Anasayfa / FİGEN A. ÇALIKUŞU / Örgütlü tutku: Partiyi partileştirmek…

16 Mart

Örgütlü tutku: Partiyi partileştirmek…

Gramsci ne demiş: “Siyasi partiler program, proje ve örgütlü tutkudur”

 
CHP, 19. Olağanüstü Tüzük Kurultayını tamamladı, tüzüğünü “yeni bir anlayışa” uygun olarak yeniden şekillendirdi.

“Yeni bir anlayışın” ne olduğunu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Tüzük Kurultayı’nın açılış konuşmasında, parti üyelerinin çok daha iyi anlayacağı bir berraklıkla anlattı, tanımladı.

Amacın “eski hastalıkları” yok edecek bir “parti reformu” olduğunu söyledi.

“Eski hastalık” nedir?

Kılıçdaroğlu hastalığı şöyle tanımlıyor;

1- Dar kadroculuk

2- Parti içi iktidar kavgası.

Nitekim, eski hastalıktan mustarip olmayı da “dava insanının özelliği ben yarın ne olacağım kaygısını taşımayan insandır. Davaya inanmayıp da, ben ne olacağım, benim geleceğim ne olacak, milletvekilliğim garanti mi diye söyleyenlerin dava insanı olmaya hakları da hukukları da yoktur” diye vurguladı.

Kılıçdaroğlu CHP’yi partideki adeta sabitlenen belirli bir zümrenin, adeta sabitlenen bir seçmen kitlesi üzerinden, gene adeta sabitlenen belediye başkanlığı ve gene adeta sabitlenen milletvekilliği paylaşımı mücadelesini yapılan bir yer olmaktan çıkarmak istiyor.
Partiyi gürbüzleştirmek, büyütmek ve çoğaltmayı amaçlıyor.

Enerjinin parti içi iktidar için harcanması yerine, demokratik ön seçimlerle örgütün söz sahibi olduğu, parti örgütünün enerjisini artırarak dışa dönük olarak genişlediği, hak edilen devasa bir açılımın ülke iktidarı için gerçekleşmesini hedefliyor.

CHP “eski hastalıkları” aştıkça bu yeni ve sağlıklı hedefi rahatlıkla gerçekleştirir.

CHP delege seçimlerindeki heyecanını, siyasal iktidarı hedefleyen seçim zamanlarında da gösterdikçe bu hedefe ulaşması kolaylaşır.
Kılıçdaroğlu sabitlenmiş ve donmuş gibi gözüken sosyal ve siyasal kalıpları kırarak genişletme çabasını, rejim tehlikeye girince daha da artırdı. Ankara-İstanbul yürüyüşü bunun zirvesini oluşturdu.

Hak yememek için, örgütün de bu süreçte ciddi bir silkiniş içinde olduğunu söylemek gerek; çünkü demokrasinin ölümü ile siyaset de bitmeye yatacak.

Demokratik rejimi kurtarmak için girişilen mücadelenin genişleyerek kalıcı hâle gelmesinin formülünü de Kılıçdaroğlu Kurultay’da verdi;

1. 1980 sonrası lümpenleşen bir yapı var, o yapıyı yok edinceye kadar mücadele edeceğim. Her partili bir dava insanı olacak.
2. Siyaseti etik düzeyde yaparsanız, başımın üzerinde yeriniz var.
3. Etkin üye yapısının yanı sıra güçlü bir örgüt istiyorum.
4. Bizim disiplinli bir örgüte ihtiyacımız var.

CHP Genel Başkanı’nın hedefleri, tersten okuma yapılınca, partinin herkesçe eleştirilen zaaflarını da kompleksiz bir biçimde tespit ediyor.
Parti üzerinden ömür boyu siyasi kariyer planlamasının son bulmasıyla; parti içi mücadeleyi “düşmanlık” anlayışından çıkararak olgun bir rekabete dayalı demokratik yarış kültürüne dönüştürerek; partili olmayı “program, tüzük ve proje” etrafında ağız birliğiyle tutkuya dönüştürerek CHP anında boy atar, katlanır.

Bunu ben de yapıyı çok iyi tanıyan biri olarak iddia ediyorum.

Yeter ki, demokrasiyi yaşatmak için çabamızın hedefini tüm ülke, ülkenin yerel ve siyasi iktidarı olarak güncelleyelim.

Parti içi yarışı da “ dava insanlarının” dost rekabeti, daha iyi olanın öne çıkmasını sağlayan bir doğal canlılık olarak içselleştirelim.
Kolay değil ama, Kılıçdaroğlu’nun hedefleri ve Tüzük Kurultayı’ndaki teşhis ve tedavi çabası umut veriyor. Buna çok ihtiyacımız var çünkü. Türkiye’nin geldiği yol ayrımı da hepimizin ve ülkemizin özgür yaşamını çok ağır bir biçimde tehdit ediyor.

Bu siyasal kültürdeki değişim “dava adamı” olan bir parti üyeliğini, programını, tüzüğünü, toplumsal projelerini rahatlıkla içine sindirmiş canlı ve diri bir örgütü, parti içi demokrasiyle parti disiplininin sınırlarını iyi tanımlamış bir anlayışı da egemen kılar.  

Kılıçdaroğlu ne diyor; “bireysel çıkar peşinde koşanların bu partide yeri yoktur”. Bu sağlanınca zaten eski hastalık tümden tedavi olmuş, yeni ve sağlıklı bünye koşmaya başlamış demektir.

Bunun için gençlere, yeni kuşakların enerjisine, kıvancına, yaratıcılığına çok büyük ihtiyacımız var. Eski hastalık, partinin dışa açılmasını, gençleşmesini, yenilenmesini istemiyordu. Tüzükteki gençlik kotası değişimi bu barikatın da aşılmakta olduğunu gösteriyor.

Son tüzük kurultayını ben tek bir cümleyle tanımlıyorum;

“Partiyi partileştirmek.”

CHP gibi Türkiye’nin omurgası olan çok önemli bir organizma yenileniyor, tazeleniyor.

Siyasal düşüncenin kocaman beyinlerinden biri olan Gramsci ne demiş;
“Siyasi partiler program, proje ve örgütlü tutkudur.”

Son tüzük kurultayındaki Genel Başkanın ve kongrenin iradesini de ben aynı bu tanımdaki gibi okudum;
“Program, proje ve örgütlü tutku.”

CHP bunu gerçekleştirdikçe, toplumda hak ettiği noktaya da çok daha hızlı ulaşacak, buna eminim.

 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design