Türkiye devletinden Türk devletine
Anayasanın dili siyasileştiği ölçüde toplumun bütünün kucaklayıcı özelliği çok azalıyor ve anayasalar daha ilk günden tartışılır oluyor, oysa metne evrensel ilkelerle bezenmiş bir hukuk mutlak egemen olsa anayasaların kucaklayıcı niteliği, toplumsal uzlaşma çok artar
Terörist Dediğin Kuş Misali: Bugün Bana, Yarın Sana
Mehmet Uçum’un temsil ettiği kafa yapısı, ötekileştirici ve rencide edici bir dille TMK’yı silah olarak kullanıp, halen siyasi mahpusları terörist diye yaftalayabiliyorsa isterseniz Norveç’ten anayasa ithal edin, bu ülke bir milim ilerlemez. Gelinen noktada kabine değişikliği de yetmeyecektir
Hala buradayız
İnsan sormadan edemiyor; bizim annelerimiz “kayıpları” için az mı mücadele etti? Az mı coplandı? Az mı yargılandı? Az mı feryat etti? İnsan hakları savunucuları az mı devletle karşı karşıya geldi? Kuşkusuz ki kıyaslamak doğru değil, hele ki “kayıplar” gibi bir insanlık suçu konusunda. Ama devletlerin tutumu pekâlâ kıyaslanabilir…
Barış Süreci: Bahçeli İstiyor, Ak Parti Bekliyor
Bahçeli, infaz düzenlemesinin bayram öncesi hayata geçmesi, mahpuslara daha geniş haklar tanınması, meclis komisyonlarının oluşturulması ve İmamoğlu’nun tutuksuz yargılanması konusunda ısrarcı. Sürece dair yepyeni bilgileri ve Suriye’deki yeni özerk yönetim planını yazdım
Basın Tarihi: Konuşmadığımız Bir 19 Mayıs Daha Var…
19 Mayıs 1915’teki pek bilmediğimiz hazin durum… Ayhan Aktar’ın resmi kaynakları tarayarak üzerinde geniş bir çalışma yaptığı ilkini fazla bilmiyor ve konuşmuyoruz. Neden? Anlaşılan o ki Türkiye her şeyi siyasallaştırıyor, tarih bilimini de…
Okumalar, değinmeler
Hikâye anlatıcısı Kara Hüseyin’den her fırsatta sözederim. En meşhur hikâyesi Atatürk ile Hitler’i at arabası ile gezdirdiği hikâyedir. Hüseyin, iki kara kısraklı arabası ile Unkapanı’nda beklerken yanına bir yaver gelmiş, “Paşa seni ve arabanı istiyor, misafiri var” demiş. “Hay hay” demiş Kara Hüseyin
“Silahları bırakıp savaş açtılar!” Nasıl yani?
Savaş, acı, kan, gözyaşı, ölüm ve yıkım demektir. Savaşın ne olduğundan habersiz uydurukları kendi bunalımları ile baş başa bırakmak ve sahici bir barışın hala uzun soluklu bir demokrasi mücadelesi konusu olduğunu kavramak gerekir