Okumalar, değinmeler
“1950’ler, yoksulluktan söz etmenin çok kolay olmadığı bir dönem. Bu, anti-komünizmin, siyaseti ve fikir hayatını çok ciddi bir biçimde etkilediği, Lenin’e benzetilen resimler, orak çekice benzetilen şekiller gibi, ‘sefalet edebiyatı yapmak’ suçlamasının suçlananlar için ciddi sonuçlara yol açabileceği bir dönem.”
Güzel günler göreceğiz umudunu sahipsiz bırakmayalım
1 Mayıs’ın özellikle yakın tarihimiz itibarıyla hikâyesi burada özetlediğimden daha kapsamlıdır. Sadece kısaca hatırlatmaya çalıştım. Bu hatırlatmanın meramı ise, demokrasi ve özgürlüklerin “bahşedilen” değil, “kazanılan” hakların öğrettiği bir kültür ve uygarlık düzeyi olmasıdır
Kardeş, soydaş halklar, cumhuriyetler ne demek?
Keşke dünyadaki tüm devletlerin vatandaşları için kardeş kelimesini kullanabilsek… O zaman bir itirazım olmayacak, hatta ne güzel, ne insani bir tutum diyeceğim ama bu kardeş, soydaş kavramlarını sadece kendilerine Türk devletleri diyen ülkelerin vatandaşları, halkları için kullandığımızda sanırım bizim Anayasamız bağlamında bir hukuk sorunu ortaya çıkıyor
Kopukluk ve “Anadolu Kırılması”
Ekonomik krizin uzatılmış biçimde sürüp gitmesi ve hatta dişlerini sürekli daha sert biçimde halkın geniş kitlelerine geçirmesi, kötü yönetime yönelik algıların artması ve faturanın başkanlık sistemi ile sistemin odağında Cumhurbaşkanlığına kesilmesi, Yozgat’ta su yüzüne çıkan “Anadolu Kırılması”nı yaşattı