Anasayfa / Yazarlar / "Türkçe Kürt medyasını" bitirmek

27 Ağustos

"Türkçe Kürt medyasını" bitirmek

Son KHK ile, TRT Kurdî dışında Kürtçe yayın yapan "Türk medyası" kalmadı. Sadece Spuntik Kurdî var. Zira Rusya yeni stratejik ortak


 
Bir sabah gözlerinizi açıyorsunuz ki, yepyeni KHK'lar çıkıvermiş. Uykulu gözlerle, ülkenizde yasal sistem yeniden nasıl şekillenmiş anlamaya çalışıyorsunuz.
14 aylık Olağanüstü Hâl'in 693 ve 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameleri, 25 Ağustos sabaha karşı bizi ziyarete geldiler malum.  

Bu iki KHK, bürokrasi ve akademideki ihraçları içeriyor ve parlamenter sistemi de fiilen ortadan kaldırıyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, artık bir nevî "milletvekillerine atanan kayyum" görevini görecek; zira, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı veya atadığı vekili, istediği milletvekiline soruşturma açılabilecek. Dokunulmazlıkların toptan kalktığını da varsayabiliriz böylelikle...

Hele hele de, şunu düşünürsek: "Terörle Mücadele Kanunu" kapsamında yargılanan zanlıların, hüküm verilmeden, mahkeme-duruşma derken cezaevinde beklerkenki olasılık dahilindeki uzun tutukluluk süresi birden "2+5"; yani 7 yıla çıkıverdi. "Gayrınizami" olduğu düşünülen herkes "Terörle Mücadele Kanunu"na denk gelebilir; politik bir yönü ve yanı, yakını olan herkes de. "Ya çıkarsa" hissini en yakından yaşayacak olanlar da, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri olacağa benziyor.

694 numaralı KHK ile Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarının artık tanıklık yapabilmesi de Cumhurbaşkanı'nın iznine bağlandı; bu izin olmadan MİT Müsteşarı herhangi bir konuda konuşamayacak. Zaten çok konuşan MİT müşteşarlarımız yoktu ama bir de şu var; MİT Müsteşarının sorumluluğu da Başbakandan alınıp, Cumhurbaşkanına verildi. Bir de, nurtopu gibi "MİKK"imiz oluverdi.
 
MİKK'in mahiyetini tam olarak bilemiyoruz ama haberler şöyle diyor:

"Yayınlanan KHK'ya göre; bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görev ve yükümlülüklerini yerine getirmesiyle ilgili koordinasyonu sağlamak ve istihbarat çalışmalarının yönetilmesinde temel görüşleri oluşturmak, uygulamayı belirlemek üzere Cumhurbaşkanı başkanlığında Mili İstihbarat Koordinasyon Kurulu (MİKK) kuruldu".

Ayrıca, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan personele ilişkin istihbarat hizmetleri MİT tarafından yürütülecek. Yani, iç içe geçen tahta oyma "matrioşka" bebekleri gibi; MİKK, MİT'i, MİT de Milli Savunma Bakanlığı ve TSK'yı "istihbarat gözlemi" açısından kuşatıp kapsayacak.
Bu arada, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki terfi sistemi de değiştiriliverdi. Zaten, hiç anlamamıştık ne olup bittiğini TSK içinde; artık onun da ne anlama geldiğini, biz sivil ve her türlü şiddet karşıtı faniler değil, ordu mensupları çözsün.

694 numaralı KHK ile ayrıca,  Türkiye’nin basılı tek günlük Kürtçe gazetesi Rojeva Medya, Gazete Şûjin kadın haberleri sitesi ve Dicle Medya Haber Ajansı (diha) kapatıldı. Temmuz 2016'dan beri, tespih gibi dizilen KHK'ların 27.'si ile, toplamda 180'i aşkın sayıda medya kuruluşu kapatılmış oldu böylece.

Haberlerden okuyalım:

"Dicle Haber Ajansı (DİHA) ve Türkiye’nin ilk kadın haber ajansı JINHA’nın da aralarında bulunduğu 15 medya kuruluşu 29 Ekim 2016’da 675 sayılı KHK ile kapatılmış, sonrasında Gazete Şûjin kadın haberleri sitesi ve Dicle Medya Haber Ajansı açılmıştı."

29 Ekim 2016'da kapatılan ne, sonra açılan ne anlamadıysanız dert etmeyin.

Tıpkı eskinin siyasi parti açıp kapatmalarında olduğu gibi, şimdi de medya kuruluşları (eğer destekleyecek tabanlarıhala mevcutsa) kapatılınca, yeni isimlerle tekrar açılıyor.

İşin şu kısmı var:

"Kapatılan kurum ve kuruluşlara ait taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak ilgisine göre Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılacak. Bunlara ait taşınmazlar tapuda re’sen ilgisine göre Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilecek."

Zaten de, tüm bu kapatılan medya kuruluşlarına ait "makine ve teçhizat ile demirbaşların satışa çıkarıldığı" peyderpey duyurulmaktaydı.

Bir zamanlar, IMC TV başta olmak üzere, Türkiye'deki Kürtlerin izlediği birçok Türkçe kanal vardı.

Ne Türk, ne Kürt, ne Arap, ne Çerkes; hattâ dünya geneline açalım konuyu, "resmî" yayın yapan kim varsa daha az izlenir. Bir klasiktir; "yasak olan meyve", pardon "yasak olan medya" daha çok ilgi çeker veya diğer bir deyişle, medyanın biraz "yasak meyve" olanı makbuldür.

Çıplaklığın, skandalların ve ekstrem, tuhaf, "an itibariyle çarpıcı" olayların ilgi çekmesi, ne yazık ki medyanın gerçeği...

O nedenle, Türkiye'de de "yandaş" diye nitelenen medyanın önemli bir kısmı, bir zamanların "Televole"sini anımatır vaziyette çok "boyalı". Bir de, "o gözle" bakın.

"When it bleeds it leads" veya "Kan varsa manşet olur."

Devlet bünyesindeki medya, kamu medyası çok derin bir konu ama, istisnai şartlar oluşmadıkça kimse "resmî medyayı" gönüllü olarak takip etmez.
Şimdi, son KHK ile beraber, TRT Kurdî dışında, Kürtçe yayın yapan "Türk medyası" kalmadı. Sadece, Spuntik Kurdî var. O kadar da olsun; zira, Rusya, Türkiye'nin yeni stratejik ortağı.

Peki, ne olacak gelecekte? "Bölge"de birçok olay olmaya devam edecek ve bu olayların en sert haberleri de "sınırdışından" yapılmaya başlayacak. Dil olarak da, giderek daha az biçimde "Türkçe" tercih edilecek. Hattâa belki de Kürtçe söz konusu olunca, Kurmancî yerine Soranî, herhangi bir "üst kimlik" yerine, "yüzde yüz, yüzde bin beş yüz Kürt kimliği" ile takip edilen medya devreye girecek. Gelecekten bugüne bakınca, "Sadece Türkçe ve hattâ sadece Kurmancî konuşup da, Türklerle ilgilenen Kürtler vardı" diyeceğiz.

Yüzyıllarca ortak yaşadığımız birçok halkın tarihi de buna örnek. Osmanlı İmparatorluğu tarihinin milletlerinin "çokdilliğini" ve bugünün (Türkçe dahil) "hiçdilliğini" hatra getirelim.

Her zaman olduğu gibi, korkulan ve kovalanmaya çalışan aslında kendi elimizle gerçekleştirdiklerimizdir... 
 
 
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
?
?
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design