Anasayfa / Medya izleme / “Saray’a polis yetmedi”

03 Haziran

“Saray’a polis yetmedi”

Bekçilere yeni yetkiler veren yasa teklifinin Meclis gündemine gelmesi gazetelerde geniş yer buldu.

Evrensel gazetesinin manşetinde, “İlk gündem yeni kolluk gücü” başlıklı haber yer aldı. Haberde şöyle denildi:

“Kovid-19 pandemisi nedeniyle çalışmalarına ara veren Meclis’in ilk işi bekçilere yeni yetkiler veren yasayı gündemine almak oldu. Teklife ilişkin ‘Sistemin yeni kolluğu bekçiler olacak’ itirazları var. Alelacele komisyondan geçirilen ‘Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanun Teklifi’ görüşmelerinin bu hafta Meclis Genel Kurulu’nda tamamlanması bekleniyor. Yasa teklifi bekçilere kimlik sorma, silah kullanma, çeşitli ‘karışıklıklara’ müdahale hakkı tanıyor. CHP Anayasa Komisyonu Başkanı İbrahim Kaboğlu, yasa teklifi için ‘parti kolluğu’ denilebileceğini söyledi. Yasa maddelerinin belirsizlikler oluşturduğuna dikkat çeken Kaboğlu, devletin bireylerin hayat tarzına müdahale etmesi riskini içerdiğini vurguladı.”

Cumhuriyet gazetesi habere manşetinde, “Saray’a polis yetmedi” başlığıyla yer verdi:

“Bekçileri, yeterli eğitim vermeden nerdeyse polis yetkisiyle donatmayı içeren teklif, CHP, HDP ve İYİ Parti’nin itirazlarına karşın TBMM gündemine getirildi. CHP’nin hukukçu milletvekili Prof. İbrahim Kaboğlu, bekçilere tanınan geniş ve keyfiliğe açık yetkilerin, devletin ahlak polisliği yapması ve bireylerin hayat tarzına müdahale riski içerdiğini vurguladı. Teklifte birçok maddenin anayasaya ve güvenlik ilkelerine aykırı olduğunu belirten Prof. Kaboğlu, ‘Kamu düzenini bozacak gösteri ve yürüyüşlere karşı bekçilere yetki verilmesi keyfi sonuçlar doğurur. Neyin kamu düzenini bozacak mahiyette olduğu yardımcı kolluk mensubuna bırakılamaz. Silah kullanma yetkisi de yaşam hakkı açısından ciddi risk’ dedi.” 

Birgün gazetesi ise ön sayfasının altındaki, “Bekçiler Meclis’ten geçse AYM’den döner” başlıklı haberinde, “Koronavirüs nedeniyle çalışmalarına 48 gün ara veren TBMM, dün yeniden toplandı. Salgından zarar gören halkın yaşamsal taleplerine rağmen TBMM’nin ilk gündemi çarşı ve mahalle bekçileri oldu. Bekçilere üst arama, silah kullanma, toplumsal olaylara müdahale etme yetkisi veren düzenlemeyi ‘Saray’ın yeni kolluk gücünü oluşturma çabası’ olarak değerlendiren CHP’li İbrahim Kaboğlu, ‘Bekçilere tanınan geniş ve keyfiliğe açık yetkiler, devletin ahlak polisliği yapması ve bireylerin hayat tarzına müdahale etmesi riskini içeriyor’ dedi. Düzenlemenin yasalaşması durumunda Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edilebileceğini dile getiren Kaboğlu, açıklamasında şunları söyledi: ‘Teklifle bekçiler, polis ve jandarma dışında adeta üçüncü bir silahlı kolluk olacak. Verilen yetkiler yelpazesinde de idari ve adli kolluk ötesinde, yerel yönetimlerin yetkilerini, hatta yurttaş hak ve sorumluluklarını da kapsamına alarak Anayasa’ya açık aykırılıklar oluşturacaktır’” ifadelerini kullandı.

“‘Tweet’te var, bilimde yok”

Karar gazetesi manşetinde, “‘Tweet’te var, bilimde yok” başlıklı habere yer verdi. Haberde şöyle denildi:

“Akademideki ‘düzenli liyakat kaybına’ ilişkin son alarm zili... ‘Türkiye’de rektörler’ araştırması, üniversiteleri yöneten hocaların bilim üretmeyi bırakıp tweet attığını ortaya koydu. Akademik başarısı en düşük 72 rektörün 56’sı günde 100’den fazla paylaşım yaptı. Yüzde 34’ün uluslararası bir makalesi yok. Yüzde 36’nın hiçbir çalışması atıf almadı. Akdeniz Üniversitesi’nden Engin Karadağ’ın, Türkiye’de üniversite rektörlerinin akademik profilleri üzerine araştırma makalesi, uluslararası Higher Education dergisinde yayımlandı. 127’si devlet ve 70’i vakıf olmak üzere 197 üniversitenin rektörlerini konu alan araştırmada bibliyometrik analiz yöntemi kullanılarak Türkiye’de vakıf ve devlet üniversitelerindeki rektörlerin sosyodemografik özellikleri, kariyer gelişimleri ve akademik niteliklerine ilişkin bulgular sergilendi.  Geçmişte rektörlerin üniversite içinden atandığını ve fakülte özgürlüğünü mesleklerinin bir parçası olarak gördüklerini belirten araştırmada, özellikle Türkiye’de üniversite rektörlerinin giderek menajerlik mantığını benimsedikleri ve bunun akademisyen özgürlüğü ve gücünü baltaladığı görüşüne yer veriliyor. Makalede Türk üniversitelerindeki rektörlerin, altı ülkeden 64 farklı üniversiteden mezun olduğu belirtiliyor.  Bu ülkeler içinde yüzde 80.7 ile Türkiye başı çekiyor, onu yüzde 10.7 ile ABD ve yüzde 6.6 ile İngiltere izliyor. Bunların dışında, yalnızca üç rektörün doktoralarını İsviçre, Rusya ve Japonya’dan aldıkları ekleniyor. Rektörlerin doktora yaptıkları Türk üniversiteleri içinde ilk beş sırada ise İstanbul Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi yer alıyor. Araştırmada on yıl önce rektörlerin ODTÜ, İTÜ gibi okullardan doktoralarını almışken bugün bu okulların yerini Marmara Üniversitesi gibi ilahiyatın öne çıktığı üniversitelere bırakmakta olduğuna dikkat çekiliyor. Türkiye’de her 37 ilahiyat profesöründen birinin rektör olduğuna ve devlet üniversiteleri bazında ilahiyatçı rektör oranının yüzde 10’un üzerinde olduğuna dikkat çekiliyor. Makaleye göre on yıl önce hiç ilahiyatçı rektör yokken 2016’dan sonra belirlenen, cumhurbaşkanına bağlı rektör atama usulü nedeniyle bu sayılara ulaşılmış durumda.”

“Eğitimin değil kazancın telafisi!”

Birgün gazetesi manşetindeki, “Eğitimin değil kazancın telafisi!” başlıklı haberinde, “Salgın gerekçesiyle nakil işlemlerini durduran MEB, özel okullara ayrıcalık tanıyan yeni bir karara daha imza attı. Salgın nedeniyle devlet okullarının yaz aylarında telafi eğitimi yapmayacağını açıklayan Bakanlık, özel okulların yüz yüze 15 Ağustos itibarıyla telafi eğitimi yapabileceğini duyurdu. Veliler, ‘Ücretleri geri istemeyelim diye mi bu kararı aldınız?’ diye sordu. Eğitimci Yazar Ünal Özmen, devlet okullarının eğitime kapatılarak özel okullara telafi eğitimi izni verilmesini, ‘Velilerin okulların kapalı olduğu süreye ilişkin iade talebinde bulundukları paranın üstüne devlet gücünü kullanarak oturmasıdır’ sözleriyle değerlendirdi. Eğitimde esas olanın öğrencilerin hakları olması gerektiğini söyleyen Özmen, kararın özel okullar ve devlet okulları arasında eşitsizliğe yol açacağı uyarısında bulundu. Özel okulların ocak ayı itibarıyla yeni öğrenci kaydı almaya başladığını anımsatan Özmen, ‘Bu öğrencilerden para talebinde bulunan öğrenciler telafi eğitimine katılamayacak. MEB, telafi eğitimine zorlayarak aslında öğrencilerin mevcut okullarına kayıt olmasını istiyor’ diye konuştu” ifadelerini kullandı.

“Muhalife su bile yok!”

Sözcü gazetesinin manşetinde, “Muhalife su bile yok!” başlıklı haber yer aldı:

“Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bu yılki yatırım, hizmet ve faaliyetlerini duyurmak amacıyla, ‘Medya Planlaması Satın Alma Hizmeti’ için ihaleye çıktı. 10 Haziran’da yapılacak ihalenin şartnamesi medyadaki büyük ayrımcılığı ortaya koydu. Şartnamede tanıtımların yayınlanacağı medyanın listesi yer aldı. Hepsi iktidara yakın medyaydı. Sözcü, Cumhuriyet, Yeni Çağ, Birgün gazeteleri ve FOX, Halk, KRT, Tele 1 gibi TV’ler ile muhalif siteler listede yoktu.”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design