Mehmet Şimşek işini beceremedi
Mehmet Şimşek’in göreve başlamasının üzerinden yaklaşık iki sene geçti, iki ay sonra tam iki sene olacak ama yıllık enflasyon oranı iki senedir pek değişmiyor, en kötüsü de toplumun geniş kesimlerinin enflasyon beklentisi, ki bu olumsuz beklentinin enflasyon üzerinde etkisi çok yüksek, artış gösteriyor

03.04.2025
Bu yazıyı 2 Nisan Çarşamba günü yazıyorum, okurlara 3 Nisan Perşembe günü ulaşacak.
Başka bir ifade ile de bu yazıyı TÜİK’in Mart 2025 enflasyon oranını açıklamadan yazıyorum ama herkesin tahmini yüzde üç dolayında bir oranın çıkması, çok ama çok yüksek bir aylık enflasyon, senelik olarak da muhtemelen yüzde kırkı aşan muazzam yüksek bir enflasyona karşılık gelecek sene sonuna doğru.
Mehmet Şimşek’in göreve başlamasının üzerinden yaklaşık iki sene geçti, iki ay sonra tam iki sene olacak ama yıllık enflasyon oranı iki senedir pek değişmiyor, en kötüsü de toplumun geniş kesimlerinin enflasyon beklentisi, ki bu olumsuz beklentinin enflasyon üzerinde etkisi çok yüksek, artış gösteriyor.
Şimşek göreve başlarken yaptığı basın toplantısında çok da diplomatik olmayan bir üslup ile “rasyonaliteye dönmek zorundayız” gibi bir ifade kullandı.
Ancak, Şimşek yönetimindeki ekonomi acaba rasyonaliteye dönebildi mi; hiç ama hiç zannetmiyorum.
Enflasyonla etkin ve rasyonel mücadele üç ayaklı bir mücadeledir, üç ayak geometrik olarak da çok önemlidir, üç nokta bir düzlem belirlediği için üç ayaklı bir tasarım her zaman dengededir, devrilmez.
Bizde açık kafelerde, çay bahçelerinde hâlâ ve yanlışlıkla masalar dört ayaklı, oysa dört ayaklı bir tasarım istikrarlı duramaz, garson çayınızı, kahvenizi, biranızı getirir ama aynı zamanda da sallanan dört ayaklı masanın ayağına kâğıt sıkıştırmaya çalışır, masa sallanıp durmasın diye.
Sokak kahveleriyle ünlü Paris’te tüm sokak masaları üç ayaklıdır ve her zaman dengededirler, sallanmazlar.
İyi bir enflasyonla mücadele programı da üç ayaklı olmalıdır, para politikası ayağı, maliye politikası ayağı ve hukuk ayağı.
Bizde her üç ayak da sağlam değil, ayaklar hiç sağlam değil ise tasarımın üç ayaklı olması da kurtarmıyor, rasyonaliteye biraz yaklaşır gibi gözüken para politikası ayağıdır mücadelenin ama Türkiye ve dünyada (büyük iktisatçı Trump ve gümrük duvarları aşkı nedeniyle, ne çektik ise zaten bu “ben ekonomistim” diyenlerden çekiyoruz) enflasyon beklentileri yükselirken Merkez Bankasının politika faizini aşağıya çekmeye başlamasını açıklamak kolay değil.
İlk PPK (Para Piyasası Kurulu) toplantısında çok muhtemelen indirimler duracak ama görünen köy kılavuz istemiyordu, faiz indirimleri anlamsızdı, erkendi ama belki emir demiri kesti.
İkinci ayak maliye politikası ayağı, bu ayak zaten kırık, gelir vergisi kanunu olmayan bir ülkede maliye politikası ile enflasyonla mücadele mümkün değil.
Lütfen kimse bana “sen nasıl maliye hocasısın, Türkiye’de gelir vergisi kanunu olmaz mı?” demesin, toplam vergi gelirleri içinde gelir beyannamesi üzerinden toplanan gelir vergisinin toplam vergi tahsilatının yüzde birinden bile az olduğu bir ülkede mevcut yasaya gelir vergisi kanunu demek mümkün değildir, tam bir “mış gibi” yapma örneğidir.
2006 tarihli bir kurumlar vergisi kanunu var, bu kanun vergi cenneti diye bilinen ülkelere, adalara para transferleri için yüzde otuz stopaj öngörüyor ama bu stopaj gelirinin elde edilebilmesi için Cumhurbaşkanının bu vergi cennetleri listesini Resmî Gazetede yayınlaması gerekiyor. Ekonomist Cumhurbaşkanımız nedense bu listeyi Resmî Gazetede bir türlü yayınlamıyor, vergi gelirlerinden sorumlu Bakan Mehmet Şimşek de bu konuda büyük ve baş ekonomistimize anlaşılan pek baskı da yap(a)mıyor, bu da nedendir pek bilinmiyor.
Bu paralar kimlerindir en nihai analizde, bu da ilginç bir araştırma konusudur.
Ancak, bu listeyi Resmî Gazetede yayınla(ya)mayan devletin enflasyonla mücadele etmesi mümkün değildir.
Böylece üç ayaktan hukuk devleti ayağına geçmiş olduk bile, kalıcı, sürdürülebilir iktisadi istikrar ancak evrensel standartlarda bir hukuk devletinde mümkün ama Mehmet Şimşek de bir hukuk devletinde olmaması gereken her şeyi yapıyor.
Unutmayın, unutturmayın, BDDK Başkan yardımcısının düğününde davetli olan denetlenenler, (bankalar) denetleyenin (BDDK) takı torbasına yükte hafif pahada ağır hediyeler attılar, hatta bankalar hediye büyüklüğünü saptamışlar kendi aralarında, çok büyük, misli belki görülmemiş bir devlet skandalıdır bu… BDDK’nın başında da bugünkü korkunç enflasyonun baş sorumlusu (büyük ekonomistimizden sonra) Merkez Bankası eski başkanı var, BDDK düğünündeki damat da yardımcısı.
BDDK Maliye Bakanına, Şimşek’e bağlı, Şimşek ne de olsa Batı görmüş bir ekonomist, “conflict of interest’in (çıkar çatışması) ve bu kavrama dayalı durumun vahametini gördü, soruşturma açacağını söyledi ama arkasını getiremedi, bu da çok büyük bir devlet skandalı.
Bu düğün-devlet skandalının etkin bir soruşturma ile sonuçlandırılmadığı bir ülkede hukuk devleti yok demektir ve hukuk devletinin olmadığı bir ülkede de enflasyonla mücadele hiç mümkün değildir.
Bu vahim manzara artık Şimşek’in gitmesini gerektirmektedir.
Çok geç bile kaldı.
Ülke dışında katıldığı para bulma toplantılarında acaba kendisine “conflict of interest” ne demektir diye bir soru yöneltiliyor mu?