Anasayfa / Yazarlar / Orta sınıfların artan mutsuzluğu

08 Mart

Orta sınıfların artan mutsuzluğu

Zenginleşme ile fakirleşme hızla artıyor. Orta sınıflar ise erime sürecinde gözüküyor. Mutsuzluk da bundan dolayı artıyor gibi


Okuryazar olmayanların mutluluğu artarken, üniversite mezunlarının mutsuzluğu hızlanarak azalıyorsa, olup bitenleri nasıl okumalı?
 
Önce rakamlar üzerinden durumu bir kez daha somutlaştıralım.
 
Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre 2007-2017 yılları arasında “mutlu olduğunu” beyan eden okuryazar olmayanların oranı 8 puan yükselirken, üniversite mezunları arasında aynı dönemde “mutlu olanların” oranı 10 puan düşmüş.
 
Okuryazar olmamak “mutluluğun” ön koşulu hâline mi geliyor?
 
Resmî istatistikler eğitim durumu arttıkça, mutsuzluğun da arttığını gösteriyor. İlkokuldan başlayarak üniversiteye kadar her yeni eğitim kademesinde bir kaç puanlık mutluluğu terk ediyorsunuz.
 
Derinlemesine bir bakmak gerek.
 
Lümpenleşmenin dayanılmaz hafifliği mi?
 
“Mutluluk” hâline yaş dilimleri açısından da bakınca, gene farklı bir resim görüyorsunuz.
 
En mutlu yaş dilimi 65 yaş ve üzerinde olanlar. Onların % 66’sı mutlu olduğunu söylüyor.
 
18-24 yaş grubunda da mutlu olduğunu söyleyenler % 61. Yaşlılardan sonra en mutlu yaş dilimi gençler.
 
Peki, en mutsuzlar kim?
 
45 ila 55 yaş aralığında olanlar. % 53’ü “mutsuz” olduğunu söylüyor.
 
Ben bu grubu “orta sınıf” olarak niteleme eğilimindeyim. Ülkenin taşıyıcı kolonu memnun ve mutlu değil diye ölçüyorum. Muhtemelen en eğitimli ve en deneyimli kitle bu.
 
Niye mutsuzlar?
 
Araştırmalar mutluluk oranındaki genel düşüşü beklentilerin kötüleşmesine bağlıyor.
 
Umut kırılınca, mutluluk da sahneyi terk ediyor galiba.
 
“Gelecek yıl iyi olacak”diyenlerin oranı % 42’den % 36’ya düşmüş.
 
Daha kötü olacak diyenlerin oranı ise % 9.4’ten, % 12.8’e çıkmış.
 
Orta sınıfların artan mutsuzluğu diye bir teşhis koymam da bu yüzden, yaşam tırmanışına izin vermeyen ortamdan kaynaklanan bir umutsuzluk. Tabii ki en fazla 45 ila 55 arasındakileri mutsuz ediyor. Beklentileri örselenince hedefleri kayboluyor.
 
Okuryazar olmayanlarda ise tanımlanmış hedefler yok, onlar çok farklı verilerle kolayca mutlu olabiliyorlar.
 
Sosyologların ve siyasilerin daha bilimsel bir düzeyde ele almaları, ciddi sonuçlar çıkarmaları gereken bir durum gibi göründü bana.
 
El yordamıyla, böyle bir tespit yapmamım nedenlerinden biri de “mutluluk kaynağı” konusunda geçmiş yıllara göre farklı kıpırtılar var.
 
Aile gene mutluluk kaynağı olarak ilk sırada geliyor ama hafif bir düşme var.
 
Mutluluk kaynağı sağlıktan, aşk ve başarıya kaymış hafifçe.
 
Ama en ilginci kariyerin -- buna başarı da diyebilirsiniz -- ilk kez 2 puan artışla % 9’a ulaşmış olması. Yani % 9, mutluluğun kaynağını kariyerindeki başarı grafiğindeki yükselişte görüyor. Bunun da sıkı sıkıya not edilmesi gerekir herhalde.
 
İlke, kural, hak hukukun kalmadığı sisli, puslu, belirsiz bir ortamda iyi tanımlanmış bir meslekî formasyonla kaybolmadan yola devam arantısı, arzusu mu acaba?
 
Demir atıp, dalgalı denizde kaybolmayı daha güçlü engellemek isteyen bir orta sınıf refleksinin hamle etme çabası mı?
 
Bir de “mutluluk” kavramını akla bile getiremeyecek çaresiz büyük yığınlar var. Onların tek amacı hayata tutunma gayreti.
 
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2017 yılı “Yaşam Memnuniyeti Araştırması” ile Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi’nin, IPSOS Sosyal Araştırmaları Enstitüsü ile birlikte yaptıkları “Türkiye İşçi Sınıfı Gerçeği 2017 Araştırması” peşi sıra geldi.
 
İşçilerimizin durumu “kötü” maalesef.
 
Ortalama net gelirleri 2 bin lirayı bulmuyor, % 18’i sigortasız çalışıyor, dörtte biri izin kullanamıyor.
 
Araştırmanın çok daha iç yakan bir alt gerçeği ise işçilerin % 17’sinin aylık geliri 1000 TL’nin altında olması. Ücret değil, sefalet ücreti.
 
Buna rağmen her an işini kaybetme korkusu ile yaşayan işçilerin oranı ise % 33.
 
Mutluluğu kim kaybetmiş ki, o çaresiz insanlar bulsun diyeceğimiz geliyor.
 
Türkiye yakıcı bir seçim sürecine giriyor.
 
Seçim sonuçlarını sosyo-ekonomik açıdan doğru tahliller ve buna uygun yaklaşımlar derinden etkileyecek. 
 
Rakamların ortaya koyduklarını çok farklı bir şekilde analiz etmek, toplumsal gerçekleri isabetli şekilde okumak olanağı var.
 
Benim tespitim ise, daha geniş bir bakış açısıyla ortaya çıkan bir tehlike.
 
Zenginleşme ile fakirleşme hızla artıyor. Orta sınıflar ise erime sürecinde gözüküyor. Mutsuzluk da bundan dolayı artıyor gibi.
 
Ama orta sınıf erimesinin toplumlar açısından çok daha büyük bir önemi var; orta sınıflar toplumların güvencesi, sağduyusu, ortak aklı, beceri deposudur.
 
Orta sınıfların erimesi toplumun huzurunun da intiharı anlamına gelir. Geleceği gölgelenir.
 
İstikrar ve huzur ağır yaralanır.
 
Orta sınıfların Türkiye’deki konumuna ayrıcalıklı ve özel bir okuma yapmak lazım. Bu toplumsal selamet açısından bana çok önemli geliyor.
 
Sadece bunu söylemek istedim.                                                                                                                             
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design