Anasayfa / Medya izleme / “Çizgiyi çektiler”

05 Şubat

“Çizgiyi çektiler”

Cumhuriyet ve Evrensel gazeteleri “yeni anayasa” tartışmalarını manşete taşıdı.

Cumhuriyet gazetesinin manşetinde, “Çizgiyi çektiler” başlıklı haber yer aldı. “Anayasa planı netleşiyor. İktidar ‘başkanlık’, muhalefet ‘parlamenter’ sistemde ısrarlı” üst başlığıyla verilen haberde şöyle denildi:

“AKP ve MHP’nin taslağında “cumhurbaşkanlığı sisteminden taviz verilmeyecek.” Sistem güçlendirilecek. 50 artı 1 değişmeyecek. Muhalefetin cumhurbaşkanı yetkilerine ilişkin beklentileri karşılanmayacak. İlk hamle 360 vekil sayısına ulaşmak. Erdoğan, konuyu dün Bahçeli ve ATM Başkanı Aslan ile görüşürken muhalefet cephesinde de yoğun görüşme trafiği oldu. Parlamenter sisteme dönüşte kararlı olan muhalefet liderleri, ‘Öncelikle anayasaya uyun ve zihniyetinizi değiştirin’ çağrısı yaptı.”

Gazete manşetin altındaki, “İsyan ettiren bütçe” başlıklı haberinde ise, “MEB bütçesinden 486 milyon lira aktarılması öngörülen Türkiye Maarif Vakfı’nın bütçesi üçe katlandı. Cumhurbaşkanı kararı ile MEB bütçesinden vakfa 1 milyar 231 milyon 98 bin lira aktarılabilecek. Eğitim sendikaları, ‘Çocuklarımızın hakkı gasp edilip yurtdışına aktarılıyor’ tepkisini gösterdi. Eğitim İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım, ‘Maarif Vakfı’na aktarılan her mali kaynak, MEB’in ülkemizin ekonomik zorluk içinde yaşamını devam ettiren milyonlarca ailenin ve çocuklarımızın ihtiyacının başka yerlere aktarılması anlamına gelmektedir. Uzaktan eğitimden uzak kalan milyonlarca çocuğumuzun bilgisayar, tablet, internet ihtiyacını karşılamayan MEB’in Maarif Vakfı’na bu kadar büyük paraları ayırması, çocuklarımızın hakkının devlet eliyle gasp edilmesinden başka bir şey değildir. Sendika olarak ülkemizin kıt bütçesinin kendi yoksun çocuklarına ayrılmasının dışında hiçbir uygulamayı kabul etmeyeceğimizin bilinmesini istiyoruz” dedi’ ifadelerine yer verdi.

“Aslolarak tekçi bir yapıdan vazgeçilmeli”

Evrensel gazetesi manşetinde, “Aslolarak tekçi bir yapıdan vazgeçilmeli” başlıklı habere yer verdi: “Türkiye’de ‘tek adam’ yönetimine dayalı bir rejimin yol açtığı sonuçlar tartışılırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Yeni bir anayasayı tartışma vakti geldi” açıklaması geldi. Erdoğan’ın muhalefeti dışladığı bir söylemle açıkladığı anayasa “ihtiyacına” ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den de destek geldi. 14 yıl önce AKP’nin de talebi üzerine Prof. Dr. Ergun Özbudun’un başkanlığında bir anayasa taslağı hazırlayan ekipte yer alan Türkiye’nin önemli anayasa hukukçularından Prof. Dr. Levent Köker ile hem o deneyimi, hem de bugünkü tartışmaları ve Türkiye’nin nasıl bir anayasaya ihtiyacı olduğunu konuştuk. Köker, ‘Türkiye’de yeni bir anayasa hatta bir anayasa değişikliği süreci için gereken demokratik ortamın olmadığı açıktır’ dedi. ‘Eğer, bir ara dile getirildiği gibi, Anayasa Mahkemesi’ni ve belki Danıştay’ı da anlamlı bir yargı ve denetim yetkisine sahip kurumlar olmaktan çıkarmayı da içeren bir tasavvur varsa, ‘yeni anayasa’ denilen şeyin ‘yeni’ olacağı doğrudur da bunun adının ‘anayasa’ olmayacağı da çok açıktı’ vurgusu yapan Köker şöyle devam etti: ‘İhtiyacımız olan, ‘tekçilik’ değil, ‘birlik’tir; birlik ancak farklılıkların bir araya gelmesiyle olur ve farklılıklar birlik oluşturunca, kendi varlıklarını yitirmez ve ‘tek’leşmezler.’”

“İstifa et, ülkeyi rahatlat”

Karar gazetesi manşetindeki, “İstifa et, ülkeyi rahatlat” başlıklı haberinde, “Boğaziçili öğrenciler ‘dışarıdan rektör’e şiddet içermeyen protestolarla tepki gösterdi. Ancak hiddetli gözaltılar ve konunun siyasi argüman haline getirilmeye çalışılması, makul bir demokratik hak talebini toplumsal krize dönüştürdü. Sürecin odağındaki rektör Bulu’ya yönelik, kamuoyunda oluşan beklentiye paralel olarak muhalefet liderlerinden ortak çağrı geldi: Sağduyulu davran, koltuğu bırak. Prof. Dr. Melih Bulu’nun Cumhurbaşkanı Kararı’yla Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atanması akademisyen ve öğrencilerin tepkisini çekti. Barışçıl protestolarda gençlerin karga tulumba gözaltına alınması vicdanları yaraladı.   Boğaziçili Şeyma’nın başörtüsünün çıkmasına yol açan sertliğe yönelik kamuoyundaki öfkenin ardından Emniyet’in, sağlık kontrolüne götürülürken çekilen görüntüyle yalanlama çabasına girişmesi ise tepki çekti. Sosyal medyada ‘Şeyma’ya şahidiz’ kampanyası başlatıldı. Atamasının üzerinden geçen 35 günde rektör Bulu’nun yaklaşımı ise belirleyici hale geldi. Kılıçdaroğlu ‘Rektörü kimse istemiyor. Olmuyorsa ayrılırsınız, gerginliğe ortam hazırlamazsınız’ dedi. Karamollaoğlu da ‘istifa et’ çağrısı yaptı. Erdoğan’ın sözlerini hatırlatan SP lideri ‘Gençlere ‘direnin, hakkınızı arayın’ diyordu. Geçmişteki sözlerini dinlemesine ihtiyaç var’ dedi” ifadelerine yer verdi.

“Kan dondurdu!”

Birgün gazetesinin manşetinde, “Kan dondurdu!” başlıklı haber yer aldı:

“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) kanama durdurucu olarak kullandığı belgesiz ve sahte tıbbi ürünlerle ilgili CHP Ankara Milletvekili Murat Emir’in sorularını yanıtlayan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ‘Tedarik faaliyeti bakanlığımız birimlerince gerçekleştirilmemiştir’ dedi, sorumlu olarak ihaleyi gerçekleştiren Savunma Sanayii Başkanlığı’na (SSB) işaret etti. Akar’ın yanıtını eleştiren Emir, ‘Alımları SSB’nin yaptığını zaten biliyoruz. Askerin hayatını tehlikeye atan tıbbi ürünlerin TSK envanterine nasıl girdiğini soruyoruz. ‘Biz almadık’ diyerek sorumluluğu üzerinden atamaz’ dedi. CHP’li Emir, SSB’nin TSK için alım yaptığı ilkyardım çantasını Meclis gündemine getirdi. Sağlık Bakanlığı’nın ’Sahada kullanımı uygun değil. Cerrahi müdahaleyi olumsuz etkiler’ uyarısına karşın 15 bin adet alınan bu çantaya, belgesiz ve ruhsatsız kanama durdurucunun konulduğunu iddia eden Emir, daha sonra bir başka skandalı daha gündeme getirerek ağır yaralanmalarda kullanılan turnikenin de sahtesinin SSB alımıyla TSK’ye verildiğini bildirdi. Emir’e yanıt veren Akar, ‘Tedarik faaliyeti bakanlığımız birimlerince gerçekleştirilmemiştir’ diye konuştu. Akar, sahte ürün tedarikini ise yalanlamadı. Bakan Akar’ın yanıtını yetersiz bulan ve asıl sorumluların açıklanması gerektiğini bildiren Emir’in açıklaması ise şöyle: ‘15 bin adet ilkyardım çantasına konulan belgesiz ve ruhsatsız kanama durdurucuyu Meclis’te Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında gündeme getirdiğimizde Bakan Hulusi Akar, ‘Gereği yapılacak’ demişti. Biz Savunma Bakanı’ndan her iki skandalla ilgili inceleme ve soruşturma başlatmasını beklerken Bakan, soru önergelerimize verdiği yanıtta, ‘Belirtilen tedarik faaliyeti bakanlığımız birimlerince gerçekleştirilmemiştir’ dedi. Biz zaten söz konusu tedarik faaliyetlerinin Savunma Sanayii Başkanlığınca yapıldığını söylüyoruz ve Milli Savunma Bakanlığı’nın, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Kara Kuvvetleri Komutanlığının, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın, sahte ve belgesiz ürünlerin kullanımına nasıl onay verdiğini soruyoruz.’”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
  10 Eylül 2016'da gözaltına alındı  
  22 Eylül 2016'da serbest bırakıldı  
  23 Eylül 2016'da tutuklandı  
  4 Kasım 2019'da hükümle serbest bırakıldı  
  12 Kasım 2019'da gözaltına alındı  
  13 Kasım 2019'da tutuklandı  

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design