Anasayfa / Yazarlar / Köprüler yıkılırken…

18 Ağustos

Köprüler yıkılırken…

Ne doların patlaması, ne sefaletin bitmemesi, ne özgürlüklerin yok oluşu… Tepe taklak oluşumuzun en somut ifadesi Ordu’nun köprüleri oldu


 
Üzerinden çok kısa bir zaman geçti, umarım unutmamışızdır.

Ordu'da etkili olan sağanak yağmur ilçelerde sele dönüştü.

En ağır hasar ise Ünye, Fatsa, Perşembe ilçelerinde meydana geldi.

Ünye'de kısmen çöken köprü nedeniyle Karadeniz Sahil Yolu trafiğe kapatıldı, bölgede toplam sekiz köprü yıkıldı.

Aklıma fena takıldı; yağmur yağınca sekiz  köprü nasıl yıkılır?

Tekrarlıyorum, aklıma fena takıldı.

Geçen Pazartesi günü canlı yayınına katıldığım Antalya’daki Radyo Umut  programında da sordum; siz hiç yağmurdan yıkılan Mimar Sinan Köprüsü gördünüz mü, peki duydunuz mu ?

Fark ediyor musunuz AKP’nin köprüleri son zamanlarda çok hızla yıkılmaya başladı… Ve yıkılmaya da devam ediyor.  

Ama bu yıkılan köprüler epey eskiye dayanıyor…

Eskilere…

Çünkü AKP iktidarı ilk defa ta başlangıçta kendi parti programı ile olan köprüsünü yıktı.

Çok çok önemliydi ama duyulmadı. AKP o sıralar oy birliği ile seçtiği Ahmet Davutoğlu’nu gene oy birliğiyle hacamat ediyordu. Gelirken de pişkince alkışlıyorlardı, zorla gönderilip  yerine yeni biri atanırken de. AKP’de parti içi demokrasi adına hiçbir zaman hiç bir köprü olmadı. Ancak bunu pas geçiyorum.

Ama parti programını biraz daha farklılaştırıyorum, “Parti içi demokrasi yok ise parti programı bir palavradır” diyorsanız size de tabii ki hak veriyorum... Hem de en kallavisinden.

Halbuki o köprü, yani parti programı, iktidar  partisini çok daha sağlıklı bir yönetim anlayışına ulaştırabilirdi.

Bunu boş yere söylemiyorum.

AKP Türkiye’yi hiçbir zaman içselleştirmediği, herkesi kandırmak için buza yazar gibi yazdığı parti programıyla yola çıktı.

Anımsatmak isterim:

“Özgürlükler demokrasinin temelini oluşturur.

Hiçbir bireysel ve kurumsal baskı kabul edilemez.”

Bunlar meğer “çocuklara masallar” mış…

Programda hiç inanılmayan ağır yalanlar da var:

“Partimiz Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarmanın en önemli vasıtası olarak algılar ve bunu toplumsal barışın bir unsuru olarak görür.”

Kendi parti programına ağır ihanete bir iki örnek daha vereyim:

“Düşünce ve ifade özgürlükleri uluslararası standartlar temelinde inşa edilecek, düşünceler özgürce açıklanabilecek, farklılıklar birer zenginlik olarak görülecektir.”

“Laiklik, özgürlük ve toplumsal barış ilkesidir.”

Ve “insaf” diyeceğiniz bu faslı son bir örnekle kapatayım:

“Partimiz bütün vatandaşlarımızın özgür haber alma ve düşüncelerini yansıtma hakkını esas kabul eder. Çağımız demokrasilerinin vazgeçilmez koşullarından biri özgür medyanın varlığıdır. Başta anayasa olmak üzere medyaya ilişkin tüm yasal çerçeve ele alınarak, medyanın ifade özgürlüğüne getirilen ve demokratik toplum düzeninin gerekleri ile bağdaşmayan yasak ve cezalar kaldırılacaktır. Yazılı ve görsel medyanın özgürlükleri, titizlikle korunacak ve tekelleşmeye fırsat tanınmayacaktır.”

Kısacası AKP ilk köprüyü kendi  parti programı ile  attı.

Sonrası ardı ardına sökün etti.

Ve sıra kentlerdeki vurgun köprülerinin yıkılışına kadar geldi.

Ordu’da kâğıttan kayık gibi yıkılan köprüler AKP’nin doğa ile köprüleri atışının acılı belgesidir. Toprak rantı çıldırması iktidar partisine doğa ile köprüleri çoktan beri atışının sebebi  oldu. Yandaş müteahhit koalisyonu, inşaattan refah çıkarma yalanı, toprak rantı üzerinden sermaye birikimi ilkelliği doğa ile köprülerin atılış nedeni oldu.  

Ama özgür basın olmadığı için “yıkılan  köprüler” in bire bir resmi bir türlü yayınlanamıyor, yeterince yayılamıyor…

Ben sizlere  sorsam, AKP’nin yıkılan köprüleri için bir liste yapsanız.

O listeye neler yazardınız acaba?

Başta parti programı, daha sonra “doğa  ile atılan köprüleri” söyledim…

Yaşadığımız son ekonomik depremi nereye koymalıyız; bu “geleceğimizle olan köprüleri” atarak, toplum olarak bizi çok hızlı ve acımasızca fakirleştiriyor.

Geleceğimizle köprüler yıkılıyor mu demeliyim, ekonomi bilimi ile köprü kalmadı mı demeliyim?

AKP’nin yıkılan köprüleri, bir liste yapsam:

Gelecek ile yıkılan köprüler..

Hukuk ile yıkılan köprüler…

Batı dünyası ile yıkılan köprüler…

Diplomasi bilimi ile atılan köprüler…

Çağdaş  eğitim ile kalmayan köprüler…

Siz devam edin.

Demokrasinin en önemli özelliği halkın taleplerini yönetime  özgürce ulaştırmasıdır. Taleplerinin yerine getirilmesi için parayı da vergileriyle gene halk verir. Demokrasi  aynı zamanda verilen vergilerin nereye nasıl harcandığının denetimidir. Bütün devrimlerin ve parlamentoların varoluş tuğlasını vergi kavgası koymuştur. Amerikan Devrimi de böyledir, Fransız Devrimi de. 

Bu açıdan  AKP’nin  demokrasi köprüsünü yıkması yaşanan ve yaşanmakta olan felaketin temelini oluşturdu.

Bu işin kitabın ortasından okunma hâli, kısa özetidir.

Tek adam iradesi ve keyfî yönetim demokratik devlet idealinin yerini aldı. Kural, ilke, hukuk filan kalmadı. Bir gecede sınavlar kalktı, kararnameler hükümdar oldu. Keyfe keder Türk usulü sabır taşı sınaması modeli...

Paraların da nereye, nasıl harcandığı denetlemez hâle geldi. Her türlü denetim zorla rahmetli edildi…

Sayıştay sizlere ömür oldu.

Her türlü köprünün yıkılması normal değil mi? Duvardan duvara  savrulmamız? Demokrasinin mevta olduğu yerde yönetimlerin hayata, topluma, çağa  köprüsü uzanmaz, kefen bezi olur. Hükümsüzdür.

Bence ne doların patlaması, ne sefaletin bitmemesi, ne özgürlüklerin iyice yok oluşu…

Tepe taklak oluşumuzun en simgesel ve en somut ifadesi Ordu’nun köprüleri oldu..

Daha doğrusu AKP iktidarının yandaş müteahhitlerinin yaptığı fasulyeden köprülerin yıkılışı…

Demokrasi mevta ise halkın hizmetine sunulan köprülerde çalınan paralar ve çimentolarla, cebe indirilen arazi ile kandırılan doğa ile üfürükten tayyaredir.

Gelinen son durum şu; Mimar Sinan’ın köprüleri anıtsal bir sağlamlıkla dururken, AKP köprüleri patır patır gidiyor.

Gelecek ile hâlaâ köprü kurulacağını umut etmek ya da iddia etmek mümkün mü ?

Mümkündür diyenden, yağmur yağınca ruhunu doğaya teslim eden Karadeniz’deki sekiz köprünün ölüm hikâyesini sorarım..

Neden intihar ettiler?

Doğaya zehir zerk ederek ihanet edildiği için mi?

İnşa edenler rant çeşmesinden kana kana içsin diye mi? 

 Ne için?
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design