Lozan görüşmelerinde Kürtlerden ne istendi, sonra ne oldu?
Yakın tarihimizin dönüm noktalarından biri olan Lozan Antlaşması görüşmelerinin devam ettiği süreçte Kürtlerin tavrını ve sonradan yaşadıkları derin hayal kırıklığını hatırlatacağım bu yazıda. “İlginç” bulmayanlar burada bırakıp konuyla ilgili daha “cazip” spekülasyonlara kulak verebilir; sorun değil
Basın tarihi: İhaleler ve medya
Sadece ‘medyada tekelleşme’ yasasının serüvenine bakmak bile Türkiye’de siyasetin, medyanın ve siyaset-medya ilişkilerinin nerelerde rayından çıktığını görmeye yetiyor. Tabii bu serüven, uzun süren iktidarların siyasi partileri nasıl değiştirdiğini de anlatıyor
“Ewlade Kerbelayme! Bêxeta, bêgunayime! No ayivo! Zılmo! Cinayeto!”
Seyit Rıza’nın son isteği, cebindeki 40 lira ve köstekli saatinin kendisiyle birlikte asılarak öldürüleceğini bilmediği oğluna verilmesiydi. Oğlunun da asılacağı söylendiğinde ise, oğlunun kendisinden sonra asılmasını ister. Tam tersi yapılır ve oğlunun idamı izletilir…
Üniversite nasıl kurtulur?
Önerim kimilerine çok radikal gelebilir ama mevcut üniversite sisteminin iyileştirilmesi, normalleştirilmesi zaten çok radikal dokunuşlar gerektiriyor, siyasal ortam normalleşir, hukuk devletine geri dönülebilirse bu radikal dokunuşlar daha da zaruri hale gelecek
“Bizim tek derdimiz Narin’in katillerinin ortaya çıkarılması”
Dosya kapsamında Narin’in öldürüldüğü gün dereye gömüldüğü dahi şüpheli hale gelirken, cesedin Salim Güran’ın arabasında dolaştırıldığı, mısır tarlasına saklandıktan sonra dereye gömüldüğü ihtimali de belirdi. Soruşturma sürecinde yaşanan ihmaller ise neredeyse unutuldu. Duruşmalara dair Diyarbakır Barosu’ndan avukat Nahit Eren ve Diyarbakır Baro Başkanı Abdülkadir Güleç’le konuştuk
Basın tarihi: Takrir-i Sükun’dan etki ajanlığına…
En esaslı sansür kiliti şimdi “herkes sussun, susmayan casustur” yasasıyla devreye girecek. Bir devletin ve ülkenin intiharını canlı yayında seyretmiş gibi olacağız. Ve bu günleri ilerde yazacak olanlar “özgürlüğü katlettiler” diye yazacaklar