Anasayfa / Medya izleme / “Tutuklamak için suç vasfını değiştirdiler”

01 Şubat

“Tutuklamak için suç vasfını değiştirdiler”

Cumhuriyet, Birgün ve Evrensel gazeteleri, Boğaziçili öğrencilerin tutuklanmasını manşete taşıdı.

Cumhuriyet gazetesi manşetinde, “Boğaziçiliyi tutuklamak için suç vasfını değiştirdiler” başlıklı habere yer verdi. Haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Yargı reformu çalışmaları sürerken Boğaziçi öğrencileri Kâbe figürlü görsel nedeniyle tutuklandı. Emniyet’te, tutuklama gerektirmeyen ‘dini değerleri aşağılama’ iddiasıyla ifadeleri alınan öğrencilere yöneltilen suçlama, savcılık tarafından ‘kin ve düşmanlığa tahrik’ olarak değiştirildi. Hukukçular ‘Eylem suçlamaya uymuyor’ dedi. Hukukçu Kerem Altıparmak, ‘Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. Maddesi’ne göre üst sınırı 2 yıldan az olan suçlarda tutuklama veremezsiniz. O suçu ne kadar ağır işlemiş olurlarsa olsunlar 216/3’ten tutuklama verilemezdi. Tutuklanan öğrencilerin eyleminin ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme veya aşağılama’ suçuna uyması mümkün değil. ‘Dini değerleri aşağılama’ suçundan tutuklama veremeyecekleri için diğer suçtan tutuklama verdiler. İstanbul Valiliği’nin açıklamasında Boğaziçi Üniversitesi Güzel Sanatlar Kulübü’nde ‘LGBTİ bayrağı ele geçirildi’ ifadesi var. LGBTİ bayrağından ne suçu olacak? Ayrıca polisler aramayı ne şekilde yaptı? Polisin arama işlemine kim refakat etti? Arama usulüne uygun yapıldı mı? Bunları henüz bilmiyoruz. Son olarak ben bir hukukçu olarak herhangi bir suç görmüyorum’ dedi. Boğaziçili öğrencilerin avukatı Ayşe Özdemir, tutuklamaya itiraz edeceklerini açıkladı. Avukat Ali Turgut ise Emniyet’te ifade sonrası öğrencilerin bırakılacağının söylendiğini belirterek, ‘Saat ilerledikçe sosyal medya trolleri devreye girdi ve tutuklamanın taşları döşendi. Gece 04.00’te Emniyet’e Boğaziçi Üniversitesi özel güvenlik görevlileri getirilerek hukuka aykırı teşhis işlemi yapıldı. Bu, tutuklamayı sağlayacak delil yaratma çabasıydı. Ertesi gün savcılıkta bir anda suç değiştirildi. Bunun adı talimat almaktır. Başsavcılıktan sonra hâkimlik de görevini yapmak yerine tutuklama kararı verdi. Sonuç olarak, gece vakti bir talimat geldiğini ve bu talimata yargının hiçbir ayağının direnmediğini görüyoruz’ dedi.”

“Boğaziçi’ne bak memleketi anla”

Birgün gazetesinin manşetinde, “Boğaziçi’ne bak memleketi anla” başlıklı haber yer aldı. Haberde şöyle denildi:

“İktidar hedef gösterdi, Boğaziçi Üniversitesi’nin kapısına 28 gün önce vurulan kelepçe, özerk üniversite isteyen öğrencilerin bileğine takıldı. Amaç tüm ülkeye gözdağı vermek. AKP’li Melih Bulu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atamasına tepkiler sürerken üniversitede açılan sergide Kabe fotoğrafının kullanılması bahane edilerek gözaltına alınan öğrencilerden 2’si tutuklandı. 2’si hakkında adli kontrol tedbiri olarak ev hapsi kararı verilirken biri de serbest bırakıldı. Güney kampüste yapılan sergi nedeniyle ‘halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamak’ suçlamasıyla gözaltına alınan öğrenciler hakkındaki suçlama, daha sonra ‘halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek’ olarak değiştirildi. Öğrencilerin müdafiliğini üstlenen avukatlardan Ayşe Özdemir soruşturma, gözaltı ve tutuklamaya ilişkin süreci BirGün’e anlattı. Tutuklama yasağını delmek için suçlamanın değiştirildiğini düşündüklerini söyleyen Özdemir, sulh ceza hâkimliğinin savcılığın istemine göre hareket ettiğini vurguladı. Soruşturmanın baştan aşağı usulsüz bir şekilde yürütüldüğünü belirten Özdemir, şunları dile getirdi: ‘Öğrencilerin hedef gösterilmesi ve protestoların kriminalize edilme çabasıyla bu soruşturma başlatıldı. Öğrenciler ifadeye kendileri gitmesine rağmen kaçacakları şüphesi tutuklama nedeni yapıldı. Kriminalize etme çabası çok açık. İtirazlarımızı yapacağız.’”

“Öğrencileri serbest bırakın, üniversiteden elinizi çekin”

Evrensel gazetesi manşetindeki, “Öğrencileri serbest bırakın, üniversiteden elinizi çekin” başlıklı haberinde, “Kayyum rektöre karşı eylemlerin sürdüğü Boğaziçi Üniversitesi’nde iki öğrenci tutuklandı. Tutuklama kararına eğitimciler ve siyasi partiler tepki gösterdi. Dün üniversite kapısına takılan kelepçenin bugün öğrencilerin bileğine takıldığına dikkat çeken eğitimciler ve siyasi parti temsilcileri, üniversitelerin özgür düşüncenin merkezleri olduğuna dikkat çekerek tutuklanan öğrencilerin serbest bırakılması talep edildi. Desteklerde özerk, demokratik üniversite mücadelesinin toplumun tüm kesimlerince sahiplenilmesi çağrılarında da bulunuldu. Öğrenci Sendikası da öğrencilerin serbest bırakılması talebiyle internet üzerinden imza kampanyası başlattı. Tutuklanan öğrencilerin avukatlarından Abdullah Bişaroğlu, öğrencilerin ‘Dini değerleri aşağılama’ iddiasıyla tutuklandığına dikkat çekerek, ‘TCK 216/3’e göre bu suçun cezası 6 ay ile 1 yıl arasında değişiyor. Bu kadar basit bir suç için Adalet ve İçişleri Bakanları, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Diyanet İşleri Başkanı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı, İstanbul Valisi, YÖK Başkanı, CHP sözcüsü, üniversite rektörleri açıklama yaptı’ dedi. Suçun cezası düşük olduğu için normalde tutuklama kararı verilemeyeceğini ifade eden Bişaroğlu, ‘Savcılık bu suçtan tutuklama talep edemeyeceğini son anda fark edip aynı maddenin 1. fıkrasına göre tutuklamaya sevk etti. İktidar ve muhalefet benzer tepkiler gösterdikten sonra çocuklara cezaevinin yolu gözükmüş oldu’ dedi” ifadelerine yer verdi.

“130 milyardan hâlâ haber yok”

Karar gazetesinin manşetinde, “130 milyardan hâlâ haber yok” başlıklı haber yer aldı:

“Türkiye ekonomide zor dönemden geçerken Merkez Bankası’nın 130 milyar dolarlık rezervi, bütün uyarılara rağmen, hatalı politikalarla eritildi. Ancak aradan aylar geçmesine rağmen ‘Bu para niye harcandı, kimler faydalandı?’ sorularının cevabı verilmedi. Yeni ekonomi yönetimi de suskunluğu bozmadı. Sorumlulardan hesap sorulmasına ve ‘milli servetin’ akıbetinin açıklanmasına ilişkin kamuoyundaki beklenti giderilemedi. Uzmanların uyarılarına kulak tıkayan ekonomi yönetimi, kuru tutmak için MB’nin 130 milyar dolarını kullandı. Ancak ‘döviz satışıyla kuru dizginleme’ çabası boşa çıktı. Bu politikanın terk edilmesi ise rezervlerin karşılığı olmayan yaklaşımla heba edildiğini ortaya koydu. MB Başkanı Ağbal da bu yönteme bir daha başvurulmayacağını açıkladı. Bugün yüksek faizle önlenmeye çalışılan döviz ihtiyacı bu adımların sonucu oldu. Ancak MB’nin kasasını detayları bilinmeyen ‘arka kapı yöntemiyle’ eksiye düşüren hamlelere ilişkin suskunluk aylardır bozulmadı. Milli servetin yok edilmesine yol açan adımların hangi amaçla yürütüldüğü izah edilmedi. Muhalefetin bu yöndeki soru önergeleri ve kamuoyundaki çağrılar karşılık bulmadı. Yeni Maliye Bakanı Lütfi Elvan da 83 milyonu ilgilendiren konuda sessiz kaldı, konuya ilişkin bir sorgulama yapılmadı.” 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design