Anasayfa / Yazarlar / Herkül’ün beyni

26 Aralık

Herkül’ün beyni

Antalya Müzesi Likya, Pamfilya ve Psidia antik kentlerinin neredeyse dünyadaki tek mirasçısıdır

 
 
Mutluluk sıralamasında Türkiye’yi biraz daha aşağılara yuvarlayan 2018 yılı sona ererken en yakıcı ve sarsıcı ve bir türlü düzelmeyen ağır gündem maddeleri içinde yer alamasa da son birkaç gündür Antalya Müzesi’nin yeri üzerinden yapılan tartışma da beni fazlasıyla meşgul ediyor.   

Bu yoğunlaşan ilgim herhalde “kültürden uzaklaştıkça sorunlar ağırlaşıyor” diye düşünmemden kaynaklanıyor.

Tartışmayı izliyor musunuz, bilmiyorum, bir kesim bu benim çok sevdiğim müzeyi Expo alanına taşıyarak canlandırmayı önerirken, diğer bir kesim de yerinin değişmesine karşı çıkıyor.

Ama bence Antalya Müzesi’nin yeri tartışmasından önce bu harika müzeye ilgiyi artırmayı öne çıkaracağımız üçüncü bir çözüm yolu daha var.

Üstelik bu önerim yeni değil. Herakles Lahiti kentimize geldiğinde P24 Blog’da yazdığım 14  Ekim 2018 tarihli  “Antalya'nın Herkülleşmesi nasıl olur” başlıklı yazımda önermiştim :

“Kentimize gelen bu muhteşem tarihî eser bana Antalya’nın günlük hayatta görmediğimiz, yaşamadığımız hattâ dışladığımız sihirli, derin, olağanüstü mirasına, barındırdığı derinliklere bir kez daha çok dikkatlice bakmamız gerektiğini düşündürdü.

Biz Herkül’ün mirasçılarıyız ya da mirasçısı sayılırız; o hâlde zor görevleri de rahatça gerçekleştirebiliriz.

Halbuki deniz, güneş, üzerine bina edilmiş turizm ve hırpalanıp duran tarımımıza bizi sıkıştırdılar.

Ruslar gelmeyince ve domateslerimiz de sırt çevirince büyük bir sarsıntıya uğruyoruz, Herkül’e yakışan bu mudur?

On milyonu ağırlayan ama güneş gidince, mütevazı bir Anadolu kenti kimliğine ânında geri dönen, tarımdan ihtiyacı olan refahı çıkaramamış, sanayiye el vermemiş kaderi yırtmanın, bu kısır çemberi kırmanın zor görevleri nedir?”

Önerimi tekrarlamadan önce sevindirici haberi vereyim; 2 bin yıllık Herakles Lahiti sayesinde Antalya Müzesi'ndeki ziyaretçi sayısı yüzde 60'tan fazla arttı.

Peki kaç oldu?

Herakles Lahiti sayesinde hareketlenen Antalya Müzesi'ni 8 ayda, 90 bin 200 kişi gezdi.

Geçen yıl ne kadardı?

İsterseniz kemerlerinizi bağlayın, 2017 yılının tamamında Antalya Müzesi'ne 113 bin 400 kişi ziyaret etti. Evet sadece 113 bin…

Halbuki…

Dünyanın en çok ziyaret edilen sanat müzesi olan Paris’teki Louvre’u 2017 yılında, 8.1 milyon kişi ziyaret etmiş, bu yıl ise ziyaretçi sayısının on milyonu geçmesi bekleniyor.

Tabii ki Antalya Müzemizi tarih öncesi çağlardan, 21. yüzyıla kadar uzanan 35.000 kadar tarihî sanat eserini 72.735 metrekarelik bir alanda sergileyen Louvre Müzesi ile kıyaslamıyorum ama aradaki fark da canımı sıkıyor doğrusu…

30.000 metrekarelik Antalya Müzesi’nde 5.000 civarında tarihî eser sergileniyor ama bunun beş katı daha fazlası eser, yani 25.000 kadarı da sergilenemeden saklanıyor.

Bu vesileyle Antalya Lisesi’nde bir lise öğretmeni iken Antalya Müzesi’nin kurulmasına önderlik eden ve tarihimizin talan edilmesini engelleyen Süleyman Fikri Erten’i saygıyla anıyorum.

Sorum şu, biz müzenin yerini mi tartışmalıyız, zayıf ilgiyi nasıl artıracağımızı mı?

Tarih ve kültür bilincini yükseltmeden müzenin yerini değiştirmek ya da yerinde tutmak horlayan adamın yatağını değiştirmesinden ne kadar farklı?

İnsanlığın cennet bahçesi konumundaki Antalya’nın tarih ve kültür bilinci nasıl artar?

Mesela insanlık âlemini ve onun birikimini inkâr eden “milli ve yerli” fanatizmi, insanlık hafızası olan müzelerin ziyaretçi sayısını artırma hedefi ile çelişmiyor mu?

Öncelikle ve ilk başta el ele vererek Antalya Müzesi ziyaretçi sayısını 2019 yılında bir milyona çıkarmayı hedeflesek, daha olumlu bir adım olmaz mı? Üstelik böyle bir başarı yer tartışmasını daha mânâlı kılmaz mı ?

Antalya 23 dünya uygarlığının selamlaştığı bir coğrafî bölgede insanlık mirasının en büyük temsilcisidir. Hele hele Antalya Müzesi Likya, Pamfilya ve Psidia antik kentlerinin neredeyse dünyadaki tek mirasçısıdır.

Ama biz bu büyük zenginliğe, çoğu turist olan 113 bin kişiyle çok cılız bir ilgi göstermeye devam edersek, müze binası nerede olur ise olsun öksüz ve yetim kalmaz mı?

Önce 2019 yılında bir milyon müze ziyaretçisi hedefi ile kentlilerimizin bölgemize olan tarih ve bilincini artırmayı hedeflemeye ne dersiniz?

Bunun için Antalya’nın günlük hayatından dışladığımız sihirli, derin, olağanüstü mirasına, barındırdığı derinliklere bir kez daha çok dikkatlice bakmamız yeterli.

Sadece müze değil Antalya’da bu bizim tazelenen tarih ve kültür bilincimizin terkesinde havalanıp açacaktır.
 
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design