Anasayfa / FİGEN A. ÇALIKUŞU / Korona da bir lütuf mu yoksa?

06 Nisan

Korona da bir lütuf mu yoksa?

İnfaz yasa tasarısının ‘bu koşullarda’ olumlu ve âdil bir hâle gelmesi için benim önerilerim şunlar…

TBMM Genel Kurulu’nda yarın görüşülecek olan İnfaz Yasa Tasarısının fazlasıyla aşinası oldum.

Öyle ki, teklifin partilere dağıtılmasından beri neredeyse içtiğim su bile tasarısız değil. 

Bu yasa tasarısı yasama geleneğinde görülmemiş bir garabet anlayışıyla oluşturulmuş. Eskilerden gazete ilavelerindeki çözümü zahmetli bilmeceler gibi, içinde kayboluyorsun. 

Aslında tüm bu karmaşanın nedeni, önerilere baktığınızda bir af yasasını görüyor olmamız. Af yasası, infaz yasa değişikliği gibi sunulduğunda büyük bir karmaşa çıkıyor.

Ve daha önemlisi af yasası ancak ve ancak TBMM’de üye tam sayısının 3/5 çoğunluğu ile yapılabiliyor. AKP ve MHP oyları yeterli değil, olmamalı. 

Belki de içindeki bu şifreler çözülmesin diye yasa tekniği bilinçli olarak bozulmuş…

Boş yere garabet demiyorum çünkü bir yasa teklifinin felsefesi, amacı ve toplumsal faydaları olması gerekir. Bu tasarıda bunlar yok sayılmış.

Bu  düzenlemede tasarının yasalaşması hâlinde daha sonraki dönemlerde ağır bir ekonomik buhran ortamında topluma olası etkileri hiç tartışılmamış. Kısa erimli siyasi çıkarlarla atılan adımlar nedeniyle tasarının bir sonraki olası sonuçları ciddiyetle ele alınmamış.

Yasa tekniğine tamamen aykırı bir teklifle karşı karşıyayız.

İnfaz yasasında değişiklik ile getirilen öneriler infaz yasa sisteminin özüne doğrudan aykırı. İnfaz düzenlemesinde farklı suç tipine farklı infaz rejimlerinin uygulanmaması asıldır. Getirilen infaz teklifinde baş döndürücü bir karmaşa ve farklı infaz rejim uygulamaları vardır. 

Bu karmaşıklıktan topluma bir  fayda çıkmaz. Olsa olsa siyasi kurnazlıkla yapılan el çabukluğu marifet bir kakofonik göz boyama çıkar. 

Eşitlik ilkesini yok sayan bu karmaşa ve farklılık huzur ve sükûn sağlamaz. 

Bildiğimiz gibi, infaz yasa teklifini AKP ve MHP hazırladı. Toplumsal yapıyı rahatlatacak bir düzenlemeden ziyade siyasi gayeler güdüldü. Topluma fayda sağlayacak objektif ve kapsamlı bir amaç gözetilerek olması gereken yasa yapma tekniği bu nedenle göz ardı edildi. 

Ve bu nedenle kasten CHP'nin tüm olumlu, yararlı eşitlik ve adalet sağlamaya yönelik önerileri dikkate alınmadı.

Ancak büyük bir aldırmazlıkla bu garabet komisyonda da devam etti. Komisyonda beş ayrı öneri maddesi daha eklendi. Bu beş öneriden bir tanesi ile de açık ceza evine çıkma hakkı genişletildi.

Öyle ki sadece devlete karşı işlenen bazı suçlar, terör suçları ve örgütlü suçlar hariç tutularak diğer tüm suçlardan mahkûm olanların açık cezaevine geçmesi öneriliyor. 

10 yıl altında ceza alanların 1 ay, 10 yıl üzeri ceza alanların 3 ay kapalı cezaevinde süre geçirmiş olanlarından  açık cezaevine çıkmasına 1 yıl kalanların açık cezaevine geçmelerinin önü açılıyor. Bir manâda neredeyse adî suçlardan  hükümlü olanların bundan böyle tahliyesi sanki  tasarının ön kabulü oldu.

Hukukçu olmayanların bile döne döne sorduğu bir soru var;  hüküm alanlar için böylesi geniş düzenlemeler yapılıyor ise henüz tutuklu statüsünde bulunanlardan bu esneklik neden esirgeniyor?

Halbuki; tutuklu kimdir? Henüz yargılaması devam eden kişidir. Beraat etme ihtimali bulunan kişidir. Hükümlü kimdir? Yargılaması bitmiş ve hükmü kesinleşmiş kişidir. Suç işlediği sabittir. 

Bu kadar kastî bir eşitsizlik üzerine yasa kurulabilir mi?

Çok olağanüstü bir dönemden geçiyoruz.

Korona denen bir canavar ile baş başayız. 

Bu dönemde henüz suç işlediği sabit olmayan beraat etme ihtimali olan insanları Korona gibi bir Azrail ile başa başa bırakıyorsunuz.

Henüz geç değil, istenirse TBMM’de infaz yasa teklifi olumlu bir hâle gelebilir, bu çarpık iskeleti düzeltilebilir.

Tasarının ‘bu koşullarda’ olumlu ve âdil bir hâle gelmesi için benim önerilerim şunlardır:

1— Adlî kontrol şartını gebe kadınlar, ağır hastalar için genişleten kısmına 60 yaş ve üzeri tutukluları da ekleyelim. 

Bu dönemin Korona canavarına karşı nasıl hükümlülere iki ay ve uzatarak izin veriliyorsa 60 yaş üzere tutuklularına da bir kereye mahsus izin verelim.

Yaşam hakkı en kutsal haktır ve devletin bireye sorumluluğunda en başta güvence verdiği haktır.

Manâlı ve anlamlı bir düzenleme böyle olmalıdır. Çünkü tasarının amacı hapishanelerdeki insanları Korona'dan kurtarmak olarak ilan edildi.

2— Açık cezaevine geçme ve oradan da izinli olarak topluma karıştırmada böylesine esnek yaklaşım var ise düşünce suçuna bu özel zulüm nedendir? 

En korkulacak suç düşünce suçu mudur?

Adam öldürmekten, uyuşturucu kullanandan korkmayan ama düşünceden ve ifade özgürlüğünden  korkan bir Türkiye yaratılıyor.

Türkiye en çok gazetecinin hapiste olduğu ülke. Her yıl 6 Nisan Türkiye’de ‘öldürülen gazeteciler günü’ dür. 

Zaten böyle bir günün varlığı bile durumu anlatıyor.

Yüz yıl önce İttihat ve Terakki muhalif  gazeteci Hasan Fehmi’yi öldürtmüştü. Yüz yıl sonra gazeteciler gene hapiste ve yasa tasarısı da onları Korona ile hapishanede baş başa bırakmayı hedefliyor…

PES. 

Bu değişiklikler niye yapılmaz, siyasal iktidar neden buna direnir?

15 Temmuz'u Allah’ın lütfu kabul edenler için baskı rejimini sürdürmek için Korona da yeni bir lütuf olmasın? Özgürlüklere karşı tasarı başka nasıl açıklanır?

3— Gelin cebir ve şiddete bulaşmadığı halde, bu dönemin koşullarında siyasallaşan yargı ile  terör örgütü üyesi yapılanları kapsama alalım. 

4— Gelin TCK 314/3 maddeyi kapsama dahil edelim. Edelim ki bu dönemin  düşünceyi ‘terör’ suçu hâline getiren TCK 220/7. madde utancı bitsin. 

Düşünceden korkan ve ona eziyet eden ülke damgasından kurtulalım.

Siyasal iktidarın hoşlanmadıklarına  en ağır cezalar vermek için kullandığı bu garip maddeden zulüm edilenler, hoşa gitmeyen düşüncenin sahipleri de bu yasadan yararlansın.

Türkiye'de vicdan ve adalet varmış densin…

Demokrasi de tamamen ölmüş denmesin.



Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design