Anasayfa / Yazarlar / 15 Temmuz iddianameleri ve zaman eşiği…

12 Temmuz

15 Temmuz iddianameleri ve zaman eşiği…

FETÖ iddianameleri içerdikleri bilgi açısından rahatlıkla siyasal iktidarı kapsayan bir iddianameler silsilesine dönüşmüş gözüküyor

 
 
Cumhuriyet tarihimizin en büyük ve en kanlı felaketlerinden biri olan 15 Temmuz darbe girişiminin birinci yıldönümündeyiz.
 
Aradan bir yıl geçmiş olmasına rağmen bu vahşi ve kanlı darbe kalkışmasının üzerindeki sis dağılmadı, kalın tüller de aralanmadı.
 
Cevap bekleyen sorular artarak çoğalıyor. Aradan geçen zamana rağmen olayın karanlıkta kalması da hem iç hem dış kamuoyunda şüpheleri artırıyor, bu felakete karşı yekpâre bir tavrın oluşmasını engelliyor.
 
Tabii darbe kalkışmasının ‘’Allah’ın lütfu’’ kabul edilmesi, TBMM’nin araştırma komisyonunun gerçek suçluları bulmak yerine topu taça atması, kamuouyunun aklını kurcalayan sorulara net ve açık cevaplar verilmemesi, 15 Temmuz 2016 tarihinde ve sonrasında yönetimin birbiriyle çelişen muğlak açıklamalar yapması da mevcut hâlin devamına ister istemez yeşil ışık yakıyor.
 
Hele 15 Temmuz sonrası ortaya çıkan ve gittikçe ivme kazanan otoriter ve totaliter yönetim anlayışı, hukukun, demokrasinin, temel hak ve özgürlüklerin rafa kalkması, ülkenin KHK iradesiyle yönetilmesi ‘’kontrollü darbe’’ itirazlarını da çoğaltıyor.
 
Darbenin ardındaki güç, nasıl vukû bulduğu, kimler tarafından korunduğu ve dolayısıyla  siyasal iktidar-FETÖ ilişkileri de net bir bilançoya dönüşemiyor.
 
En sıkıntılı konu da AKP-FETÖ ilişkileri olarak belirginleşiyor.
 
15 Temmuz’dan bu yana bir yıl geçmesine rağmen, bu kanlı darbe girişimine hangi tarih aralığında ve kimler üzerinden yargısal sorgulama yapılacağı hâlâ kesinleşmiş değildir.
 
Darbeye bizzat kalkışanlar üzerinden yargısal bir sorgulama beklenirken, süreç adeta bir cadı avına dönüşmüş, can sıkan herkes çok ağır ama aynı oranda da hukuksuz suçlamalarla cezalandırılmaya girişilmiştir.
 
Siyasal iktidar herkesi FETÖ’cülükle suçlarken, kendini sakınmak istediği için de kesin, net bir suç tarihi belirlememiş, amacına göre her iddianamede farklı bazen de siyasal iktidar açısından fevkalâde can sıkıcı tespitlere yol açmıştır.
 
Can sıkan iddianame yazan savcılar ise ilk fırsatta cezalandırılmış, tenzil-i rütbe edilmişlerdir.
 
Üyelerini partili Cumhurbaşkanı’nın atadığı Hâkimler Savcılar Kurulu’nun, 780 hâkim ve savcının yerlerini değiştiren ilk kararnamesi bu açıdan ibretlik örneklerle doludur.
 
Nitekim 15 Temmuz çatı iddianamesinde siyasi ayağı işaret eden Necip Cem İşçimen tenzil-i rütbe ile Yargıtay Savcılığı’na atanmıştır. Örnekleri çoğaltmak mümkün.
 
15 Temmuz darbe girişiminin yargısal soruşturmasında, tüm merciler için tek bir başlangıç tarihi olmadığını görüyoruz.
 
FETÖ’nün hukuksal suç başlangıç tarihi nedir?
 
Bu soru, AKP iktidarı için de yaşamsal bir soruya dönüşmüş durumda.
 
Suç başlangıç tarihi MGK’nın 2004 tarihli belgesi midir?
 
İktidarın başlangıç noktası olarak belirlemek istediği 17/25 Aralık mıdır? 
 
Yoksa, yaygınlaşmış gözüken Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi’nin FETÖ’yü hukuksal olarak olarak ilk kez kabul eden kararı mıdır?
 
Veya Yargıtay’ın Haziran 2017 ayı içinde ‘’Silahlı Terör Örgütü’’ olarak FETÖ’yü tescil eden kararı mıdır?
 
Aslında bu soruları sormanın da fazla mânâsı kalmamış durumda.
 
Çünkü gerek 15 Temmuz 2016 sonrası, gerek hemen öncesi iddianameler topluca derinlemesine irdelendiğinde, ‘’atı alanın Üsküdar’ı çoktan geçtiği’’ görülmektedir.
 
AKP’nin net, açık, saydam, iyi ve etik bir şekilde tanımlayıp, sadece bu kanlı vahşete katılanları ortaya çıkaran bir hukuksal ve yargısal faaliyet yürütmek yerine, tüm muhalifleri susturacak, hukuku da yok edecek bir tavır ve tutum içine girmesi, en çok kendi ayağına dolaşmış gibi gözükmektedir.
 
Çünkü FETÖ iddianameleri içerdikleri bilgi açısından rahatlıkla siyasal iktidarı kapsayan bir iddianameler silsilesine de dönüşmüş gözüküyor.
 
Hukuk biz hukukçular için keskin bir bıçak gibidir.
 
Adaletin kılıcı olarak kullanılmadığı vakit; neyi, nasıl keseceği kestirilemez hâle gelir.
 
15 Temmuz’un birinci yıldönümünde de durum farklı değildir.
 
‘’Allah’ın lütfu’’ durumundan tam bir toplumsal korku ve sessizlik çıkarayım derken, siyasal iktidar yaşanan hukuksuzlukları izleyerek adaletten uzaklaştığı ve siyasal hesaplar peşinde koştuğu için hiç istemeden kendi iddianamesinin de hazırlanmasına zemin hazırlamıştır.
 
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
?
?
?
?
?

P24’E YAZIN

Proje ve çalışmalarımızla
ilgili düşünce, öneri
ve görüşlerinizi
bize buradan iletebilirsiniz.

FİKRİNİ PAYLAŞ
P24’E YAZIN
Proje ve çalışmalarımızla ilgili düşünce, öneri ve görüşlerinizi bize buradan iletebilirsiniz.

Fikrini paylaş >>
© TUM HAKLARI SAKLIDIR.

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design