“Skandalda ‘Birinci’”

Birgün ve Cumhuriyet gazeteleri Sağlık Bakanlığı’nda yaşanan bir skandalı daha manşete taşıdı.

P24

19.10.2020

Birgün gazetesi manşetin yanındaki, “Skandalda ‘Birinci’” başlıklı haberinde, “İlk Covid-19 vakasının 11 Mart’ta açıklanmış olmasına karşın Sağlık Bakanlığı’nın vakaları şubat ayında bildiğini açığa çıkaran Sağlık Bakanı Yardımcısı Şuayip Birinci, bir skandala daha imza attı. Birinci, uluslararası bir sağlık dergisinde yazdığı makalede Mayıs-Temmuz tarihleri arasında koronavirüs hastası 16 kişiye akciğere yönelik ’ne olduğu açıklanmayan’ bir ilaç verildiğini bildirdi. Birinci’nin talebi üzerine makale yayından kaldırıldı. Yayından kaldırılan makalenin detayları incelendiğinde, hastalara Yeni İnhaler Tedavisi (NIT) uygulandığı ve akciğere yönelik ne olduğu açıklanmayan bir ilaç verildiği açığa çıktı. Makalede, ‘NIT’nin bitki özlerinin kullanılmasıyla oluşturulan bir çözüm olduğu ve patent koruması altında olduğundan içeriğinin açıklanmadığı’ ifade edildi. Bu uygulamanın Türk Ceza Kanunu kapsamında ‘insan üzerinde deney suçu’na girdiğinin altını çizen CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, konuyu Meclis gündemine taşıdı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması talebiyle soru önergesi veren Emir, ‘Makalede sözü edilen ve her biri suç unsuru oluşturan uygulamalarla ilgili Etik Kurul onayları alınmış mıdır? Makalede belirtildiği gibi gerçekten Sağlık Bakanlığı, bu çalışmaya izin vermiş midir?’ diye sordu. Emir, makalede imzası bulunan herkesle ilgili soruşturma başlatılması gerektiğini kaydetti: ‘Makalede Sağlık Bakanlığı izninin alındığı belirtilmiş olsa da, çalışma ile ilgili etik kurulu başvurularının olup olmadığı, Sağlık Bakanlığı’nın bu çalışmaya onay verip vermediği hususları da birer soru işaretidir. Bu uygulama ayrıca ‘İnsan Üzerinde Deney Suçu’na girerken makalede imzada bulunan kişilerin bütün yazılarının YÖK tarafından incelenmesi ayrıca Cumhuriyet Savcılığı’nın da konu ile ilgili adli soruşturma başlatması gerekmektedir’” ifadelerine yer verdi. 

Haber Cumhuriyet gazetesinin ön sayfasında, “Hastalar kobay oldu” başlığıyla yer aldı:

“CHP  Ankara Milletvekili Murat Emir, Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci’nin araştırmacıları arasında yer aldığı bir makalede suç olmasına karşın, ‘içeriği belli olmayan bazı ilaçların 16 koronavirüs hastası üzerinde doğrudan denendiğini’ açıkladı. Emir, makalenin, Birinci’nin talebiyle yayımdan kaldırıldığını belirtti. CHP’li Emir, daha önce Türkiye’de resmi ilk koronavirüs vakasının 11 Mart’ta açıklanmasına karşın, Sağlık Bakanı Yardımcısı Şuayip Birinci’nin imzasının bulunduğu bir bilimsel makalede, şubat ile mart arasında 24 vakanın görüldüğüne ilişkin bildirim yapıldığını ortaya çıkarmıştı. Birinci ise makalede ‘şubat ile mart’ ifadesinin ‘sehven yazıldığını’ açıklamış ve makaleyi yayımdan kaldırtmıştı. Emir, bu kez Birinci’nin araştırmacıları arasında yer aldığı ve yayımdan kaldırılan başka bir makalede ise ‘hastalar üzerinde deney yapıldığı’ iddiasında bulundu. Emir, şunları dile getirdi: ‘Şuayip Birinci’nin bir başka uluslararası yayın organında ‘Novel Treatment Approach to the Novel Coronavirus (COVID-19) With a New Inhaler Theaurapetic’ başlığıyla yayımlanan makalesini daha yayımdan kaldırttığı anlaşılmıştır. Bu makalede Birinci ile birlikte toplam 16 araştırmacının ismi geçerken bazı araştırmacıların, şubat ayında Covid’li hastaların tedavi edilmesine ilişkin makalede de yer aldığı görülmüştür.’”

“Devlet krizi’ siyasetin eseri”

Karar gazetesi manşetinde, “‘Devlet krizi’ siyasetin eseri” başlıklı habere yer verdi:

“Duayen hukukçu Prof. İzzet Özgenç, yerel mahkemenin AYM kararını tanımamasının ‘Anayasa Mahkemesi’ne isyan’ niteliğine dönüştüğünü vurguladı. 14. Ağır Ceza başkanı hakkında soruşturma başlatılması gerekirken Yargıtay üyeliğine seçildiğine dikkat çeken Özgenç “Berberoğlu olayında yaşadığımız sorun siyasetin açık veya kapalı müdahalesiyle bir devlet krizine dönüştü” dedi: ‘Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargıyı bağlar. Buna rağmen, adliye mahkemeleri AYM’ye ‘isyan’ mahiyetinde kararlar verme cesaretini göstermeye başladı. Bu gidiş doğru değil.’ ‘Hakimlerle ilgili yer değiştirme işleminin kolaylaştırılması istenen kararın alınmasının yolunu açtı. Buna tabi tutulma endişesi hakimleri, siyasetin beklentileri doğrultusunda karar vermeye itiyor.’ (Berberoğlu kararı) ‘Hak ihlali kararının gereğini yerine getirmeyen ağır ceza mahkemesinin başkanı hakkında HSK’nın soruşturma yapması beklenirken, bu kişi Yargıtay üyesi olarak seçildi.’ ‘14 Nisan’da 70 bin hükümlü denetimsiz salıverildi. Kaçının yine suça karıştığına dair bilgi yok. Bunların en geç 30 Kasım’da cezaevine dönmesi gerekiyor ama bunu beklemek gerçeklikle bağdaşmaz.’ ‘Anayasa Mahkemesi’nin kararları… yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlar. Buna rağmen, adliye mahkemeleri AYM kararlarını dinlemeyen, adeta Anayasa Mahkemesi’ne ‘başkaldırı’, ‘isyan’ mahiyetinde kararlar verme cesaretini göstermeye başlamıştır.’”

“Fotoğrafı paylaşan işkenceci çıktı”

Cumhuriyet gazetesinin manşetinde, “Fotoğrafı paylaşan işkenceci çıktı” başlıklı haber yer aldı. Haberde şöyle denildi:

“Bodrum’da bir fotoğraf çekildi… Her yönüyle ilginç, tartışma yaratacak bir fotoğraftı! Fotoğrafta dört isim vardı… Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, emekli Korgeneral Engin Alan, emekli Albay Korkut Eken ve Bahçeli’nin af çağrısıyla nisan ayında cezaevinden çıkan organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı… Bodrum Yalıkavak’ta çekilen fotoğrafı sosyal medya hesabından paylaşan isim Üzeyir Çakmaktaş’tı. Bu isim her yerde, ‘Alaattin Çakıcı’nın yakın arkadaşı’ olarak geçiyordu. 12 Eylül’e dönelim, Nurullah Tevfik Ağansoy’u katledilen solcuların, kahvehane taramalarının yer aldığı ‘itiraflarına’ ve ‘günlüğüne’… Ağansoy’un 12 Eylül öncesi ülkücülerin eylemleriyle ilgili itiraflarında Çakmaktaş’ın ismi sıkça geçiyor. 1979-80’de Cemal Kır, Necdet Demir ve Haluk Kaşıkçı’nın da aralarında olduğu solcuların işkenceyle öldürülüp çuval içinde bir yerlere bırakılması eylemlerinin planlayıcısı olduğu anlatılıyor.”    

“Mahkeme kararı var ama adalet yok”

Evrensel gazetesi manşetinde, “Mahkeme kararı var ama adalet yok” başlıklı habere yer verdi. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Ödenmeyen ücretleri ve tazminatları için Soma ve Ermenek’ten başlattıkları Ankara yürüyüşü engellenen işçilerin direnişi sürüyor. Ermenekli işçiler Cenne ocağında direnirken Soma’daki işçiler ise Salihli’ye kadar gelebildi. Açtıkları davaları kazanmalarına rağmen adaletin sağlanmadığını belirten Somalı işçiler Ankara yürüyüşlerine devam edeceklerini vurguladı. TKİ Genel Müdürü ile görüşmek için Ankara’ya giden heyet içinde yer alan işçilerden Yavuz Yıldıran, önce Meclise gittiklerini, orada CHP, HDP, İYİ Parti ile görüştüklerini fakat AKP ve MHP’nin vekilleriyle görüşmediklerini söyledi. Ankara’ya Manisa Valisinin ‘Enerji Bakanlığıyla görüşeceğim’ demesi üzerine gittiklerini ifade eden Yıldıran, bakanlığın görüşmeyi kabul etmediğini ve bu yüzden TKİ ile görüştüklerini söyledi: ‘TKİ Genel Müdürü oyalamaya dönük ifadeler kullandı. Bizim talebimiz net, onlar da ödeme için kendilerinin karar vermeyeceğini ilettiler. Kömür sektöründeki devletin kurumu nasıl böyle sorumlu olmuyor anlamıyoruz. Bu sorunun çözümü TKİ’dir, Enerji Bakanlığıdır. Bir çözümsüzlük var ve bunu çözmek için ne gerekiyorsa yapıyoruz umarım duyulur’ diyen Yıldıran bakanlığın hiçbir şekilde adım atmamasından şikayetçi. Güvenlik güçlerinin yürüyüşe engel olmasına tepki gösteren Yıldıran mezarlığı göstererek, ‘Şehit madenci arkadaşlarımızın durduğu yer burası, bizi de diri diri buraya hapsettiler. Biz elimizden geldiği kadar sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz’ dedi.”