme dönemini Frederica ile birlikte geçiriyordu. Kaplumbağa çift, birlikte yıllar geçirse de hiç yavruları olmadı.
 
Kısa bir sure önce veterinerlerin bir lezyonu tedavi etmek için muayene ettiği Frederica’nın aslında erkek olduğu ortaya çıktı.
 
Bu büyük bir süpriz oldu.
 
Bu arada Jonathan’ın yaşadığı adada geçen yıl eşcinsel evliliklere izin veren bir tasarı hazırlanmış ancak yerel halkın tepkisi sonucu söz konusu tasarı geri çekilmişti.
 
Söylemeye tabii ki gerek yok, bu bir dipnot ve Jonathan ile hiçbir ilgisi yok.
 
Hayvanlar âlemi…
 
Bilim dünyası…
 
Yazıyı bitirirken, nişâne yerine bir haberi de sanat dünyasından vermeliyiz.
 
Sanat olmadan olmaz çünkü.
 
İtalyan ANSA Ajansı, Roma Şehir Meclisi’nin Latin edebiyatının en önemli üç şairinden biri kabul edilen Ovidius’a Roma İmparatoru Augustus tarafından verilen cezanın, burada dikkatinizi talep ediyorum, ölümünün 2 bininci yılında iptal  edildiğini duyurdu.
 
Sürgün cezası, Şehir Meclisi’nde muhalefette bulunan 5 Yıldız Hareketi’nin önergesiyle yürürlükten kaldırıldı.
 
Böyle bizim hasretimizin gittikçe artan ölçüde büyüdüğü güzellikler, incelikler, duyarlılıklar da var; insan nasıl da mutlu oluyor.
 
Türkiye’de yazarlar, bilim adamları, gazeteciler, düşünürler içeride zorla tutuluyorlar ama Ovidius İtalya’da 2 bin yıl önce gönderildiği sürgünden geri dönüyor.
 
Aradaki farka bakın.
 
Vergilius ve Horatius ile Roma döneminin en ünlü şairlerinden biri olan Ovidius, milattan sonra 8 yılında günümüzde Romanya sınırları içinde yer alan Köstence’ye sürgün edilmişti.
 
Son bir şey daha hatırlatayım; Ovidius’un “Hero ve Leandros” adlı şiiri, İstanbul’un ünlü Kız Kulesi ile ilgili bilinen en eski edebî metin.
 
İşte bazen hiç dönüp bakmadığımız, çok farklı dünyalar var.
 
Hayvanlar dünyası…
 
Bilim dünyası…
Sanat dünyası…
 
Solak salyangoz Jeremy’den açlıktan ölen penguenlere, Harran’dan Bologna Üniversitesi’ne, eşcinsel kaplumbağadan Ovidius’un sürgünden dönüşüne bu dünyaları da selamlayarak 2017’yi gönderelim istedim.
 
Yaşamaya başladığımız 2018 yılının, toplumun ve bizlerin beklediği mutlulukları getirmesi dileğiyle.
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
?
?
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design