Bir tepki, üç iddianame
LeMan dergisine yönelik saldırılara tepki gösterdiği için gözaltına alınan feminist psikolog Aslı Aydemir, aylar süren iddianame trafiği ve bürokratik belirsizlikler nedeniyle tutuklu yargılanmaya devam ediyor; arkadaşı Elif Ege sürecin arka planını aktarıyor
30.12.2025
“Yeni düzende tutukluluk, yargılanmadan, sadece suçun isnadıyla kesilen ceza herkese. Cezanız yetersiz görülüyorsa tutukluluğunuzu uzatmanın hukuksu yolu da bulunmuş; savcı iddianameyi hazırlayacak, mahkemeye gönderecek, mahkeme cık bu olmamış diyerek ya da görevsizlikle geri gönderecek, savcı mahkemenin itirazına itiraz edecek ve bir süre daha da geçecek. Zamanın da geçmek gibi bir huyu var zaten. Bu bürokratik paslaşmaların satır aralarında da yaşamaktan mütevellit aldığınız nefesler, inişli çıkışlı ritimlerle akıyor olacak. Bu sürede cezanızı peşin yatmış oluyorsunuz. Hüküm giyerseniz cezanızı önden yattınız, belki fazla belki az, sonrası tahliye. Mahkeme beraat derse de alacaklısınız; pardon.”
Tutuklu feminist psikolog Aslı Aydemir, 19 Temmuz’da Çatlak Zemin’e gönderdiği “Silivri’den hallice kadınlar” yazı dizisinin ilk bölümünde bunları yazdığında, hakkında hazırlanan iddianame henüz birkaç gün önce iade edilmişti. O tarihten bu yana iddianame bir kez daha iade edildi; hazırlanan üçüncü iddianame ise kabul edilmesine rağmen Aydemir’in tutukluluğunun devamına karar verildi.
26 Haziran’da LeMan dergisinde yayımlanan bir çizimdeki karakterlere “Muhammed” ve “Musa” ismi verilmesi, dindar ve muhafazakâr kesimler tarafından “peygamber çizimi” olarak yorumlanmış ve sert tepkilere yol açmıştı. Dergi hakkında toplatma kararı verildi, soruşturma başlatıldı ve dört çalışan evlerinden yaka paça gözaltına alındı. Gözaltı görüntüleri bizzat İçişleri Bakanı tarafından kendi sosyal medya hesabından paylaşıldı. Çalışanlar daha sonra tutuklu yargılanmak üzere cezaevine sevk edildi.
Öte yandan, 30 Haziran akşamı LeMan dergisinin Beyoğlu’ndaki binası önünde elinde sopalı muhafazakâr erkeklerden oluşan kalabalık bir grup toplandı ve binaya taşlarla saldırdı. Aslı Aydemir de bu gelişme üzerinden sürece dâhil oldu. Bir dergiye yönelik tehditlere ve atılan sloganlara tepki gösteren Aydemir, 4 Temmuz’da evinden gözaltına alındı ve “polise mukavemet” ile “kasten yaralama” suçlamalarıyla tutuklandı.
Aradan geçen sürede LeMan çalışanları tahliye edilirken, Aslı Aydemir ise kendi deyimiyle “bürokratik paslaşmaların arasında” kalmaya devam ediyor ve hâlâ cezaevinde.
Geçici hâkim tahliye etmeyi reddetti
Aslı Aydemir’in tutukluluğunu uzatan sürecin merkezinde, aylardır sonuçlanmayan iddianame trafiği bulunuyor. Aydemir’in arkadaşı Elif Ege, bu süreci hukuki olduğu kadar zamana yayılan bir belirsizlik hali olarak tarif ediyor: “İlk iddianame, Temmuz ayı başında Aslı tutuklandıktan sonra hazırlanmıştı; burada suç isnadı ‘kasten yaralama’ idi. Ancak bu iddianame 16 Temmuz’da İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından iade edildi. Savcının bu karara yaptığı itiraz da 24 Temmuz’da reddedildi.”
Dosya, bu kararla birlikte yeniden soruşturma aşamasına döndü. Elif Ege’ye göre bu noktadan sonra başlayan bekleyiş, tutukluluğun fiilen uzamasına yol açtı: “İtirazın reddedilmesinin ardından adli tatil başladı. Oysa tutukluluğa ilişkin işlerin adli tatilde durmaması gerekir. Buna rağmen yaklaşık dört ay boyunca dosyada hiçbir işlem yapılmadı.”
Kasım ayında hazırlanan ikinci iddianame de benzer gerekçelerle mahkeme tarafından iade edildi. Bu aşamadan sonra dosyada görevli savcının açığa alınması, yerine atanan savcının görevlendirmeye itiraz etmesi ve sürecin her defasında sil baştan başlaması, yargılamayı daha da uzattı. Düzenlenen üçüncü iddianame Aralık ayında kabul edildi; ancak Aydemir’in tutukluluğuna devam kararı verildi.
“Mahkeme tensiple tahliye kararı verebilirdi ama geçici hâkim bunu reddetti,” diyor Elif Ege. “Bu durum açık bir hukuksuzluk. Yargılama süreci fiilen bir cezalandırma aracına dönüşmüş durumda.”
“Aslı pes eden biri değil”
Aslı Aydemir, Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda adli suçlardan yargılananlar ve hüküm giyenlerin kaldığı koğuşta tutuluyor. Elif Ege, Aydemir’in kaldığı koğuşların son derece kalabalık olduğunu, gürültünün hiç dinmediğini ve onun en çok sessizliği özlediğini aktarıyor.
“Elbette hiç kolay değil, ama Aslı bugüne kadar cezaevindeki her türlü olumsuzlukla başa çıkmayı bildi. Yaşadıklarını, birlikte kaldığı kadınların öykülerini kendi bakışıyla yazıya dökmeye devam ediyor.”
Bu tutukluluk, Aydemir’in hayatındaki ilk büyük kesinti değil. Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza attığı için akademiden ihraç edilen Aydemir, buna rağmen doktora eğitimini tamamlamış, akademik çalışmalarını ve terapistlik faaliyetlerini sürdürmüştü. Elif Ege, yeniden kurulan bu hayatın tutuklulukla birlikte bir kez daha askıya alındığını anlatıyor: “Aslı pes eden biri değil. Hayatını yeniden ve yeniden kurabilen biri. Bu sürecin de onu durdurmayacağını biliyoruz.”
Aydemir, yaşadıklarını yalnızca kişisel bir deneyim olarak değil, daha geniş bir çerçeve içinde ele alıyor. Elif Ege’ye göre Aydemir, tutukluluğunu toplumsal cinsiyet, mekân ve iktidar ilişkileri üzerinden okumayı sürdürüyor: “Bir kadın olarak orada olmasını, Beyoğlu’nun tarihsel ve güncel anlamını, sesini yükseltmesinin neye karşılık geldiğini birlikte düşünüyor. Çıktığında bu analizlerini bizimle paylaşmasını bekliyoruz.”