Anasayfa / Objective / En büyük vaat adalet

06 Ağustos

En büyük vaat adalet

IŞIL SARIYÜCE

Soma faciasında eşini kaybeden 2 çocuk annesi Ergül Yüksel'in adaletin yerine geleceğine inancı zayıf.

YEŞİL GAZETE 6 Ağustos 2014
 
“İllaki uğraşacağız, peşini bırakmayacağız. Onca insan öldü, hiç kimse olmasa bile ben kendi adıma peşini bırakmayacağım.” Soma faciasında eşini kaybeden 2 çocuk annesi Ergül Yüksel sorumluların hesap vermesi için elinden geleni yapacağını anlatırken sesinde kararlılık, öfke ve üzüntü var. Onunla bir öğle saati Soma’nın merkezinde yemek molası verdiğimiz restoranda tanıştık. Masanın üzerinde fotoğraf makinelerini ve ekipmanları görünce bize ne için Soma’da olduğumuzu sordu. Kazadan sonra Soma ve çevresinde durumun nasıl olduğunu merak ettiğimizi, haber yapmak için orada olduğumuzu anlattık. “Ben şehit eşiyim, ondan sordum” dedi. Yanında 7 yaşındaki biri kız biri erkek ikizleriyle beraber psikolojik tedavi gördüğü terapistle seansından yeni çıkmıştı. Oğlunun üzerinde arkasında Drogba yazan Galatasaray forması vardı. Formayı bizzat Drogba İstanbul’dan göndermiş. Ya da buna inanmak ufaklığa daha çok gurur veriyordu. Kızı ise yine İstanbul’dan ünlü bir aşçının eşinin gönderdiği takıları takıyordu.

Ergül Hanım 30’lu yaşlarının sonlarında genç bir anne. Karşılaştığımız gün duru yüzünün çevresinde mor bir başörtü vardı. En çok, özenle seçtiği kelimelerle sakin sakin kendini anlatması ve acısını örtmeyen soğukkanlılığı etkiledi beni. Başka ailelerin tedaviyi bitirdiğini, kendisinin onların aksine travmayı atlatamadığını, terapide gelişme kaydedemediğini anlattı. Nedenini sorduk. “Eşim bana ve çocuklarına çok bağlıydı, sevgi doluydu, 10 yıllık evliliğimizde hep iyi geçindik, belki ondandır” dedi.

“Soma Holding anlaşma önerdi”

Birkaç hafta önce Soma Maden İşletmeleri’nin tutuklanan Genel Müdürü Ramazan Doğru’nun avukatı çalmış kapılarını. Somalı ailelerin avukatlarının bahsettiği tazminatların çok yüksek olduğunu, bu tazminatları almalarının mümkün olmadığını söyleyip anlaşma yoluna gitmelerini önermiş. “Dava ile falan uğraşılmasın diyorlar, herkes daha az hasarla kurtulmak istiyor bu olaydan, onlar da kendi çıkarını düşünüyor” derken sesinde aynı soğukkanlılık ve üzüntü vardı. Tek başına dahi kalsa davadan vazgeçmeme kararlılığını “ben çocuklarımı yalnız büyüteceğim artık, onlar da cezasını çekecek” diyerek vurguladı. Çünkü “milyarlar da verseler eşi artık geri gelmeyecekti.” “Bu zamana kadar milyarlarımız yoktu ama mutluyduk, bu zamandan sonra olsa bile mutlu etmez, kaybımız geri gelmez” derken ölümün yalın gerçeğini suratımıza çarptı.

Aslında Soma’ya yapılabilecek en büyük vaat, gerçekleşirse yüreklere bir parça huzur verecek tek söz adalet. Tabii, yazı dizisinin dünkü bölümünde bahsettiğimiz böyle bir katliamın yeniden yaşanmasını engelleyecek ve sadece Soma’da değil tüm Türkiye’de madenlerde çalışanların korkularını en aza indirecek düzenlemelerin yanı sıra. Adalet, facianın hemen ardından vaat edildi Somalılara. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ faciadan bir hafta sonra “soruşturmanın kapatılması ve üzerinin örtülmesi söz konusu değil, ihmali ve kusuru olanlar hukukun öngördüğü ceza neyse göreceklerdir” dedi. Deliller toplandıktan ve gerekli hususlar incelendikten sonra iddianamenin hazırlanacağını ve yargılamanın başlayacağını söyledi. Ama şimdi Somalılar için esas mesele bu sözün tutulup tutulmayacağı.
 
“Soruşturma daraltılıyor”

Ergül Yüksel’in adaletin yerine geleceğine inancı zayıf. Sorumluların “tabandan patrona kadar uzandığını ve herkesin ihmali olduğunu” düşünüyor. “Denetlemeye gelip gerçekten denetlemeyen müfettişlerin, denetçiyi denetlemeyen devletin ve çalışma bakanının, işverenden yana olan sendikanın…” Avukat Güray Dağ da aynı görüşte. Çağdaş Hukukçukçular Derneği adına Soma’yı faciadan bu yana sık sık ziyaret eden Dağ, olayın üstünün kapatılmaya çalışıldığını düşünüyor. Dağ, yakından takip ettiği soruşturma sürecindeki temel sorunu gündelik hayattan bir örnekle şöyle açıkladı: Araba kullanırken karşıdan gelen aracı görmezseniz ve kaza yaparsanız bu “dikkatsizlikle (hukuk dilinde taksirle) ölüme sebebiyet vermektir”; önlem almazsanız ‘kazanın’ geleceğini bilmenize rağmen gerekli tedbirleri almazsanız bu “olası kasttır”. Dağ’a göre şirket yetkilileri, Enerji Bakanlığı yetkilileri ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri ‘olası kast’ ile yargılanmalı. Çünkü “Enerji Bakanlığı kimin madeni güvenli işleteceğini değil, kimin daha çok kâr ettireceğini hesaba katarak maden yatağını Soma Holding’e kiraladı. Çalışma Bakanlığı da üzerine düşen denetleme sorumluluğunu yerine getirmedi.”

Adalet Bakanlığı Soma soruşturması için 28 savcı görevlendirdi. Avukat Dağ’a göre hukuki süreçteki en önemli sorunlardan biri de “soruşturmanın yukarı doğru değil aşağı doğru genişlemesi”. Yani, “savcıların Enerji ve Çalışma Bakanlıklarına sorumluluk atfetmek yerine, sadece şirketin alt kademelerde çalışanlarına doğru soruşturmayı daraltması.” Dağ, bunun “adil ve hakkaniyetli olmadığı” görüşünde.

Maden Soma Holding’e teslim edildi

Aynı kanı Soma’da konuştuğumuz pek çok madenci, madenci yakını ve esnafta da var. Birkaç müfettişin suçlanmasıyla davanın kapatılacağını, Soma Holding’in madenleri eskisi gibi işleteceğini düşünüyorlar. Kamu kurumlarından baskı göreceği düşüncesiyle adını vermek istemeyen bir yerel gazeteciye göre kamu vicdanının dindirilmesi için “madenler Soma Holding’ten alınmalı, sağlıklı koşulların sağlandığından emin olunduktan sonra başka bir firmaya verilmeli.” Facia sonrası pek çok madencinin travma yaşadığı ve yeniden madene girmek istemediği göz önünde bulundurularak “isteyen buyursun çalışsın, istemeyen haklarını alıp gidebilir” denilmeli. Yerel gazeteci, sadece madenleri devletten kiralayan Soma Holding’in değil madenlerin sahibi Türkiye Kömür İşletmeleri ve Ege Linyit İşletmeleri yetkilerinin de soruşturmaya dâhil edilmesi gerektiğini düşünüyor.
Şu anda soruşturmayı yürüten savcılar delil toplama ve iddianameyi hazırlama sürecinde. Bilirkişi heyeti madende inceleme yaptı ve maden yatağı Soma Holding’e teslim edildi. Hukukçuların eleştirdiği noktalardan biri de bu. Çünkü maden hâlâ sıcak olduğundan ve göçük kapandığından bilirkişi heyeti madenin içinde kazadan hemen sonra girdiği noktadan öteye geçemedi. Yani henüz yeterli inceleme yapılıp yapılmadığı meçhul. Ayrıca işletmeciye teslim edilen madende delillerin karartılması riski var. Avukatlar, Soma Cumhuriyet Savcılığı’na başvurup dava açılana kadar ocağın işletmeciye tesliminin yanlış olduğunu, madene tekrar el konulmasını istediler.
 
Maden bölgesi basına kapalı

Maden civarında durumun nasıl olduğunu anlamak için Eynez’e gidip facia sonrasında çekim yaptığımız madenin giriş noktasını görmek istedik. Ama madenler bölgesi maden girişine kilometrelerce kala güvenlik noktasından itibaren giriş çıkışa kapatılmış ve basın özel izin alınmadıkça bölgeye sokulmuyor.

Bilirkişi heyetiyle madende keşif yapanlardan biri de Manisa Baro Başkanı Zeynel Balkız’dı. Soma’da görüştüğümüz Balkız maden ocağında insani çalışma koşullarının olmadığını ve tuvalet bile bulunmadığını söyledi. Çalışma anında madende sıcaklığın 45 dereceye kadar çıktığını tespit etmişler. Manisa Barosu ve pek çok avukat ölen madencilerin ailelerine hukuki destek veriyor. Ailelerde de avukatlarda da hissettiğimiz “kararlılıktı”. “Soruşturmanın ilk anından itibaren olay karartılmaya çalışıldı” diyen avukat Dağ “hukuki süreçten umutlu değiliz ama peşini bırakmayacağız” diyor. Savcı iddianamesini hazırladıktan sonra mahkeme heyeti sanıkların “kasıtla cinayet”ten yargılanmalarını isteyebilir ve dava sürecinde her şey değişebilir. Yani aslında bir anlamda süreç yeni başlıyor ve yaşam devam ettikçe umut da olmak zorunda.

Soma’dayken işçilerin haklarını savunmaya çalışan hukukçulardan ve sivil toplumdan sık sık duyduğumuz, kamuoyu baskısının önemiydi. Gözlerin Soma’ya çevrilmesi pek çok şeyi değiştirmiş. Şimdi de gözlerin hukuki süreçte olması gerekiyor. Ne kazadan sağ kurtulanlar travmayı atlatmış ne yakınlarını kaybedenlerin acıları dinmiş. Kimi rüyalarında kaybettiği eşiyle konuşuyor, kimi tavana bakıp yanında ölen arkadaşlarının isimlerini sayıyor, çoluğunu çocuğunu bırakıp psikolojik tedavi görmek için haftada 6 günü İzmir’de bir klinikte geçiriyor. Hukuki süreci de Soma’nın genel ruh halini de tanımlayan kelimeler “belirsizlik ve bekleyiş”. Üç madenin kapanması hayatı durdurmuş. Güvenlik önlemlerinin alınması kaydıyla madenlerin açılmasını istiyorlar çünkü madenden başka geçim kapısı yok. En büyük öfke, sanayileşme tarihinin bu en büyük facialardan birinin ‘olağan’ karşılanması. Tek teselli ise adaletin yerine gelmesi olabilir.


Haber dizisinin önceki bölümleri:

Soma Unutuldu mu?

Ölüm madencinin kaderi mi?

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
?
?
?
?

P24’E BAĞLAN

Güncel bilgilerilerden /duyurulardan haberdar olmak için mail listemize kayıt olun.

Powered by PXLDeN Design