Anasayfa / Yazarlar / Tarantulalaşmak

05 Nisan

Tarantulalaşmak

Hukuksuzluk ya da ağır hukuk zafiyeti toplumu yiyip bitirecek bir tarantulaya benzer


Bugün 5 Nisan, Avukatlar Günü ...
 
Söz savunmanın.
 
Hukuk açısından bakınca işler kötü, bunu sadece bireysel deneyimim açısından söylemiyorum. “Yargı barometresi” olarak gözlediğim AİHM yıllık bilânçosu açısından da söylemekteyim.
 
2016 yılı sıralamasında Türkiye, AİHM tarafından en çok mahkûm edilen ülke sıralamasında, Rusya’nın hemen arkasından ikinci sırada geliyor. Türkiye aleyhine 77 ihlal kararı verilmiş. Tabii ki burada Türkiye değil, ülkeyi yönetenler kast ediliyor. Ülkeyi yöneten heyet hukuka özen göstermeyince mahkûmiyetler artıyor. Mahkûmiyetlerin çoğu “özgürlük ve güvenlik hakkı” ile “yaşam hakkı” ihlalinden verilmiş.
 
Hukuka çok hoyrat davranıldığı, hukukun incitildiği, küstürüldüğü aşikâr. Hâlbuki hukuka böyle bir muamele ülkenin dengesini bozar, tansiyonunu hastalandırır, vertigo yapar, toplumsal huzurunu öldürür.
 
Bu tehlike açık ve yakın olarak seyrediyor, en fazlasıyla da durumu “gerçek” hukukçular görüyor. Toplum ise vicdanı ile sezinlemeye çalışırken bir taraftan da tazelenen örnekleri izliyor.
 
Çok daha fazla özgürlüğe, özgürlüklerin hukuksal güvence altına alınmasına ihtiyaç var oysa.
 
Hukukçular farkındalar ama yüksek sesle söylemeyi, avaz avaz bağırmayı, çığlık çığlığa dikkat çekmeyi yeğlemiyorlar. Muhtemelen ürkerek fısıltı halinde konuşup alçak sesle söylenmeyi tercih ediyorlar.
 
Hukukçular farkındalar derken somut bir bilgiye dayanıyorum; Adalet Akademisi Avrupa Konseyi iki yıldır “Türk Yargısının İfade Özgürlüğü Konusunda Kapasitesinin Güçlendirilmesi İzleme Araştırma” çalışması yapıyor.
 
Bu bağlamda yargı mensupları eğitim alıyor, eğitimler sonucu da eğitim sürecinin katkılarını ölçmek için anketler yapılıyor.
 
İçinde yüksek yargı mensupları, savcı ve hâkimlerin bulunduğu 1.104 kişi üzerinden yapılan anketin sonucu açıklandı. Maalesef en ihtiyacımız olduğu bir dönemde konu nedense çok önlere geçemedi. Hâlbuki haber listelerinin ilk sırasında yer almayı hak ediyordu.
 
Çünkü son zamanlarda yargının kendi özgül ağırlığı, bağımsızlığı, özerkliği değil, ülkeyi “algı” ile yönetenlerin siyasi çıkarları ölçü alınıyor.
 
Mahkeme kararı, algı operasyonları ile hedef belirleyenlerin baskıcı planları ile ters düşüyorsa yaylım ateşine tutuluyor ve devreye zorla giren “bir başka irade” mahkemelerin istenmeyen hükümlerini ıskartaya çıkarıyor.
 
Sözünü ettiğim anket yüksek yargı, savcı ve hâkimlerin bu üzücü ve çok rahatsız edici duruma karşı “evrensel” düzeyde çok daha fazla “özgürlüğün” çare olacağını vurgulamış.
 
Sonuçlarını uzun uzadıya yazmayayım ama en muhtaç olunan birisi için anketten çıkan bir tek sonucu paylaşmak istiyorum;
 
Demokratik toplumda kendilerine verilen görevi yerine getirebilmeleri için gazeteciler ve diğer medya aktörlerinin ifade özgürlüğü geniş yorumlanmalı” diyen yüksek yargı, savcı ve hâkimlerin oranı yüzde 76.
 
Ancak, tabii karşımıza hemen bir soru ve merak çıkıveriyor; anketteki bu özgürlükçü yargı mensupları neredeler? Veya merakımızı şöyle de dillendirebiliriz; ankette varlar da toplumda neden pek fazla görünmüyorlar?
 
Sorular ABD’deki son gelişmelerle ilintili değerlendirilince çok daha fazla önem kazanıyor. Duyduk ki, ABD’nin Hawaii eyaletindeki Federal Yargıç Derrick Watson, Başkan Trump’ın ikinci seyahat yasağı kararnamesi için verdiği yürütmeyi durdurma kararını süresiz olarak uzatmış.
 
Demokratik ülkelerde yargı, kararlarıyla, meslek ahlakıyla, hukuk bilinciyle ve medeni cesaretiyle konuşuyor. Anketlere hiç ihtiyaç yok.
 
Bizde neden anketlerdeki feraset, yargı karar ve kurumlarına yansımıyor?
 
Aradığım soruya karşılık mıdır, bilemiyorum ama yüksek öğretime geçiş sınavı sonuçları bir cevap olabilir mi belki?
 
Lise eğitiminin nasıl döküldüğünü, eğitim kalitesinin her yıl hızlanarak yokuş aşağıya gittiğini, donanımsız ve özgüvensiz bir eğitimin karanlık sonuçlarını gördük. 2 milyon 300 bine yakın öğrencinin durumu ülkenin geleceği açısından, korkudan hepimizi titretmeli.
 
Yüksek öğretime geçiş sınavında 38 bin kişi hiçbir soruya cevap verememiş, geçen yıl bu sayı 32 binmiş. Ana dildeki 40 soruya verilen ortalama doğru cevap 17’de takılıp kalmış, geçen sene 19’muş. 40 matematik sorusunun sadece 5 tanesini doğru cevaplayan, fen bilimleri sorularına verilen doğru cevap sayısının bunun da altında kaldığı bir toplumsal resim var önümüzde.
 
Lisedeki bu kalitenin üniversitede yüksek meslek bilinci, özgüven, hayattan korkmayan bir cesaret çıkar mı, yoksa doğruyu anketlerde söyleyip kararlarda şaşan bir ürkeklik mi ön alır?
 
Geçenlerde bir terör örgütünün insan yiyen böcek olarak tanımlanabilecek tarantula beslediği belirtildi. Ne korkunç bir zihniyet ve anlayış.
 
Ama şunu da ilave etmek bir mecburiyet galiba, hukuksuzluk ya da ağır hukuk zafiyeti de toplumu yiyip bitirecek bir tarantulaya benzer.
 
Madem hukukçularımız anketlerde daha fazla özgürlük istiyor, ülkeyi demokratikleşmenin rahatlatacağını söylüyor, o hâlde yapılacak ilk ve acil iş “hukukun egemenliğini” evrensel ölçülerde hâkim kılmaktır.
 
Tersi tarantulalaşmaya hizmet etmek olur, toplum kendi kendini yer bitirir, Allah muhafaza.
 
 
 
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
?
?
?
?
?

P24’E YAZIN

Proje ve çalışmalarımızla
ilgili düşünce, öneri
ve görüşlerinizi
bize buradan iletebilirsiniz.

FİKRİNİ PAYLAŞ
P24’E YAZIN
Proje ve çalışmalarımızla ilgili düşünce, öneri ve görüşlerinizi bize buradan iletebilirsiniz.

Fikrini paylaş >>
© TUM HAKLARI SAKLIDIR.

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design